29 Nisan 2017 Cumartesi

Cinsellik : Cinsel İşlev Bozuklukları


Cinsel İşlev Bozuklukları


Cinsel kimlik küçük yaşlardan itibaren ortaya çıkmakta ve belirlenmketedir. Puberte (ergenlik) dediğimiz dönemde kadın ve erkekte doğurganlık fonksiyonlarının başlamasıyla cinsellik daha aktif bir rol oynar. Temel dürtü, türün devamı için üreme organları aracılığı ile, iki cins tarafından, üreme hücrelerinin bir araya getirilmesidir. Ancak hayvanlarda belli mevsim veya dönemlerde sadece çoğalmak için yapılan cinsel birleşme , insanlarda sevgi gösterisi, sosyal, psikolojik ve fiziksel bir gereksinim gibi pek çok anlam kazanmaktadır.




Cinsel İlişki


Cinsel ilişki kişiden kişiye değişmekte aynı zaman toplumdan topluma farklı anlamalar içermektedir veya farklı bir kavramı anlatıyor olabilir.Bazılarına göre özellikle ergenlik döneminde ve çocuklukta  cinsel ilişki sadece öpüşmek iken, bazılarına göre televizyon,sinema,dergiler veya internette gördüğü bazı resim veya filmlerdir. Böylece bir olayı konuşmak,ele ele tutuşmak, öpüşmek veya herhangi bir ten temasından gerçekten cinsel organların döllenmeyi sağlayacak şekilde birleşmesi insanlar tarafından cinsel bir işlev veya onu hatırlatan bir eylem olarak algılanabilir.Bu tanımdan da anlaşılacağı gibi, cinsellikle ilgili sınırsız düşsel kurgular ve senaryolar üretilebilir. Bunlar kişinin ailesine, bulunduğu topluma, kendi deneyimleri ve hayal gücü ile alakalıdır. Böylece çok farklı nedenlerle cinsel işlevlerde bozukluklar olabilir. Cinsel işlev bozukluklarının %90-95 yukarıda anlattığımız sosyal, psikolojik ve duygusal nedenlere dayanırlar. Bozukluklarını tanımlamadan önce normal cinsel ilişkiyi tanımlamak gerekir. Burada çoğunluğun kabul ettiği cinsellik, cinsel işlev ve bunların bozukluklarından bahsedilecektir.

Normal cinsel ilişki;
1)İstenilen kişi ile
2)İstenilen yerde
3)İstenilen zamanda
3)İstenilen şekilde yapılan ilişkidir.

Buradan da görüldüğü gibi normal cinsel ilişkide ilk ön koşul ilişkinin karşılıklı istenmesine bağlıdır. Diğer ön koşullar ise kişilerin kendilerine ait tercihlerinden oluşmaktadır (yer,zaman,kişi,şekil). Dolayısı ile normal bir ilişki bir birini isteyen iki insanın herhangi bir yerde , herhangi bir zamanda , herhangi bir şekilde yapabilecekleri bir eylemdir. Burada sizlere cinsel ilişki ve cinsel işlevlerdeki bozukluklardan bahsedeceğiz.

Cinsel İlişkinin Fizyolojisi


Cinsel organlar pek çok hormon aracılığı ile olgunluğa geçişte önemli değişikliklere uğrar ve döllenmeye uygun hale gelir. İçgüdüsel olarak var olan çiftleşme veya cinsel birleşme isteği “libido” olarak bilinmektedir. Cinsel isteği kişinin biyolojik,ruhsal ve sosyal çevresinden pek çok faktör etkiler. Yoğun stres, yorgunluk, acılar , hastalıklar libido durumuna etki ederler. Libido varsa ve istenilen bir partner de bulunursa cinsel ilişki başlar ve bazı aşamalardan sonra orgazm denilen doruk noktasına ulaşır. Orgazmı gevşeme ve bedensel ve ruhsal bir rahatlama durumunu beraberinde getirir. Libido tek başına cinsel ilişkiyi başlatan bir etken değildir. Buna ek olarak bazı uyarıcıların ve karşılıklı beğenilerin harekete geçmesi gerekir. Bu uyarılar kişinin cinsel eğitimi, hayal gücü, çocukluk ve gençlik anıları, deneyimleri , ruhsal ve sosyal durumu ile yakından ilgilidir. Uyarılar dokunarak, görsel ve işitsel olabilir. Genellikle cinsel organlara dokunma (clitoris-bızır-, vajen girişi, büyük ve küçük dudaklar, penis, testisler, meme uçları,kasık vb) uyarıcı olurken bazı cinsel olmayan organ ve (erojen) bölgelerde (dudak, boyun, kulak memesi, kasık ve uyluk iç kısmı,göbek ,sırt vb) bu uyarıyı oluşturabilir. Görsel ve işitsel uyarılar (genellikle cinsel ilişkiyi çağrıştıran erotik film,resim, dergi), kişiden kişiye çok fazla değişiklik gösterebilen uyarılardır.
Böylece bir cinsel istek eyleme dönüşürken sırasıyla aşağıdaki aşamalar görülür,

1. Heyecan veya uyarılma aşaması
2. Hazırlık veya Plato aşaması
3. Orgazm aşaması
4. Gevşeme aşaması

1. Heyecan veya uyarılma aşaması :

Cinsel ilişkinin ilk aşamasıdır. Fiziksel ve duygusal uyarılarla başlayıp devam edebilir. Daha çok bir oyun gibi algılanan ve (foreplay) ön sevişme de denilen dönemde ortaya çıkan durumların genel adıdır. Belki de cinsel ilişkinin ilk ve en önemli durumudur. Eşlerin birbirine dokunması, her iki insanın birbirlerinin vücutlarını sevgi ve istekle, zevk verecek bir şekilde kullanmaları gereklidir.

Bu dokunma veya ön sevişmenin, her iki tarafında isteyerek yapmaları koşulu dışında, kesin kuralları yoktur. Ancak genellikle eşlerin tam cinsel ilişkiye geçmeden önce yeterince uzun bir süre (15-30 dk), genellikle erojen bölge ve organlara dokunarak, birbirlerini cinsel ilişkiye hazırlamalarının gerekmektedir.Bu hazırlık dönemi isteyerek ve severek başlatılıp sürdürülmeden, normal bir cinsel ilişki ve orgazm ( özellikle kadında) elde etmek zordur. Bu dönemde cilt, vajen, klitoris,rahim gibi pek çok organda dönüşümler ve değişimler olur. Kalp atımı ve solunum sayıları artmaya başlar. Vajen salgıları (transudasyon) artarak vajina kayganlaşır, klitoris sertleşerek kısalır, küçük ve büyük dudaklar kanla dolup şişer vajen girişi aralanır. Meme uçları sertleşir. Ciltte de renk değişiklikleri (kızarma ) olabilir. Bu aşama kişiye ve uyarıya göre değişiklikler gösterebilir ve dakika veya saatlerce sürebilir. Tüm bu değişiklikler kan damarlarında genişleme ve kaslarda kasılmalarla ortaya çıkar.

Erkekte bu dönemde ortaya çıkan başlıca değişiklik ereksiyondur. Penis içerisine dolan kanın geri dönememesi nedeniyle uzar, genişler, sertleşir ve testisler ve skrotum (torbalar) bu gerilme ve büyümeyi takiben yükselir . Bu aşama gerek çevre faktörleri ( ışık , gürültü , koku vb) gerekse duygusal faktörlerin (partnerin olumsuz davranışı veya ilişkiye katılımının azalması vb) etkisiyle sekteye uğrayabilir ( erkekte penisin ereksiyonu, kadında vajinanın kayganlık ve ıslanmasının kaybı )  bu durumlara bağlı kesilse de daha sonradan yeniden sağlanır.

2. Hazırlık veya Plato aşaması :


Kan göllenmeleri, kaslardaki gerilme ve kaslımalar artarak devam eder. Vajina uzar ve vajina girişi kasların kasılması ile penisi kavrayacak şekilde daralır. Vajina ve küçük dudaklar bu dokularda kan göllenmesine bağlı olarak kırmızıya yakın bir renk alırlar. Kasıktaki vajina etrafını saran kaslar kasılmış durumdadır ve vajina girişindeki bezlerden (Bartholin) salınan sümüksü bir akıntı ile penisin içeri girmesini kolaylaştıracak şekilde vajina girişi ıslanır ve gevşer . Kan basıncı, solunum sayısı ve nabızda yükselme artarak devam eder. Kadın ve erkekte göbek etrafı, boyun ve sırt gibi bölgelerde kırmızı renk değişiklikleri oluşabilir(sex flush). Kadında memelerdeki büyüme ve meme uçlarındaki sertleşme en üst seviyeye çıkar. Erkekte temel değişiklik olan ereksiyon sürer ve bazan ereksiyona ek olarak bir renk değişikliği görülebilir.

3. Orgazm aşaması :


Cinsel ilişkide doruk noktası olarak tanımlanan aşamadır. Pek çok sistemik değişiklikle beraber oluşur. Solunum hızlanır( dakikada 40 kez olabilir) , nabız (dakikada 180 ‘e ulaşabilir) ve tansiyon (büyük 30-80 mmHg, küçük 20-40 mmHg ) yükselir. Ciltte kızarıklık ve boyun ve göğüste hafif morluk, solunum ve ses telleri kaslarının kasılması ile seste kısılma ile istemsiz tüm vücut ve kasık kaslarında kasılmalarla birlikte orgazm denilen erkekte genellikle meninin boşalmasıyla cinsel ilişki durumu son bulur. Ses tellerinin kaslarındaki kasılma nedeniyle solunum hırıltılı bir hal alır ve gırtlaktan istemsiz sesler çıkabilir. Kadında orgazm erkekteki gibi kısa değildir ve uyarının sürmesi halinde sayısız ataklar halinde devam edebilir. Erkekte ise orgazm ortalama 8 saniye süren hızlı bir tepkiyle son bulmaktadır. Ancak cinsel ilişki sadece orgazm aşamasından zevk alınan bir durum değildir. Bu aşama özellikle erkekte ve genellikle meninin boşalmasıyla son bulan, döllenme için spermlerin boşaldığı bir zamandır. Orgazma kadarki aşamalar da karşılıklı zevk alımıyla devam eder ve orgazm durumunda doruk noktasına ulaşır.

4. Gevşeme aşaması :


Kadın ve erkekte oluşan değişikliklerin kaybolduğu aşamadır.Hafif bir terleme olabilir. Kadında kasılmalar biter , klitoriste sertleşme kaybolur, vajina kısalır ve renk değişiklikleri kaybolur, solunum sayıları , nabız ve tansiyon eski haline döner. Bu aşamaya orgazm olduktan sonra veya orgazm olmadan geçilebilir. Süresi orgazm olup olmadığına, uyarıların şiddetine ve kişiye göre farklılık gösterebilir. Kadında ve erkekte bu aşamada tekrar uyarılmayla yeniden ilişkiye başlama için bir süre geçmelidir. Erkeklerde tekrardan uyarılma durumu yaş ile beraber gecikmektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder