6 Nisan 2017 Perşembe

Sosyal Fobik Bozukluk Nedir?


Fobik Kişilerin Özellikleri, Fobik Nedir?



Fobisi olan kişiler çoğu zaman öteki insanlar tarafında zaaflı, ergen ve olgunlaşamamış olarak görülürler. Örneğin hayvan ya da böcek fobisi olan bir yetişkin başkaları tarafından  dalga geçilip alay edilebilen bir kişi olarak algı­lanabilir. Kadınlarda olan fobiler biraz daha anlayışlı karşılanmaktadır. Hatta bunu kadınlığın bir parçası olarak görenler bile vardır. Erkeğin güçlü ve gözü pek ol­ması genellikle bütün kültürlerde beklendiğinden, erkek­lerde fobi daha zor kabul görür ve daha zor ifade edilir. Ancak bu durum erkekler için stres kaynağı haline dönüşmektedir. Bu ne­denlerle fobisi olan erkeklerin, özellikle sosyal fobisi olan­ların alkolle rahatlama yoluna gitmelerine sık rastlanır, bu da bazılarında kronik alkolizmin gelişmesine neden olmaktadır. Bu nedenle çok içki içen bazı kişiler için; ' içince çok değişi­yor', 'daha sıcakkanlı ve konuşkan bir insan oluyor' şeklinde izlenimler dile getirilir. Kadınlarda fobi nedeniyle alkole başvurma daha az görülür. Çoğu zaman bir yetişkinin fo­bik davranışına tanık olan kişiler onların yanlarında bile kendilerini gülmekten alıkoyamazlar, tanık oldukları bu olayı fıkra gibi anlatırlar. Çoğu zaman da onları anlayamazlar, empati kuramazlar ve kolayca basit ikna yöntemleri ile onları fobilerinden vazgeçirebilecekle­rine inanırlar, hatta olay anında bile bunu denerler.




Sosyal Fobik Bozukluklar ile İlgili Sorular


Estetik ve fiziksel endişeler insanı fobik yapar mı?


Kişi kendisini fiziki açıdan yetersiz ve anormal bulmaya başladığında kendine güveni sarsılıp içine kapanmaya baş­lar ve sosyal çevresinden uzaklaşır. Kendisini diğerlerinden kilolu, zayıf ya da çirkin bulan kişi, diğerlerinin kendisine bu durumu hatırlatmasından ve eleştirilmekten korkar. Hatta çoğu zaman da istemediği tepkilere maruz kaldığında sıkıntı yaşar, sıkılıp utanır ve kendisini aşağılanmış his­seder. Bu durumu atlatmak ister fakat değişmek kolay değildir. Bu kabul edemediği ve değiştiremediği şartlar onu mutsuz edebilir hatta depresyona bile sokabilir. Kişi eleştirilme­mek için bir zaman sonra eve kapanmaya başlar, acil bir ihtiyacı olmadıkça evden dışarı adımını atmaz. Dışarıya mecburen çıktığı anlar ise kendisine son derece strese sokar. Öteki insanlarla yakınlık kurmaktan kaçınır çünkü yakınlık bir zaman sonra eleştirilmeyi getirecektir. Kendisini bir nedenle beğenmemektedir ve ötekilerin de kendisini beğenmediğini düşünür. Kişi belki sa­dece burnunu ya da kulağını beğenmemektedir ve bu ne­denle bütünüyle kendisini çirkin ve yetersiz bulmaktadır ve diğerlerinin de kendisini bu şekilde algılamasından aşırı şekilde korkmaktadır ve odaklandığı bu konulara karşı aşırı derecede hassastır. Bu açıdan bazı kişiler bu durumu gidermek için estetik müdahaleleri tercih edebilirler. Başa­rılı bir estetik girişimden sonra hızla kendine güvenleri ye­rine gelebilir, kolayca sosyalleşebilirler ve korkularından kurtulabilirler. Fakat örneğin burnunun büyüklüğünden şikayet eden bir kişi başarılı bir estetik operasyondan son­ra bu yeni haline alışamadığı hatta kendisini yabancı bul­duğu için bir terapiste ihtiyaç duyabilir.

Fobik Bozukluklar


İşe gitmek istememe fobi ile ilgili olabilir mi?


İş ve çalışma konusunda aksaklıklar yaşamak fobiden çok depresyona bağlı durumlardır. Nadiren fobi ile bağlantılı bazı durumlar kişinin iş yaşa­mında huzurunu kaçırabilir. Örneğin sosyal fobi nedeni ile patronuyla karşılaşmak ya da işini yaparken müşterilerin gözlemlerinden çekinme (elimi titrerken görürse gibi) kişiyi iş yaşamından bezdirebilir. Öte yandan birçok kişi iş ye­rinde neredeyse karşılaşmayı hiç istemediği bazı iş arka­daşları ile yaşamak zorunda kalabilmektedir. Özellikle kişi bu gibi kimselerle mücadele etme ve sınırlarını koruma gücünü gösteremiyorsa, iş yeri artık giderek sıkıntı veren bir ortama dönüşür. Bu tür durumları iş yerlerinin insan kaynakları yönetimi çerçevesinde dikkate almaları yalnız kendi çalışanlarının değil kurumun çıkarı için de önemli­dir. Bu tür tablolar hem çalışanların ruh sağlığını bozarak kişisel verimlerini, hem de sinerjiyi ve yardımlaşmayı azal­tacağından, yaratıcılık ve üretimi düşecektir. Ancak bu gi­bi bilgiler saklandığından, dışarıdan bakıldığında hiçbir şey hissedilmeyecektir.

Fobide suçluluk duygusu oluşur mu? Suçluluk duygusu da fobi yerine depresyonda görülen bir durumdur. Ancak bazı fobiler ki­şilerde utanç hissi yaratabilir. Örneğin sosyal fobi kolay ko­lay kimseye söylenemez, itiraf edilemez. Kişinin bundan ötürü eleştirileceği, küçük düşeceği endişeleri ön plana ge­çer. Ancak bu durumu yıllar boyu saklıyor olma ve küçük düşme endişesi ile açıklamaktan kaçınma, kişiyi kendisine karşı suçlu duruma sokabilir. Yardım alması ve problemini çözmesi gerekirken bunu yapamaz. Bu tür suçluluk duy­guları ile açılamama arasında sıkışan, bu nedenle şiddetli sıkıntı ve anksiyete yaşayan, hatta intiharı düşünen insan­lara rastlanır. Bu kişilerin problemlerini uygun bir uzman­la paylaşmaları gerekmektedir ve bu ayrıca oldukça yararlıdır. Sadece bu durumu paylaşabil­miş olmak dahi birçok kişiyi rahatlatır. Bu insanın doğal yapısında vardır. Paylaştığı zaman kişi kendisini daha güç­lü hisseder, utanç duygulan azalır ve çözüm için mücadele etme arzusu uyanır. Tedaviyi başarılı kılan da budur. Birçok ruhsal bozukluk kişinin kendisinde mücadele gücünü bulamadığı, bu mücadelede öncü bir özne rolü oynayama­yacağını hissettiği zaman başlar ya da artar.

Korkufobi ve saldırganlık arasında ilişki var mıdır?


Vardır ve bu doğada en çok köpeklerde görülen bir durumdur. İki köpek karşılaştıklarında birbirlerine tedirginlikle yaklaşır­lar. Ancak korkuyor olmaları en küçük bir olağandışı ha­rekette birbirlerine saldırmaları ile sonuçlanır. Onun için hayvanlara korku ile yaklaşmak da onların saldırganlaş­malarını teşvik eder. Çünkü korkan kişiler karşı tarafın kendilerine saldıracaklarını  düşündüklerinden ondan önce davrana­yım düşüncesi ile saldırıya geçerler. Sakinlik, sükûnet; öfke­yi de yatıştırır. Öte yandan öfke ve saldırgan duyguların birçok psikolojik bunalımda yeri vardır. Bunlar bazen bilinçdışı olabilir. Yani kişi böyle duygular beslediğinin farkında olmayabilir. Bazı fobilerin arkasında kişiler arası olaylardan ve ilişkilerden kaynaklanan saldırgan ve öfke yüklü duyguların yeri olabilir. Bunlar çeşitli ruhsal mekanizmalarla görünmez hale gelip bu gibi şikayetleri alttan alta besleyebilirler. Bu nedenle her türlü psikolojik bozuk­luğun tedavisinde olduğu gibi fobi tedavilerinde de kişinin yaşadığı ortamda öfke yüklü ilişkiler, bunu başlatabilecek eski olaylar olup olmadığına bakılır, çeşitli sorularla bunlar fark edilmeye çalışılır. Bu bağlantıları fark etmek ve yerine göre öfkeyi doğru adresine yöneltmek hiç değilse bu şekilde dile getirmek şikayetlerin azalmasında önemli rol oynayabilir.

Fobi ile suç işleme arasında ilişki var mıdır?


Böyle bir ilişki fobili kişilerde oluşan korkulardan ve endişelerden kaynaklı yoktur. Ancak kontrfobik davranışı olan kişiler daha atak olabi­lirler. Bunlar korkularının üstesinden gelme çabası içersin­de bilinç dışı olarak daha korkusuz bir davranış şekli be­nimsemeye çalışan kişilerdir. Ancak suç işlemenin kendisi de kişide birçok ruhsal sıkıntılar yaratabilir. Örneğin cana kasteden ağır suçlar işleyen birçok kişi kendisi de bu yaşa­dıklarını unutamamakta ve buna bağlı post travmatik stres bozukluğu belirtileri yaşamaktadır. Böyle kişiler ya­şadıkları olayları hatırlatan uyaranlardan kaçınır, onunla ilgili kişi ve yerleri görmek istemez ve  bahsedilmesinden hoşlanmazlar. Ancak kişi buna alıştığından çoğu za­man fazla bir şikayette bulunmaz. Buna karşılık tedavi edilmeden bırakılan travma sonrası stres bozukluğu bir çok komplikasyonlara yol açar: Fiziksel hastalıklar artar, sıkıntı ve korkuyu bastırmak için alkol ve diğer sakinleşti­rici maddelere başvurma oranı yükselir, kişiler arası ilişki­ler zaman zaman parlayan öfke nedeni ile sarsıldığından evlilik ve iş problemleri, eğer kişi genç yaşta ise, okul ve eğitimle ilgili sorunlar yaşanabilmektedir.

Fobi ile uyuşturucu madde kullanımı arasında bir ilişki var mıdır?


Sadece alkolizm ile fobi ve özellikle sosyal fobi arasın­da ilişki saptanmıştır. Ancak her türlü psikopatolojik hastalık başka psikolojik hastalıklar için de risk oluşturmaktadır. Bunda ortak risk etkenleri (çocukluk çağı travmaları ve başlıca stres etkenleri gibi), ortak ya da birbiriyle ilişkili genetik risk etkenleri de rol oynuyor olabilir. Günümüzde Türkiye’de de uyuşturucu kullanımı hızla artmakta ve özellikle gençleri etkisi altına almaktadır. Sağlıklı insan ilişkisi kurma korkusu olmayan kişilerin kendilerini bu yönde geliştirmeleri doğaldır. Fobi sahibi bireyler için kimyasal madde kullanımı sosyalleşmenin bir aracı olabilir. Birlikte madde kullanan bir grup için bu bir ortak nokta olmakta ve görüşme nedeni dahi oluş­turmaktadır. Aynı zamanda alkol ve uyuşturucu maddeler geçici olarak rahatlama hissi sağladıklarından kişi korku­larından da uzaklaşmakta ve çevresini o şekilde daha ko­lay kabul etmektedir. Burada bir kere daha sosyal ilişkiler­de gereksiz korkuları olmayan, sağlıklı ilişkiler kurmaya istekli kişiler yetiştirmenin toplum için önemi ortaya çık­maktadır. Öyle görünüyor ki, madde kullanımını önleme­nin, yani bataklığı kurutmanın en iyi yolu erken yaşlardan itibaren çocuk ve gençleri sosyal ilişkilere alıştırmaktır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder