25 Nisan 2017 Salı

Yaralı Hastada Oksijen Basıncı


Yaralı Hastada Oksijen Basıncının Optimum Düzeyde Tutulması İçin




Bazı yaralanma durumlarında fiziki oksijen basıncı artacağı gibi panik veya şok durumları gibi psikolojik sebeplerle de oksijen basınca artabilmektedir. Derin solunum ve öksürük egzersizleri bu gibi durumlarda hastaya uygulatılmalıdır. Yarada biriken sıvı boşaltılmalı
Yara bölgesinde ödem oluşumu önlenmeli, oluşmuş ise, tedavi edilmelidir. Yara etrafındaki ölü dokuların debrimanı sağlanmalı Nazotrakeal aspirasyon gerekiyorsa, hastaya önce % 100 konsantrasyonda oksi­jen verilmeli ve sonra aspire edilmelidir.

Yara İyileşmesi için Öneriler



Beslenme: Sağlıklı bir yara iyileşmesi için yeterli ve dengeli beslenme gereklidir.  Büyük travmalardan sonra erişkin bir hastanm günlük 120-200 gram protein, 3000-4500 kalori ile tüm vitaminlere, çinko demir gibi minerallere gereksinimi vardır.

Proteinler: Proteinler yeniden damarlanma, lenfosit oluşumu, fibrablast çoğalması kollajen sentezi ve yaranın yeniden şekillen­mesinde, prolin ve lizin ise kollajeninin güçlenmesinde gereklidir. Ayrıca plazma proteinlerinden albumin serum onkotik basıncının düşmesini dolayısıyla da yara çevresindeki ödemi önlemektedir.

Karbonhidratlar: Travmanın büyüklüğüne paralel olarak ge­reksinim oranında alınan karbonhidratlar lökositlerin enerji gereksi­niminin sağlanması için gereklidirler.

Yağlar: Hücre metabolizmasının düzenlenmesinde, inflamasyon döneminde rol alan prostaglandinlerin yapımı için gereklidirler.

Vitaminler; C vitamini kollajen sentezinde, kapiller frajilitenin azalması ve kapiller oluşumunda, enfeksiyona direncin artmasın­da ve immün yanıtta rol oynar. B kompleks vitaminleri enzim sistemlerinde  Co faktördür. A vitamini, hücre membranlarının epitelizasyonunu arttınr, kollajen sentezini hızlandırır. D vitamini, kalsi­yum metabolizmasında emilme ve taşımada gereklidir, K vitamini protrombin sentezi ve VII., IX. ve X. pıhtılaşma faktörlerinin sen­tezinde rol alır.

Mineraller: Çinko, hücre membranını stabilize eder. Yara iyileş­mesinde hücre mitozisi ve proliferasyonu için gereklidir. Demir, kol­lajen sentezinde prolin ve lizin hirdoksilasyonu için gereklidir. Minerallerin eksik olması durumunda hücreler yaraya oksijen taşıyamaz ve yara iyileşmelerinde gecikme ortaya çıkar.

Pansumanlar ve Kullanılan Solüsyonlar: Yara iyileşmesini ya­raya uygulanan pansuman malzemeleri ile kullanılan bakım solüs­yonları da etkiler. Uygun seçilmiş pansuman, yara yüzeyinden istenmeyen debrisin kaldırılması ile, iyileşmeyi hızlandırır. Canlı dokıların korunması ve yara tamamen iyileşene kadar uygun şekilde kapatılması gerekmektedir. Ayrıca bu enfeksiyon riskini de önlemektedir.
Nekrotik doku ve aşırı eksuda olan yaralarda yeni oluşan granülasyon dokusuna ya da göç eden epitel hücrelerine zarar vermek­sizin debrisin kaldırılması için, emici özelliği olan bir pansumanın seçilmiş olması gerekir
Açık bırakılan yaralarda dehidratasyon ve kabuk oluşur. Bu da epitel hücrelerinin göçünü engeller .
Yapışan pansumanlar doku ölümünün azalmasına, hidrasyona ve epitelizasyonun hızlanmasına neden olurlar. Ancak bu sargılar eksuda birikmesine yol açtıklanndan bakteriler için uygun bir ortam oluşturabilirler.
Yara bakımında farklı yaklaşımlar olmasının yanı sıra yaranın özelliğine göre de pansuman materyalinin seçilmesi gerekmektedir. Buna uygun olarak pansuman yapan kişinin veya hemşirenin uygun pansuman materyalini seçmesi gerekmektedir. Örneğin yaradaki drenaj miktarına göre absorbe edi­ci özelliği olmayan su geçirmez; yani hidrofobik ya da absorbe edi­ci özelliği olan yani hidrofılik materyal kullanılabilir.

Pansuman değişme sıklığı, yaradaki eksudamn varlığına ve nekrotik doku miktarına göre farklılık gösterir. Pamuklu gaz pansu­manlar eksuda ile tamamen dolduğunda, sentetik pansumanlar ise, eksuda toplanması sonucu yapışkan özelliğini kaybettiğinde ve sı­zıntı görüldüğünde değiştirilir.

Canlı organizmanın en iyi ve temel savunma mekanizmalarında birisi yarayı iyileştirme gücüdür. Ancak bazan kullanılan yara ba­kım solüsyonları iyileşme sürecini geciktirebilmektedir. Ülkemizde yara bakım solüsyonu olarak en yaygın olarak kullanılanlar povidon iyod ve hidrojen peroksittir. Oysa bu iki solüsyonunda yara için toksik olduğu, granülasyon dokusunun oluşumunu geciktirdiği fıbrablastları hasara uğrattığı ve dolayısıyla da iyileşmeyi geciktir­diği yapılan çeşitli hayvan deneyimlerinde gösterilmiştir.Bu nedenle yarada bir enfeksiyon sözkonusu değilse, mekanik temizliği sağlamak ve yarayı nemlendirmek amacıyla serum fizyo­lojik solüsyonu ile irigasyon şeklinde yaranın temizlenmesi ve sonra tampon uygulanarak sarılması iyileşme için gereklidir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder