28 Nisan 2017 Cuma

Kanser Nedir?

Kanser virüsler ve enfeksiyonlarla oluşan tek bir türü bulunmayan ve evrim geçirebilen bir hastalıktır.Bazı kanserler seneler  boyunca hemen hiç değişmeden kalabilir ve yaşam beklentisi üzerin­de etkisi olmaz. Buna karşın, teşhis konulduktan kısa süre sonra ölüme yol açan bazı ender kanser türleri de mevcuttur.

Nasıl enfeksiyon terimi basit soğuk algınlığından çıbana, sıtma­dan tüberküloza kadar tüm hastalık­ları içeriyorsa, kötü huylu (malign, habis) hastalık terimi de hem hastalığın  davranışı hem de şiddeti açı­sından aynı ölçüde çeşitlilik gösterir; fakat kanser diğer bir çok hastalık gibi bulaşıcı değildir.



Kanser Nedir? Nasıl Oluşmaktadır?


İnsan vücudunda bir parmak boğumu kadar olan alanda milyonlarca hücre bulunmaktadır. Hücreler vücudumuzun ancak mikroskopla görülebilen küçük yapı taşlarıdır. İn­san vücudundaki milyarlarca hücre­nin mükemmel bir uyum içinde işlevlerini yerine getirmeleri ve her hücrenin doğru yerde, amacına uy­gun şekilde davranması gerçekten de son derece şaşırtıcıdır. Hücrele­rin çoğunun hayat süreleri sınırlıdır: zaman geçtikçe kaybedilen hücrele­rin yerine her gün milyonlarca yeni­si vücudumuz tarafından yenilenmektedir.

Var olan hücrelerin “mitoz” adı verilen bir süreç sonucunda ikiye bölünmesiyle yeni hücreler çoğalmaktadır. Erişkinlerde ölen ve bölünen hücre­lerin sayısı arasında normal olarak mükemmel bir denge vardır; çocuk­lar büyümekte olduklarından, farklı bir yapıda hücre bölünmesi yaşarlar.Normal olarak yitirilen hücrelerin yerine aynı sayıda hücre üretilir. Bu dengeyi kontrol eden mekanizmalar son derece komplikedir. Kontrolün yitirilmesi hücre­lerin sayısında fazlalaşmaya ve tü­mör oluşumuna neden olmaktadır.

Ne var ki, tümörlerin ancak kü­çük bir bölümünün kanserli oldukla­rı da unutulmamalıdır. Tümörlerin çoğu normal ya da normale oldukça yakın, yerel hücre birikimleridir ve iyi huyludur (benign, selim). Siğiller iyi huylu tümörlere en güzel örnektir. Kanser gelişiminde hücrelerin hem niteliği değişir, hem de sayısı artar.Ayrıca kanserli hücrelerin şekillerinde ve görevlerin de aksaklıklar ve hasarlar oluşur. Bu hücreler daha saldırgan davranırlar ve diğer hücrelere de zarar vererek etkilerini yayarlar. Çevre dokulara girip onları ele geçirme becerisi kazanırlar. Kimi durumlarda hücreler lenf ve kan damarlarından  da geçerek, ortaya çıktık­ları “birincil” (ilk) bölgeden başka bölgelere atlarlar. Bu hücreler za­manla lenf bezlerinde ve akciğer, karaciğer ve kemik gibi diğer organlarda “metastaz” adı verilen ikincil kütlelerin oluşmasına yol açabilirler.

Kanser Hücresi


Tüm hücrelerin davranışları merkezi kontrol birimleri olan çekirdekteki (nükleus) genler tarafından kontrol edilir. Her hücre çekirdeğinde yakla­şık 40,000 gen vardır. Genler “DNA” adındaki karmaşık bir kimyasal mo­lekülde kodlanmış olarak bulunan ufacık ve  son derece yoğunlaştırıl­mış bilgi ve talimat depolarıdır. Çok sayıda gen bir araya gelerek an­cak mikroskopta görülebilen kısa şe­rit parçacıklarına benzeyen sarmallar oluşturur. Bunlar, birbirine eşler ha­linde bağlanan kromozomlardır; toplam 23 çift kromozom vardır.

Yaşamımıza anne karnında tek bir hücreden başlamaktayızdır. Bu ilk hücre, anne­nin yumurtalıklarından (överler) bi­rinde üretilen bir yumurtanın (ovu-mun), babanın testislerinden birinde üretilen bir sperm tarafından döllen­mesiyle oluşur. Hücre iki kardeş hücre oluşturacak şekilde bölünür; ardından bu hücreler de bölünerek toplam dört hücre oluşur. Bu durum ilerleyerek gelişimi ve canlılığı sağlamaktadır. Mitoz sırasında tüm genetik bilgi kopyalanır ve böy­lelikle gelişmekte olan mikroskobik organizmada (ya da embriyo) bulunan tüm hücreler kendi genetik materyeline sahip olur. Embriyonun gelişip önce “fetüs”ü ve sonuçta da yeni doğan bir bebeği oluşturması süreci boyunca aynı işlemler devam eder.

İlk hücrelerde meydana gelen genetik inşa bizim kim olacağımızı belirler. Ancak vücuttaki oluşum tamam­landıktan sonra, belirli bir hücredeki bu genetik bilgilerin çoğu artık gereksizleşir. Hücrenin tüm gereksin­diği yalnızca kendi özel işlevlerini yerine getirmekte kullanacağı bilgi­lerdir. Diğer işlevlerle ilgili talimatlar gereksizdir. Belli hücrelerde etkin durumda bulunan önemli bilgiler hücrelerin kendi davranış ve özellik­lerinin yanı sıra, bu hücrelerin oluş­turduğu dokunun özelliklerini de yönetir.

Kanser genleri

Normal hücrelerde bulunan ve “on-kogen” adı verilen özel genler var­dır; onkogenler ya uyur haldedir (hareketsiz) ya da hücrenin davranış ve bölünmesinde bir rol oynarlar. Örneğin tütün dumanı, mor-ötesi ışık ya da bazı virüslere bağlı DNA hasarı bu genlerde anormalliklere ya da “mutasyonlara” neden olarak, genin aktivitesinde olumsuzluklara sebep olabilmektedir. Bu da hücrenin anti-sosyal bir tarzda davranmasına ve habisleşmesine (kanserleşmesine) sebep olmaktadır.

Onkogenler yanında her hücrede ‘tümör baskılayıcı genler’ vardır ve bunların normal görevi bölünmeyi sınırlandırmaktır. Birçok kansere yol açan, tömür baskılayıcı bir genin aktivitesini azaltan hasardır.

Genler yalnızca habis oluşumla­rın gelişmesinde değil, kanserin da­ha sonraki davranışı ve tedaviye ya­nıtı üzerinde de kritik bir rol oynar. Örneğin bazı genler kanserlerin komşu dokuları ele geçirme ve vü­cudun başka bölgelerine yayılarak metastaz yapabilmeleri açısından önemli olan proteinlerin üretimin­den sorumludur. Başka genler ise hücrenin kendi kendisini uyaran “büyüme faktörleri” üretmesine yol açar ya da kanser ilaçlarını etkisizleş­tirir. Genetik yapımız hücrelerin hayatını belirlemektedirler. Genetik hasar hücrelerin ölmemesine de yol açabi­lir; bu hem kanser gelişimi hem de kanserin radyoterapiye ya da ilaçlara direnci açısından önemli bir etmen olabilir.

Kanser oluşumu sürecinde, hüc­renin habis bir biçimde davranmaya başlamasından önceki ve sonraki birkaç yıl boyunca, bir dizi genetik bozukluk meydana getirebilmektedir. Kanserin başlama­sından sonra yeni gen mutasyonları olması, bazı kanserli hücrelerin di­ğerlerinden farklı davranmasına ne­den olabilir. Bu da, belirli bir evrede büyümenin yön değiştirmesine yol açabilir. Kanserin davranışı ve teda­vinin uzun dönemdeki sonucu, so­nuçta en fazla antisosyal özellik ser­gileyen hücrelere ve onları yok et­meyi hedefleyen tedaviye en fazla direnç gösteren hücrelere bağlıdır.

Kanser Hücreleri Çoğalma Hızı

Hücrelerin büyük bölümü birkaç günde bir bölünürken, bazıları çok daha yavaş çoğalır. Neredeyse tüm kanserlerin tek bir hücredeki genetik bir anor­mallikten kaynaklandığı ve kes-meşeker büyüklüğündeki bir kütle­de yaklaşık bin milyon hücre bulun­duğu dikkate alınırsa, kanserlerin çoğunun görünür hale gelmesinden uzun bir süre önce başladığı anlaşılir. Kanserler teşhis edilirken büyüklükleri kesme şeker boyutların çoğu zaman geçmiştir  ve birçoğu yavaş yavaş büyüyerek 10-20 sene boyunca var ol­muştur.

Tümörün boyutlarının katlanarak artması için uzun bir süre gereklidir. Bu ‘iki katına çıkma süresi’ birkaç gün ile birkaç yıl arasında değişebilir; an­cak en yaygın kanserlerin çoğunda bu süre ortalama 2-3 aydır. Çoğalma hızı açısından önem ta­şıyan bir diğer etmen de, kanserin kendisini besleyecek yeni kan da­marları oluşumunu ne ölçüde sağlayabileceğidir. Yeni kan damarı oluşu­munu engelleyen ilaçların geliştiril­mesiyle ilgili olarak günümüzde he­yecan verici araştırmalar yürütül­mektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder