25 Nisan 2017 Salı

Temel ve İleri Yaşam Desteği Nedir?


Temel ve İleri Yaşam Desteği Nedir



Kardiyopulmoner arest (Dolaşım ve solunumun durması) acil ilk yardım gerektiren olayların başında gelir. Bu durumda hemen hastaya müdahale edilmez ve solunumu düzeltilmezse hasta kurtulamaz. Temel ve ileri yaşam desteği kardiyopulmoner arest durumunda çok kısa sürede bir dizi işlemle­rin uygulanmasını içerir. Burada amaç ani beklenmedik şekilde or­taya çıkan kalp veya akciğer fonksiyon kaybını düzeltmek, yaşam­sal organların yeterli oksijenasyonunu sağlamak ve kalbi normal ritmine döndürmektir.



Temel Yaşam Desteği


Temel ve ileri yaşam desteği sağlanması kardiyopulmoner resüsitasyon (KPR) veya Kalp-akciğer canlandırması (KAC) olarak da tanımlanabilmektedir.

Yetişkin Temel ve İleri Yaşam Desteği Gerektiren Durumlar


Sıklıkla kardiyovasküler hastalıklar sonucu ortaya çıkan ventriküler fibrilasyon, elektrik çarpması,suda boğulma, ilaç reaksiyonları,gaz / dumanla boğulma, aşırı hassasiyet reaksiyonları ve
travma sonrası temel yaşam desteği sağlanması gerekmektedir. Dünyada ve Ülkemizde ilk 3 sırada yer alan kardiyovasküler hastalıklar ve özellikle myokard İnfarktüsü (MI) en sık karşılaşılan kardiyopulmoner arest nedenidir. Amerika Birleşik Devletleri(ABD)’nde MI geçiren hastaların 2/3′lük bir kısmı hastaneye gel­meden kaybedilmektedir.

Kardiyovasküler hastalıklar durumunda şu durumlar ortaya çıkmaktadır;

1. Kalp sesleri duyulamaz,
2. Karotis ya da femoral arterden, 0-1 yaş arası bebeklerde brakiyal arterden yapılan palpasyon sonucu nabız alınamaz,
3. Bilinç kaybı (10-30 saniye içinde) gelişir,
4. Solunum durur, göğüs kafesi hareketi ve ağızdan hava giriş-çıkışı durur,
5. Pupillalar dilate olur (midriyazis); kalp durmasından yaklaşık 45 saniye sonra gelişir ve 1 dakika 45 saniye sonra da maksimuma ulaşır.
6. Kan basıncı (Tansiyon) alınamaz,
7. Hareketsiz, kasları gevşemiş, soluk, gri beyaz renk,
8. Beyne yeterli kan gidemediğinden serebral iskemi nedeniyle kol­larda ve bacaklarda tonik ve klonik konvülsiyonlar görülür. Bu belirtilerin hepsi çok önemlidir. Ancak bunlardan üç tanesi der­hal temel yaşam desteği girişimlerine başlanması zorunluluğunu ortaya koyar.

Temel Yaşam Desteği


Solunum ve kalbin dur­masından sonra en iyi mü­dahale etme zamanı ilk 4 dakikadır. 10 dakikadan sonra ciddi beyin ölümü olur. Temel yaşam desteği KPR’ nun ilk adımıdır. KPR’ a başlama zamanı yaşam hızını da etkiler. Arestten sonra ilk 4 dakika içinde KPR’ a başlanırsa yaşama dönme hızı %29 iken 4 da­kikadan daha uzun sürede başlandığında yaşam hızı %7′lere düşer. Temel yaşam desteğini sağlayan kişi bilinçsizlik durumunu tanımlar, açık bir hava yolu sağlar, yeterli hava sağlar ve eğer dolaşım yoksa kalp masajı yapar. Bu ma­nevralar; Havayolu, solunum ve dolaşım sağlanması kısaca ABC olarak da tanımlanmaktadır.

Hava Yolu Sağlanması


Bilinçsiz olan kişi sırt üstü yattığı zaman ilk akla gelecek hava yolu tıkanıklığı nedeni dil ve epiglottur. Yapılacak ilk aktivite başa pozisyon vererek hava yolunu açmaktır. Başa pozisyon verme iki şekilde yapılır. Bu gibi durumlara da bir el alna konur bir el çeneye ve baş geriye doğru kaldırılır. Hastanın hava yollarının açılması sağlanır. Dil ve epiglot alt çene ile bağlantılı olduğu için bu pozisyonda hava yolu açılır. Bu pozisyon boyun yaralanmalarında kullanılmaz.

Çene Pozisyonu: Boyun yaralanması olduğu düşünülen du­rumlarda verilir. İki el ile çenenin iki yanından tutup alt çene öne ve yukarıya doğru kaldırılır.Her iki manevrada da dil farenksten öne doğru çekilir. Dil bilinci olmayan hastalarda hava yolunu kapatır. Bu manevralar yapıldığında yeterli hava yolu açıklığı sağla­nabilir ve daha fazla yardım gerekmeden spontane solunum olabilir. Bununla birlikte hastanın kendi hava yolu ya da nozofarenjiyal ve­ya orofarenjiyal bir hava yolu açılıncaya kadar açık bir hava yolu sağlamak esastır. Yalnızca tek kişi ile KPR yapıldığında göğüs ka­fesine kalp masajı yaparken kurtarıcı başından ayrılabilir.


Haca yoları açıldıktan sonra kişin solunumunun normale dönüp dönmediğine karar verilmelidir. Kurtarıcı göğüs kafesinin yükselmesini izleyerek, kulağıyla nefes alıp verme sesini dinleyerek ve hava giriş çıkışını eliyle hissederek solunumu kontrol eder. Spontan solunum varsa kurtarıcı basit olarak bir hava yolu sağlamaya devam eder. Spon­tan solunum yoksa hastaya suni solunum yapılmalıdır ve solunumunun düzene sokulması gerekmektedir. Suni solunum; ağızdan-ağıza, ağızdan-buruna, ağızdan-stomaya veya ağızdan maskeye yapılabilir.

Ağızdan-ağıza suni solunum basit ve genelde kullanılan bir yöntemdir ani durumlar için direk yapılabilmektedir. Hastanın burnu sıkıştırı­lır ve kurtarıcı ağzını hastanın ağzının etrafına yerleştirerek ne­fes verir. İlk adımda havanın çıkışına izin verilmeden 4 kısa so­lunum yaptırılarak başlanır. Bu yöntemle KPR’un gelecek adımlarına geçmeden akciğerlere yükleme oksijen dozu veril­miş olur. Hastanın ağzına solunum yapılırken göğüs kafesinin yükselmesi gerekir ve bu gözlemlenmelidir. Eğer yükselmiyorsa, tekrar pozisyon veri­lip tekrar denenir.

Ağızdan buruna suni solunum: Ağızdan ağıza solunum yapmanın mümkün olmadığı durumlarda ağızdan buruna solunum yapılır.  Bu uygulamada ağı kapatılır ve burna nefes verilir.

Ağızdan ağıza solunumda pasif hava çıkışı için kurtarıcı hasta­nın ağzından ağzını çekmelidir. Ağızdan buruna solunum yapıldı­ğında her buruna solunum yapıldıktan sonra pasif hava çıkışı için hastanın ağzını açmalıdır. Bu işlem resüsitasyon işlemi sonlandırılıncaya kadar ya da hastanın spontan solunumu yerine gelinceye kadar her 5 saniyede bir hastaya nefes verme şeklinde sürdürülür.Hasta laringetomi veya trakeostomiye sahipse kurtarıcı burun ve ağızı kapatarak ağzını stoma üzerine yerleştirir ve direk stomaya nefes verir. Bu uygulama tecrübeli kişiler tarfından yapılmalıdır.

Hava yolu Obstrüksiyonu: Ventilasyon işleminde bir dirençle karşılaşılırsa, kurtarıcı hava yolunu açmak için bir dizi manevra yapmalıdır. İlk ma­nevra hava yolunun açılması için hastaya uygun pozisyonun verilmesidir. Bazen resüsitas­yon çabalarının yoğunluğunda iyi bir hava yolu kaybedilir. Baş ve boyuna uygun poziyon verildiğinde solunum düzelmiyorsa , yabancı cisim olup olmadığına bakılmalıdır.

Eğer bir yabancı cisim varsa, kurtarıcı diyafram altına ma­nevra yaparak çıkarmaya çalı­şır. Bu manevra “Heimlich” manevrası olarak bilinir. Eğer hasta prone pozisyonunda ise kurtarıcı hastayı kendi ile yüz yüze gelecek şekilde yatırır ve hastanın bacaklarının yanlarına bacaklarını açarak diz çöker. Kurta­rıcı ellerini üst üste ko­yar ve hastanın ksifoid ve göbek arasına elleri­ni yerleştirir. Yabancı cismi çıkarmak için 6-10 kez hamle uygula­nır.  Hastanın solunumu düzelene kadar bu uygulamaya devam edilmelidir.Heimlich manevrası aynı zamanda hastanın ayakta ya da oturur pozisyonda olduğu durumlarda da yapılabilir. Kurtancı hastanın arkasına geçer ve ellerini has­tanın beline yerleştirir. Bir elini baş parmağı hastanın ksifoid altına göbek üzerine gelecek şekilde yumruk yapar, diğer elini de onun üze­rine yerleştirerek hızlı bir hamle yapar. Bu manevrayı 6-10 kez tek­rarlayabilir. Bu işlem hava yolu açılıncaya ya da ileri yaşam desteği uygun oluncaya kadar tekrarlanır.

Dolaşım Sağlanması ve erişkin temel yaşam desteği


Hastada dolaşım durumuna solunumunun normale döndürülmesi sonrasında bakılır. Çünkü oksijen yetersizliği ile dolaşan kan yararsızdır. Hava yolu açılıp suni solunum başlandıktan sonra kurtancı karotid ya da femoral nabızlan palpe ederek kontrol eder. Eğer nabız yoksa kur­tarıcı suni dolaşımı sağlamak için kalp masajına başlamalıdır. Eğer bir nabız varsa hastanın hava yolunun açık ve yeterli solunumu olduğundan emin olunur.

Aynı zamanda kalp masajı olarak da bilinen eksternel kardiyak basınç uygulanırken, ksifoidin iki parmak üstüne iki elini üst üste yerleştirir. Parmaklar birbirine kenetlenir ve göğsün üzerine değdirilmez. Kurtancı mümkün olduğu kadar hastanın yanına dizlerini hafifçe açarak diz çöker. El bilekleri ve dirsekleri bükülmeden düz olarak basınç uygulanır. Eşit olarak %50 basınç ve %50 basınç uy­gulanmayan devreler birbirini izler. Kesik ve hızlı basınç uygulamamaları yapılmalıdır çünkü bu gibi basınçlar miyokardı ezer ve yaşamı sürdürmek için yeterli kardiyak output sağlamaz. Eksternal kalp masajı yapı­lırken yetişkin kişide sternum 3.75-5 cm çökertilecek kadar basınç uygulanır. Bireyden bireye değişmesine karşın göğüs basıncı uygun şekilde yapıldığında normal kardiyak outputun yaklaşık olarak 1/3′ünü sağlayabilir ve yaşamı sağlayan 100mmHg’lık sistolik bir basınç oluşturulabilir.

Göğüs basıncı tek kişi ile yapıldığında dakikada 80 kez tekrarla­nır. 15 göğüs basıncını 2 suni solunum izler. Bu siklüs ilave bir yar­dım gelinceye ya da kurtarıcı çok fazla yoruluncaya kadar sürer. İki kurtarıcıyla göğüs basınç dakikada 80-100 kez yapılır. Her 5 basınç 1 solunum uygulanır.

KPR Yapılırken Hatırlanması Gereken Temel Noktalar


1. Kalp masajı yapılırken hasta sert bir zemin üzerinde yatırılmalı
2. Kalp masajı ve suni solunum daima birlikte yapılmalıdır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder