26 Nisan 2017 Çarşamba

Boğaz Enfeksiyonu Faranjit Nedir


Boğaz Enfeksiyonu, Boğaz Enfeksiyonları (Faranjit Nedir)


Boğaz enfeksiyonları (Faranjit Hastalığı) bütün nazofarinks ve orofarinksin mukozasını tutabileceği gibi (faranjit), lenfoid dokuyla (tonsillit) kısıtlı da kala­bilir. Farinkste yanma ve kaşıntı, daha sonra mukus ile karışık püyün yaptığı tahriş öksürü­ğü ileri vakalarda boğaz ağrısı, ateş, ağrılı servikal lenfadenopatiyle tanımlanan farinjitler viral, bakteryel ya da fungal enfeksiyonlara bağ­lı olabilir. Vakların büyük bir bölümü viraldir. En sık rastlanan etkenler enfluenza virüs­leri, paraenfluenza virüsleri, adenovirüsler, respiratuar sinsisyal virüsler ve rinovirüslerdir. Bakteryel enfeksiyonlarda en çok streptokok­lar sorumludur.

Faranjit Nedenleri



Yaygın faranjite neden olabilen difteri ve gonokoksik enfeksiyonlar ender görülür ancak önemlidirler. Sifilis farinjitinde sümüklü böcek izi gibi ileri derecede bulaşıcı ülserler görülür. Tüberküloz çoğunlukla akciğer tüberkülozu ile ilişkilidir. Boğaz kültürü hem temsillerden hem de farinks arka duvarından alınan materyelden yapılır.Membran oluşumuna yol açan hastalıklar ara­sında enfeksiyöz mononukleoz, Plaut Vincent anjini, difteri, Behçet Hastalığı ve kandidiyazis sayılabilir. Genellikle kirli gri-beyaz membranın görüldüğü enfeksiyöz mononukleozda yüksek ateş, yaygın lenfadinopati, hepatosplenomegali bulunur. Epstein Barr virüsüne özgü antikor testleri ya da hetorofil antikorların sap­tanmasıyla tanı konur. Ateş ve splenomegaliyle birlikte farinjitin görüldüğü öteki hastalıklar, adenovirüs, koksaki ve herpes virüs enfeksi­yonları, lenfoma ve hematolojik habis hastalık­lardır. Toksoplazmozda da farinjite ek olarak ateş ve genel lenfadenopati bulunabilir. Floresan antikor testiyle tanı konur. Mantar enfeksi­yonlarında en sık rastlanan etkendir. Özellikle ağızdan antibiyotik kullananlarda ve zayıf düşmüş hastalarda kandida beklenebilir. Mukozanın üzerinde beyaz plaklar oluşur. Ülserasyon ve nekrozun bulunması, kan diskrazileriyle, agranulositer anjini düşündürmeli­dir. Özellikle kadınlarda görülen yüksek ateş ve kanda polinükleer lökositlerin sayısının düşmesiyle tanımlanan agranülositozun nede­ni bazı ilaçların kemik iliğine toksik etkisidir. Genellikle hasta kaybedilir. Tonsillektomili ki­şilerde lateral faringeal bandlarda ileri derece­de hipertrofiyle tanımlanan kronik lateral farinjitde, öksürük, ses kısıklığı ve devamlı bo­ğaz temizleme hissi bulunur. Farinjitis sikka (atrofik farinjit) diyabet ve nefritli hastalarda görülür ve genellikle atrofik rinitle birliktedir. Boğazda ileri derecede kuruma ve kabuklan­ma vardır. Farinks arka duvarı kuru, kırmızı ve parlaktır.

Farinks mukozası üzerinde döküntülerin gö­rüldüğü enfeksiyon hastalıklardan kızamıkta molar dişler hizasında beyaz Koplik lekeleri hastalığın ikinci günü başlar. Vücuttaki dökün­tüler meydana çıkınca kaybolur. Mikoplazma enfeksiyonları, eritema multiform ve akut vaskulit sendromlarmda (kızıl, toksik şok sendro-mu, Stevens Johnson sendromu) da farinks mukozasında döküntüler görülebilir. Toksik şok sendromunun genellikle tampon kullanı­lan vakalarda (vagina, burun, nazofarinks) ge­liştiği görülmüştür. Vakaların hemen hepsinde ekzotoksin yapan stafilokokus aureus enfeksi­yonuna rastlanmıştır. Hastalarda yüksek ateşe eşlik eden boğaz ağrısı, kusma, terleme ve de­ri döküntüsü bulunur. Farinks yaygın olarak hiperemik görünümdedir. Çok kısa süreli geli­şebilen hipotansiyon, ortostatik senkop ve şok durumları yakından izlenmelidir. Bu hastalık mukokutanöz lenf bezi hastalığına (Kawasaki hastalığı) benzer. Azotemi ve trombositopeni ile karaciğer işlev bozukluğunu gösteren laboratuvar bulguları tanıda önemlidir.

Faranjit Tedavisi


Viral farinks enfeksiyonlarında, semptomatik tedavi yeğlenir. Tahriş edici etkenlerden (sigara, toz, duman) uzaklaşılarak, yerel te­daviyle (poviodlu gargara) hastalık kontrol altına alınabilir.Streptokokkal enfeksiyonlarda ise ağız yo­luyla ya da parenteral penisilin kullanılabi­lir. Kullanım kolaylığı nedeniyle ağızdan penisilin yarı sentetik penisilin türevleri (amoksisilin, sulbaktam ampisilin, amoksisilin klavulonat, eritromisin) önerilir.Mantar enfeksiyonlarında en iyi tedavi yolu nistatin kullanılmasıdır. Topikal olarak, klotrimazol ya da sistemik ketokonazol ya da flukonazol kullanılabilir.

Daha çok ağız bakımı bozuk olan kişilerde, okullarda, askeri kamplarda görülen Vincent anjininde genellikle penisilin tercih edilmektedir. Bu durumda ağız temizliği ve hijyeni ile tedavi daha kısa zamanda başarı elde eder. Tedaviye metronidazol, ornidazol gibi antianaerobiklerin eklenmesi de yararlı olur. Mikoplazma enfeksiyonlarında ilk seçenek makrolidlerdir. Toksik şok sendromunda, hipotansiyon, hipovolemi ve şok durumlarının önlenmesi için kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin hastaya verilmesi hemen alınması gereken önlemlerdir. Kandan ve boğaz mukozasından alınan örnek gram boyasıyla boyanmak, kültür yapılmalıdır. Beta laktamaza dirençli bir penisilin (sul­baktam ampisilin, amoksisilin klavulonik asit) ya da bir sefalosporin kullanarak teda­viye başlanmalıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder