26 Nisan 2017 Çarşamba

Tiroid Tetkikleri


Tiroit Tetkikleri; Tiroid Sintigrafisi, Tiroid Ultrasonu



Tiroit hormonlarının gereğinden az ya da fazla salgılanmaları birçok ciddi sağlık sorununa neden olabilmektedir. Üşüme, yorgunluk, kilo artışı, çarpıntı, sinirlilik ve iştahsızlık gibi birçok belirtisi olan tiroid hastalıkları erkeklere oranla, kadınlarda daha fazla görülmektedir. Metabolizmayı kontrol eden hormonları üretip kana sağlamaya yarayan tiroid bezinin az çalışması başta kısırlık olmak üzere vücutta pek çok olumsuz etkiye neden olabilmektedir. Bundan kaynaklı tiroid tetkiklerinin zamanında yapılması ve herhangi bir aksaklık olmadığının kontrol edilmesi gerekir. Yukarıda belirtilen durumlara rastlanılması durumunda doktora danışılmalıdır.






Tiroit Tetkikleri Hakkında

a) Kan Testleri:


Sıklıkla kullanılan kan testleri serbest T3, serbest T4, TSH, anti-TPO antikoru, anti-tiroglobulin antikoru, TSH-reseptör antikoru, tiroglobulin ve kalsitonin hormon­larının kan düzeylerinin ölçülmesidir.T4 ve T3 hormonlarının normal sınırın altında veya üstünde olması, tiroit bezinin iyi çalışmadığını gösterir. T4 ve T3 hormonları düşük ise beziniz az çalı­şıyor, buna karşılık T4 ve T3 hormonları yüksek ise beziniz çok çalışıyor demektir. T3 ve T4 ölçümü yaptırırken serbest T3 ve serbest T4 hormonlarını ölçtürmek en iyisidir. Total T4 ve Total T3 artık pek kullanılmamaktadır. Hamilelerde, doğum kontrol hapı kullananlarda ve östrojen alanlarda mutlaka serbest T3 ve serbest T4 hormon ölçümleri yapılması gerekmektedir.

Tiroit bezinin az veya çok çalıştığını gösteren tenkikler arasında en önemli olanı: TSH hormon ölçümüdür. TSH ölçümünün normal­den düşük olması tiroit bezinin aşırı çalıştığını gösterir. Kan TSH düzeyinin normalden yüksek bulunma­sı ise tiroit bezinin az çalışacağını gösterir.

Tiroit bezi hastalıklarını teşhiste ayrıca tiroit antikorları de­nen anti-TPO (diğer adı anti-mikrozomal antikor) ve anti-tiroglobulin antikorları da ölçülür. Bu antikoların yük­sek olması, tiroit hastalığının otoimmün hastalık denilen bağışıklık sistemi bozukluğuna bağlı olarak ortaya çık­tığını gösterir. Otoimmün hastalık vücudu kendi dokusunu (burada tiroit bezini) yabancı bir doku gibi algı­layıp onu yok etmeye çalışmasıdır. Bu nedenle bağışıklık sistemi tiroit bezini yok etme ama­cıyla a ti-TPO ve anti-tiroglobulin antikorları üretir. Bu antikorlar tiroit bezine yapışan hücreleri tahrip eder. Vücudun neden böyle davran­dığı henüz bilinmemektedir.

Anti-TPO ve anti-Tiroglobulin antikorları en çok Hashimoto hastalı­ğı denen t hastalıkta yükselir. Hashimoto hastalığı tiroit bezi yetmezliği yapan bir hastalık Antikoru yüksek ol­an her kişide tiroit hormon bozukluğu görülmeyebilir.

Graves hastalığı denen, gözlerde büyüme yapan tiroit bezi­nin aşırı çalışması durumunda, kanda TSH-reseptör antikoru yükselebilmektedir, bu yüzden ölçüm yapması gereke­bilir.

Tiroglobulin ölçümü ameliyat ile tiroit bezi alınmış hastalarda kullanılır. Diğer tiroit hastalıkların teşhisinde  kullanılmaz, çünkü kanser olmayan guatrlı bazı hastalar­da da tiroglobulin düze yüksek çıkabildiği gibi tiroit bezi iltihabında da yükselir.

Kalsitonin ölçü­mü ise medüller tip tiroit kanserinin teşhisi ve izlenmesinde kullanılır. Kanser olmayan Hashimoto hastalığında da kan kalsitonin dü­zeyi yüksel olabilir. Bu nedenle hafif kalsitonin yüksekliği kanser olmadan da ortaya çıkabilen bir durumdur. Kalsitonin düze­yi çok yüksek olan nodüler guatrlı hastalarda medüll kanser şüphesi artar ve başka testler yapılır. Ameliyat olan modüller kanserli hastalarda kalsitonin düzeyinin yüksek olması vücutta kanserin bulunduğunu ve deva ettiğini gösterir.

b) Tiroid Ultrasonu, Tiroid Ultrason

Tiroit ultrasonu ses dalgaları gönderilerek tiroit bezinin yapısının veya resmin bilgisayar ekranında ortaya konduğu bir tetkiktir. Herhangi bir radyoaktif madde kul­lanılmaz. Bundan kaynaklı özellikle hamile olan kadınlarda güvenle uygulanır. Tiroit ultrasonu tiroit bezinin büyüklüğünü, bezin şeklini ve nodul varsa onun büyük­lüğünü anlamamıza yarar. Ultrason ile nodul içinde sıvı olup olmadığı, yani nodulun kistik bir yapısın olup olmadığı anlaşılır. Ayrıca ilaç tedavisiyle bezin veya nodülun ne kadar küçüldüğünü (veya küçülmediğini) daha iyi anlamamız da bize yol gösterir. Nodul kakımının Doppler ultrason ile incelen­mesi nodüllerin iyi huylu veya kötü huylu olup olmadığı konusunda kesin olmayan ek bilgi verir.

c) Tiroid sintigrafisi, Tiroit Sintigrafi


Damar­dan teknesyum denilen radyoaktif bir madde verilerek tiroit bezinin filminin çekilmesidir. Damardan teknesyum ilacı verildikten sonra kamera altına yatarsınız; bu kamera teknesyum maddesinin tiroit bezi tarafından ne kadar tutuldu­ğunu saptar ve tiroit bezinin filmi ortaya çıkar. Radyoaktif madde verildiğinden sintigrafi gebeler­de uygulanan bir yöntem değildir. Sintigrafi ile nodülun sıcak mı, soğuk mu olduğu anlaşılır. Bu tetkik ile alınan radyasyon, sadece bir kaç röntgen filmi çektirmek­le alınan radyasyon ayarındadır bundan kaynaklı kaygı duyulmamalıdır.

d) Tiroit İnce İğne Aspirasyon Biyopsisi­, Aspirasyon Biyopsi


Tiroit bezinde saptanan nodüllerde kanser olup olmadığını anlamak için yapılır. Nodülü olan tüm hastalara yapılması gereken bir tetkiktir. Tetkik sonrası ilaç veya ameliyat durumuna karar verileceği için hayati önemdedir. Oldukça basit, yapılması kolay ve ağrı oluşturmayan bir tetkiktir. Damar­dan kan almak için kullanılan bildiğimiz plastik enjektörlerle yapılır. Damardan kan alınır gibi tiroit bezindeki nodülden plastik enjektörle parça alınır. Alınan hücreler patoloji bölümünde mikroskop altında incelenerek” kan­ser veya iltihap olup olmadığı araştırılır. Biyopsi koldaki damardan kan alınması kadar ko­lay bir işlemdir. Korkulmaması gerekir. Ameliyat değildir. Unutmayınız ki, nodülünüzün kanserli olup olmadığını kesin olarak orta­ya koyabilecek başka bir yöntem yoktur. Bazen biyopsi ile yeteri kadar parça veya hücre gelmeyebilir. O zaman işlem tekrar yapılır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder