29 Nisan 2017 Cumartesi

Hipertansiyon ve İnme Hastalığı


Hipertansiyon ve İnme


Yüksek tansiyon söz konusu olunca, kol kola giren hastalıkları da böylece anlatmış oldunuz. Ama şimdi ister­deniz “inme”, “beyin krizi” dediğimiz hadiseyi konuşa­lım…
Beynin damarlarının pıhtıyla tıkanması veya kanamay­la beyin dokusunun harabiyetine “inme” olarak adlandırıyoruz. “İn­me “nin altında yatan sebep ise hipertansiyon.





Tansiyondan Ölüm

Türkiye’de yapılan Türk Kardiyoloji Derneği’nin de desteklediği THINK (Türkiye’de Hipertansif Hastalarda İnme Riski Araştırması) araştırmanın sonucuna göre hipertansif has­taların yaklaşık yüzde 17’si inme geçiriyor, yani bu çok ciddi bir olay. Özellikle ileri yaşlarda hipertansiyonun en hayati komplikasyonu, inme. Tabii inme, kalp krizi gi­bi çok rahat müdahale edilebilen, geri döndürülebilen ve ­ya tedavisi mümkün olmayan bir rahatsızlıktır. Onun için de hi­pertansif hastaların, özellikle inme geçirmemesi için kan basınçlarının gözlemlenmesi gerekir.

Hep söz ediliyor tek taraflı, çift taraflı felç diye. Yatağa bağlı olan genç insanların sayısı da gün geçtikçe artıyor. Demek ki belirli bir yaştan sonra ortaya çıkmıyor. İnme gerçekleş­meden hemen önce hiçbir şey yapamıyor muyuz? İnsanlar “tak” diye gidiyor mu? Belirtileri var mı? Mesela burun kanaması geldi ilk anda aklıma…

Burun kanamalarının altında hipertansiyon var mıdır diye her kontrol altına alınmalı. Ama her burun kanaması mutla­ka hipertansiyonla bağlantılı olmaya biliyor. Eğer hastanın hiper­tansiyonu var ve burnu kanıyorsa ve bu genellikle de kan basıncının yükseldiği ana denk geliyorsa, bunu hipertansiyona bağlayabiliriz bu da net bir saptama olmaz. Ama kan basıncı normalken ki­şinin burnu kanıyorsa, hipertansiyonu varsa bile gene de kanıyorsa, mutlaka bir KBB (kulak-burun-boğaz) muaye­nesinden geçmesi gerekir. Bundan kaynaklanmadığının tespit edilmesi lazım. O tespit edildikten sonra gene kan basıncının kontrol altına alınması gerekir. Genellikle yap­tığımız şey budur. Bu gibi durumlarda bir KBB uzmanı meslektaşımızla işbirliği yapıyoruz.

Kardiyovasküler hastalık birinci ölüm nedeni


Tansiyonun böbrekte yaptığı harabiyet ile kalpte yaptığı barabiyet oranına baktığımızda, kişiye en çok zarar vereni, en ölümcül sonuçlara sahip olanı, beyne verdiği zarar mı?
Hayır! Kardiyovasküler hastalıklar (kalbin ve beynin damarlarıyla ilgili hastalıklar) dediğimiz zaman, hem kalp hem beyin hadiselerini kastediyoruz. Bu yüzden Türki­ye’de ve tüm dünyada en önemli ve bir numaralı ölüm ne­deni kalbin ve beynin damarlarıyla ilgili hastalıklar. Böb­rek hastalıklarının sonucunda gelişen şey, yine kardiyovas­küler hastalıklar. Böbrek yetersizliğinin ilerlemesi de öldü­rücü, ama böbrek hastalarında da ölümlerin çoğu gene, kardiyovasküler dediğimiz hastalıklardan oluyor. O yüz­den, o veya bu, sonuçta hepsi kalp ve beyinle ilgili damar hastalıklarına bağlanıyor.

Aslında her cümlenizin sonunda biraz da şuna vurgu yapmak istiyorsunuz anladığım kadarıyla: Farkındalığı ar­tırmak ve hepimizi uyanık olmaya davet etmek…
Kesinlikle! Yani her şeyin başı, kişinin kendisinde bulu­nan, önlenebilir risk faktörlerinin kontrol altına alınması. Bunları önlemek, ileriye yönelik çok iyi bir yatırım olarak görmek gerek.


Otomobile bakım yaptırıyoruz ama kendimiz



İnsanların başka birçok günlük derdi var. Yaşam kav­gası var, bu kavganın içinde çoğu zaman sağlık arka planda kalıyor, yani bir, “Bana bir şey olmaz” rahatlığı hakim oluyor sanırım. Ta ki sağlık elden gidinceye kadar. Ger­çekten hiçbirimiz normal yaşam kavgamız içerisinde, sağ­lığımızı aklımıza pek getirmiyoruz. Bir yerde okumuştum, “Her yıl belli kilometrede otomobilimizin bakımını yaptı­rıyoruz, ama kendimize baktırmıyoruz” diye, çok doğru. Yani otomobilimize verdiğimiz değeri kendi vücudumuza vermiyoruz.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder