30 Mart 2017 Perşembe

Aile Planlaması



Aile Planlaması


Toplumların eğitim düzeyi yükseldikçe, doğurma oranı azalma gösterir. Bu, doğum kontrolü ve kürtaj uygulamalarının bir sonucudur. Günümüzde,kadınlar eskisine göre ilk adetlerini daha erken yaşta görmekte ve cinsel ilişkiye daha erken başlamaktadır. Doğum oranı azaldığı için, (kesin bir korunma yöntemi olmamakla birlikte) emzirme doğum kontrolüyle ilgili önemli bir etki de görülmemektedir. Bu nedenle, herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanılmadığı takdirde, çocuk sayısını sınırlandırmak bugün daha da zordur. Yaygın olarak kullanılan doğum kontrol yöntemlerini şu şekilde sıralayabiliriz:




  •  Doğum Kontrol Hapları
  • Uzun etkili doğum kontrol yöntemleri (enjeksiyon,implant vs)
  • Spiral
  •  Bariyer yöntemleri (diafram, spermisid, prezervatif vs)
  •  Doğal yöntemler (takvim ve çekilme yöntemleri)
  • Cerrahi sterilizasyon (kısırlaştırma)


Ülkemizde bunlardan hangisinin ne oranda kullanıldığı hakkında yeterince bilgi sahibi değiliz. Ancak gelişmiş ülkelerde, en çok kullanılan yöntem doğum kontrol haplarıdır; özellikle cinsel yolla bulaşan hastalıklar nedeniyle, son yıllarda prezervatif kullanımı da artmaktadır. Daha çok kadınlarda olmak üzere, her iki cins için de cerrahi kısırlaştırma yöntemi kullanımında dikkat çekici bir artış gözlenmektedir.

Aile planlaması yöntemlerini şu şekilde de sınıflandırabiliriz:


1. Dönüşümsüz yöntemler: Sonradan hiç çocuk istemeyen çiftler için cerrahi kısırlaştırma yöntemi önerilir. Bunun tekrardan düzeltilmesi mümkündür ama, düşük bir olasılıktır. Yan etkilerinin çok az olması ve nispeten basit bir yöntem olması nedeni ile tercih edilir. Erkek kısırlaştırması, lokal anestezi altında 10-15 dakika süren bir işlemdir. Kadın kısırlaştırma işlemi ise, genel anestezi altında laparoskopik yöntemle 15 dakikada yapılan ve hastanın aynı gün evine gönderildiği, basit bir cerrahi girişimdir. Açık ameliyat (minilaparoto-mi) ile yapılırsa hasta birkaç gün hastanede kalabilir. Başarısızlık oranları, erkek sterilizasyonunda % 0.1-0.15, kadın sterilizasyonunda ise % 0.2 civarın-dadır. Yapılan çalışmalar, cerrahi yöntemlerle kısırlaştırılan kadınlarda yu-murtalık kanseri görülme sıklığının azaldığını ortaya koymuştur. Kısırlaştırma işleminin, cinsellik üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olmadığı gösterilmiş-tir. Adet kanamaları üzerindeki etki ise, %100 değildir. Çoğu yayında adet kanamalarında değişiklik olmadığı bildirilmektedir ama, bazen kanamada artış gözlenebilir.

2. Dönüşümlü yöntemler: Daha sonra çocuk isteyen çiftlerde uygulanır. Hastanın tercihine, kullanıma engel oluşturan bir hastalığının olup olmamasına ve bilinç durumuna göre farklı yöntemler seçilebilir. Başarısızlık oranları, bazı yöntemler için hastanın uygulamadaki başarısına göre değişir. Takvim yöntemi % 9-25, çekilme yöntemi % 4-19, kombine doğum kontrol hapları % 0.1-3, yalnızca progesteron içeren haplar % 0.5-3, spiral % 0.1-2, cilt altı implantları % 0.05, depo enjeksiyonlar % 0.3, spermisidler % 6-26, servikal kep %9-40, diafram+sper-misidler % 6-20 ve prezervatif % 3-14 başarısızlık riski taşır. Doğum kontrolünün yetersiz uygulanması, kürtaj oranlarında artışa yol açar.Bu, hem halk sağlığı hem de ekonomik açıdan çok daha fazla maliyet getirir.Ayrıca, giderek yaygınlaşan cinsel yolla bulaşan hastalıklar da göz önüne alınarak hastaların bilinçlendirilmesi ve özellikle birden fazla partneri olan kişiler için prezervatif kullanımının desteklenmesi gerekir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder