29 Nisan 2017 Cumartesi

Beyin Hastalıkları ve Göz


Beyin Hastalıkları ve Göz




Beynin yapısı ile gözün yapısı birbirinin benzerdir; yani ilk başlangıçtan itibaren, ilk hücreler de çoğalma görüldükten sonra, kardeşlik oluyor. Bazı hücreler vücudun bazı bölümlerini, bazı



hücreler de başka bazı bölümünü oluşturuyor. Gözün ve beynin ana hücreleri aynıdır. Bu yüzden beyinde bir problem olduğunda gözde de benzer bir problem belire biliyor. Örneğin multipl skleroz (MS) hastalı­ğında, beyindeki damar tıkanıklıklarında, beyindeki da­mar genişlemelerinde, Alzheimer’de ve birçok başka ilti­hap hastalıklarında, yalancı tümörlerde gözde ya görme kaybı ya çift görme ya bulanık görme ya da yarım görme gibi belirtiler gözlemlenebiliyor veya yüzün bir tarafında kasılma, seğirme gibi problemler baş gösterebiliyor. Nöro-oftalmo-loji, beyin hastalıklarının daha önce teşhis edilmesinde fayda var.

Yani gözde ortaya çıkan herhangi sorun, tedavide çok önemli bir basamak teşkil ediyor.
Evet ve hatta hastaya da o işareti veriyor, doktora gitmesini sağlıyor. Kimse, “Benim beyin tümörüm var” diye şüphelenmiyor, her beyin tümörü de erken dönemde baş ağrısı, bulantı, kusma yapmıyor, ama hasta, “Görmem­de bir problem var” diye geldiği zaman, yapılan muaye­nede biz tümörün izini saptayabiliyoruz. Dolayısıyla ilk, açılan kapı, nöro-oftalmoloji ya da göz hastalıkları ola­biliyor.

MS’te özel bir görme kaybı olabiliyor mu?


Olabiliyor, bu görme kaybı iki şekilde gerçekleşebiliyor. Bir tanesi, göz siniri etkilenebiliyor ve görme kaybı olabili­yor. Bu görme kaybı da geçici bir kayıp değil, uzun süre­biliyor, bazen de iz bırakabiliyor. İkincisi, göz kaslarını işleten sinirlerde problem yaratması. O zaman da çift görmede, demin söylediğim gibi titreme olabiliyor, çevre devamlı titriyormuş gibi gözükebiliyor. Zaten bazen MS teşhisini göz bulgusuna bakarak koyabiliyoruz. Önemli bir kas hastalığı olan “miyasteni gravis” hastalığında da yine benzer şekilde hastalar genellikle ya çift görme ya da gözkapaklarında düşüklükle geliyorlar. İnceleme yapıyoruz ve o zaman da kas hastalığı saptayabiliyoruz. Gene ilk belirti gözde olabiliyor.

Beyin ağrımaz, göz ağrır
Göz ağrır mı?
Beyin ağrımaz, ama göz ağrır.
Dayanılmaz bir ağrı mı?

Gözün içinde birçok sinir hücresi bulunur , ağrıyı bu hücreler yansıtır. Gözün önünde ve içinde göze ağrıyı taşıyan sinirler bulunur. Dolayısıyla göz içinde iltihap olduğu zaman da ağrır, gözün önünde bir yabancı cisim olduğu zaman da ağrır, göz siniri iltihap atacağı zaman da ağrır, multipl sklerozda gene ağrır. Bunların hepsi ağrı yapar.

Yani gözümüz ağrıdığında o acıyı hissedebiliyoruz…
Evet, ağrıyı hissedebiliyoruz. Beyin gibi değil.

Sigara gözü kurutuyor


Gerek sigara, gerek alkol kullanımı olsun, bütün bu alışkanlıklarımız gözlerimize de zarar verebiliyor mu?

En sık kullanılandan başlamak da fayda var. Sigara kuru göz ya­par, kataraktı ilerletir, gözün gören noktasının bozulma­sına yol açar. Alkole gelince, sık alkol kullanımı, hele beslenme bozulacak düzeyde olan kronik alkol kullanı­mı, göz sinirindeki B vitamini metabolizmasını bozduğu için başlangıçta geri dönülebilen, ama ileri dönemlerde geri dönülmez görme kaybı yaşatır. Eğer kötü bir alkol, mesela metil alkol alınmışsa, aniden körlük olur; çünkü beyin bundan etkilenir. Saatler içerisinde belki tedavi edilebilir, ama daha önce söylediğim gibi 6 saatin öte­sinde pek işe yaramıyor. Bununla da zaman zaman kar­şılaşıyoruz, ispirto içmek, kolonya içmek gibi. Madde bağımlılıklarına ilişkin şunu söyleyebilirim: Diğer toksik madde bağımlılıkları da, her türlü uyuşturucu da gene göz sinirine toksik etkisinden dolayı, yavaş yavaş ya da aniden, geri dönülmez görme kayıplarına yol açabiliyor.

Rakı zehirlenmeleri olmuştu.

Maalesef onlarda geri dönüş olması imkansız. Çünkü orada sa­dece göz sinirinde değil, aynı zamanda beyindeki bazı merkezlerde bozukluk oluyor, yani sadece görme bozuklu­ğu değil, başka sorunlar da meydana geliyor.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder