28 Nisan 2017 Cuma

Alerjik Hastalıklarda Tedavi


Alerjik Hastalıklarda Tedavi 



Alerjisi olan hasta için en iyi tedavi, suçlu alerjenden uzaklaştırılmaktır. Birden fazla alerjene karşı duyarlılığı olan hastalar için, uzaklaştırma az da olsa semptomların kontrolünde yeterlidir. Alerjenlerden kaçınma, hastalık semptomlarını azami seviyeye çekecektir.




Alerji Sebepleri




Ev tozu akarları %50 civarında nemister. İhtiyaç duydukları nem ve sıcaklık insanlar tarafından tercih edilen seviyededir ve besinlerini deriden sağlayıp yıllarca insan derisi üzerinde yaşamlarını sürdürürler. Ev tozu akarı yoğunluğunun azaltılması, evde nemin %o25-45 düzeyinde tutularak nem kontrolünün sağlanması, kimyasal kontrolün sağlanması (benzil benzoat, tannik asit) ve yatak takımlarının 60°C üzerindeki sıcaklıklarda yıkanması ile sağlanabilir.

Kedi ve köpek en sık ikinci ev içi alerjenlerdir. Hayvan döküntüleri (özellikle kedi döküntüleri) de alerjik rinitli birçok hasta için önemli bir faktördür. Genel olarak alerjenler kedilerin sebase öz bez salgılarının kuruduktan sonra parçalanıp havaya karışması sonucu ortaya çıkar. Bu partiküller oldukça küçük çaptadır. Kedi antijeni özellikle halı ve döşeme gibi alanlarda bol bulunur ve kedi uzaklaştırılsa bile aylarca etkili olabilir ve elbiselerle de taşınabilir.

Kaynağın ortamdan uzaklaştırılması (en azından yatak odasına sokulmaması) dışında, kaynak olabilecek eşyaların da uzaklaştırılması, aynca ortamın vakumlu süpürgeler veya hava filtreleriyle alerjenlerden temizlenmesi ve haftalık olarak yıkanması gibi kontrol yöntemleri gerekir.’ Mevsimsel alerji sıklıkla ev dışı alerjenlere bağlıdır. Ilıman iklimlerde ağaçlardan, yabani otlardan, çimenlerden ve uzaklardan rüzgarla gelen polenler alerjiye neden olur.

Ayrıca çevre kirliliği polen alerjenlerinin etkisini arttırmaktadır. Polen mevsiminde kıyafetleri çamaşır makinesinde yıkamak, bahçe işlerinden sonra duş almak gibi önlemler polenlerin etkisini azaltabilir. Küf mantarlan ev içinde ve dışında önemli alerjenlerdir. Gelişmeleri sıcaklık ve yüksek neme bağlıdır.

Ev dışında küf mantarlarından sakınmak için ağaçlık alanlardan, ambar, ahır gibi 29 ortamlardan, ağaç yaprağı birikintilerinden uzak durmak gerekir. Ev içinde ise küf mantarları özellikle nemli ve havasız ortamlarda (banyo, bodrum) daha yoğundur. Ev bitkileri de (özellikle saksı toprağı) önemli küf kaynağıdır. Küf mantarları da akarlarda olduğu gibi nemin azaltılmasıyla geriler.

Görülebilen küfler seyreltik çamaşır suyu ile veye özel preparatlarla temizlenmelidir. Banyo ve bodrumun havalandırılması da küfün azaltılması için önemlidir. Sıkça gözden kaçan bir alerjen kaynağı da hamam böcekleridir. Çoğunlukla sosyoekonomik düzeyin düşük olduğu evlerde bulunur; bu evlerde olasılıkla en çok bulunan yabancı protein bu hayvanlara aittir.

FARMAKOTERAPİ 

Antihistaminikler alerjik rinit tedavisinin en önemli araçlarından birisi olmuştur. Son zamanlarda geliştirilen antihistaminiklerde belirgin antienflamatuar etkiler de vardır. Topikal uygulanan antihistaminikler Hangi antihistaminik seçilirse seçilsin, bilinmelidir ki bu ajanlar alerjik rinitin rinore, hapşırma, kaşıntı gibi “yaş semptomlan”nı azaltır.

Etkilerini organdaki histamin reseptörleri ile kompetesyona girerek gösterirler; Burun tıkanıklığı ve konka ödemine karşı etkili değildirler. Kortikosteroidler alerjik rinit tedavisinde en etkili farmakoterapi yöntemidir. Nazal steroidlerin uygun kullanımda sistemik etkilerinin önemsiz düzeyde olduğu iddia edilmektedir.

Hekimler steroid reçete ederken hastalara düzenli kullanımdan, başlangıç dozundan sonra semptomlan kontrol altına alan en az doza inmeleri ve düzenli olarak yan etkileri takip etmeleri gerektiğinden, ayrıca tedavinin sürekli olmasının zorunluluğundan söz etmelidir.

Tedavi süresince hasta hekimin kontrolü altında bulundurulmalıdır. Kortikosteroidler allerjik semptomlarda, potansiyel yan etkiler pahasına, etkili bir düzelme sağlar. Dekonjestanlar (Alfa-Adrenerjik Agonistler) vazokonstriksiyon yaparak ödemli bölgeye kan akımını azaltır. Topikal kullanımlan oral kullanımlarından daha etkilidir. Dekonjestanlar, solunum yolları mukozasındaki alfa adrenerjik reseptörlere vazokonstriksiyon yaptırarak ödemi azaltır. Efedrin, psödoefedrin veya fenilpropanolamin gibi yaygın kullanılan dekonjestanların bir antihistaminiğe eklendiği preparatlar, kısa süreli kullanımda klinik etkinliği arttırabilir. Dekonjestanlar oral yoldan, topikal sprey veya damla olarak verilebilir.

Topikal uygulamanın etkinliğinin daha fazla olmasına rağmen, hızlı ribaund rinit ve sonuçta rinitis medikamentoza gelişimi potansiyeli, topikal dekonjestanlann kullanımını kısa süreli olarak kısıtlar. Oral kullanımında bu etki görülmez ancak, oral kullanımda, aritmi, çarpıntı, tremor ve hipertansiyon gibi yan etkiler görülmektedir. Yan etkileri ortaya çıktığında ilaç kesilmelidir. Kromolin Sodyum, duyarlılaşmış mast hücreleri içeren muköz membrana topikal olarak uygulanır ve mast hücresi membranı üzerinden kalsiyum taşınmasını azaltarak degranülasyonu ve medyatör salınımını engeller. Kromolin sodyum hem mevsimsel hem de perennial allerjik rinite iyi gelir ve akut ve geç faz alerjik reaksiyonu engelleyebilir.

İlaç en çok alerjen yüklemesi öncesi kullanıldığında etkilidir ve en iyi etki mevsim öncesi yüksek IgE’si olan hastalarda görülmektedir. Allerjik reaksiyonları önlemede allerjenle karşılaşma öncesi uygulanırsa başarılıdır, allerjik reaksiyon başladıktan sonra ise etkisi daha azdır. Şiddetli veya perennial semptomlu bazı hastalarda kromolin başarılı olmayabilir, fakat yan etkilerden yoksun oluşu, özellikle hastalann allerjenle karşılaşma olasıliğı öncesinde kullanabilmeleri nedeniyle semptomlan azaltmak için iyi bir seçim olabilir. Antikolinerjikler, allerjik rinit semptomatolojisinin neredeyse yalnızca rinore komponentine karşı etkilidir.

İMMÜNOTERAPİ 

Semptomların alerjenden kaçınma ile önlenemediği, farmakoterapi ile kontrol altına alınamadığı ve perennial semptom varlığında yıl boyunca medikal tedavinin mümkün olmadığı durumlarda immünoterapi düşünülür. Uygun immünoterapi doğal alerjenle temaslarda toleransı artırır ve semptomlarda belirgin düzelme sağlayarak direnç tedavisine gereksinimi azaltır. Çoğunlukla tedaviye 2-5 yıl devam edilir. Etki alerjene spesifiktir ve ortaya çıkışı yavaştır. Polen, ev tozu akan, hayvan tüyü ve mantara karşı başarı nettir.

İmmünoterapiye rağmen ikinci yılda semptomlarında düzelme olmayan hastalarda tedavi sonlandırılmalıdır. Blokan antikor olan ve antijene spesifik olarak gelişen IgG düzeyi artarak spesifik IgE’lerin reseptörlere bağlanması engellenir. Böylece mast ve bazofil hücreleri degranüle olamadıkları için medyatör salınımı yapılamaz. İmmünoterapi antijene spesifik supresör T-lenfositlerinin artışına neden olur. Böylece allerjik mekanizmanın başlaması engellenmiş olur. Farmakoterapinin semptomatik tedavi olmasına karşın immünoterapi nedene yöneliktir. Alerjene karşı kesin tedaviyi sağlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder