3 Mayıs 2017 Çarşamba

Ülser İyileştirici İlaçlar



Ülser İyileştirici İlaçlar

Histamin adlı kimyasal maddenin, midenin üst bölümündeki parietal hücrelerin üstlerindeki his­tamin reseptörü denen özel bölgelere bağlanarak mi­de salgısını artırdığı bilinmektedir. Vagus siniriyle ve gastrin ile uyarılmak, midede histamin üretimini ar­tırarak mide asit miktarını çoğaltır. Bu açıdan, histaminin etkisini engelleyecek bir ilacın diğer bir deyimle bir antihistaminin faydalı bir anti-ülser ilacı olacağı düşünüldü. Ancak, saman nezlesi gibi aler­jik durumlarda kullanılan antihistaminlerin mide asit salgılanmasına hiçbir etkisi yoktur. Bu sebeple yeni bir ilaç grubu bulmak gerekiyordu.



Ülser Tedavisinde Kullanılan İlaçlar

Bu tip ilaçlar ancak 1970′lerde geliştirilebildiler ve histamin-2-reseptör antagonistleri ya da kısaca H2 blokerleri olarak isimlendirildiler. H2 blokerleri aynı his­tamin gibi, parietal hücrelerdeki histamin reseptör­lerine bağlanmalarına rağmen asit salgılanmasına uyarıcı etki yapmazlar, ama reseptöre bağlanmış olduklarından, histaminin parietal hücrelerle etkileşmesini engelle­yip, mide asit salgılanmasını etkin biçimde engellemiş olurlar. En yaygın H2 blokerleri smetidin ve ranitidindir. Bunlar bir iki ay süreyle kullanıldıklarında ülseri yüzde 90 tedavi ederler. Tedavinin en uygun süresi daha sonra ele alınacak birkaç etkene bağlıdır.

Genelde H2 blokerleri hem tehlikesiz hem de iyi tolere edilir niteliktedir. En iyi bilinen simetidin, ara sıra  erkeklerde cinsel güç azalması ve aynı anda alı­nan bazı ilaçların vücudumuzun işlenmesini etkilemek gibi istenmeyen sonuçları ortaya çıkarabilir. Fakat, ilaç kesildiğinde geri dönüşümlü olan bu yan etkiler­le, kullanan hastaların büyük çoğunluğu karşı karşı­ya gelmemiştir. Simetidinin çok uzun süre kullanıl­ması halinde mide kanserine sebep olacağı da söylenmektedir. Ancak bunu doğrulayacak bir bulgu olmadığı gibi, böyle bir tehlikenin olmadığına ait ba­zı kanıtlar da mevcuttur fakat ilaç kullanırken doktora danışarak ayrıntılı bilgi alınması gerekir.

H2 blokerleri kullanıma girmeden önce, peptik ül­ser tedavisinde antikolinerjikier adlı bir ilaç grubu da ayrıca kullanılmakta ve yaygın bir şekilde tavsiye edilmektedir. Bunlara örnek olarak atropin, propantelin ve hiyosin verilebilir. Antikoliner­jikier mide asit salgılanmasını azaltsalar da, H2 blokerleri kadar etkili değildirler. Üstelik, ağız kuruluğu, görüntü bulanması ve idrar yapma güçlüğü gibi olumsuz ve yan etkileri vardır. Bu nedenlerden dolayı, günümüzde seyrek olarak kullanılmaktadırlar.

Anti-asitler


Anti-asitler, mide asidini nötralize ederek mide ve duodenumun mukozasına zarar vermesini azaltan ilaçlardır. Beyaz bir sıvı ya da çiğneme tableti olarak kullanılırlar. Sodyum bikarbonat ve kalsiyum bikar­bonat gibi bazı anti-asitler kana emildiklerinden, yük­sek dozlarda emilmiş sodyum ve kalsiyum, istenme­yen bazı olumsuzluklara neden olabilir. Bu anti-asitlerle bir­likte bol süt içmek böbrek hasarlarına sebep ola­bilir. Sodyum bikarbonat az miktarlarda alındığında bazı kişilerde ağrıyı azaltabilirler. Günümüzde kullanılan birçok anti-asit, emilmediklerinden ciddi yan et­kiler göstermezler. Genellikle magnezyum tuzları (magnezyum hidroksid veya magnezyum trisilikat) ya da alüminyum tuzları (alüminyum hidroksid) veya her ikisinin karışımı biçimindedirler. Mide asidini tamamiyle nötralize etmek için, günde, her biri 30 mi olan 7 doz veya günde çeyrek litre gibi büyük hacimlerde anti-asit almak zorunlu bir durumdur. Bu miktarlar ülserinizi iyi eder­se de, böyle bir tedavi hem kullanışsızdır, hem de ba­ğırsak çalışmalarında olumsuzluklara ve dengesizliklere sebep olabilir.Magnezyum içeren anti-asitler ishal yaparken, alüminyumlular kabızlığa neden olurlar. Bu nedenle iki­sini birlikte kullanmak şarttır. Anti-asitler ayrıca an­tibiyotikler ve kalp ilaçları gibi ilaçların emilmeleri ile de etkileşirler. Bunları günün farklı saatlerinde almak­ta yarar vardır. Herhangi bir kuşkunuz olursa dokto­runuza danışmanız gerekir.

Anti-asitler, genellikle 10 ml’lik küçük dozlar ha­linde, günde üç-dört kere kullanılırlar. Bu dozlar ülseri iyileştirmek için yeterli olmamakla birlikte karın ağrısı ve sindirim bozukluğu gibi belirtileri azaltırlar. Ülserin belirtileri öğün zamanları veya geceleri açığa çıkmaktadır bu bakımdan anti-asitleri öğün­lerden sonra ve yatmadan önce kullanılmalıdır. Sin­dirim bozukluğu günün herhangi bir saatinde ortaya çıkacağından ilacı cebinizde ya da cüzdanınızda ta­şımakta yarar vardır. Bu yönden, antiasit tabletler, sıvı preparasyonlardan daha kullanışlıdır.

Mukozayı koruyucu ilaçlar


Bu tip anti-ülser ilaçlarının mide asidi üzerine bir etkileri yoktur ama, asit ve pepsin yıkıcı etkisine karşı mukozanın direncini artırır. Bu ilaçlara örnek olarak tri-potasyum disitrato bizmutat ya da kısaca TDB (ticari adı: De-Nol) verilebilir. TDB sıvı ve tablet biçimin­de kullanılabilir ve aktif maddesi, bir metal olan biz­muttur. Bizmutun etki mekanizması bilinmemekle bir­likte, ülser çukurunun dibinde koruyucu bir tabaka meydana getirerek asit ya da pepsinin bu bölgeyle bağlantısını kesip tedavide ciddi başarılar sağlamaktadır. İlacın herhangi bir olumsuz etkisi veya yan etkisi yoktur, ama dışkıyı koyu renge boyadığından, bunu kanla ka­rıştırmamak gerekir. Tedavide kısa sürelerle kullanı­lan TDB, ülseri iyileştirmede H2 blokerleri kadar et­kindir.

Mukoza direncini artıran bir diğer ilaç da karbenoksolondur. Meyan kökünden elde edilen bu mad­de birkaç mekanizmanın bir araya gelmesiyle etki gösterir. Mukozadaki hücrelerden mukus üretimini artırmak bunlardan biridir. Ülseri iyileştirmekte h2 blokerleri ve TDB kadar etkinse de, tansiyonda yük­selme, ayak bileklerinde şişme, önemli bir vücut to­zu olan potasyumun kan düzeyinde düşmesi gibi is­tenmeyen yan etkileri vardır. Genel vücut sağlığında sıkıntı olmayan kişiler de  eğer karbenoksolon kullanı­yorlarsa her hafta tansiyon, kilo ve sık sık da kan po­tasyumu yönünden doktor tarafından denetlenmelidirler. İlaç özellikleri sebebi ile günümüzde daha az kullanılmaktadır.
Meyan kökünden elde edilen diğer bir kimyasal madde de “deglisirinize meyan “d ir (DGM). Karbenok­solon gibi yan etkileri olmadığı halde, ne yazık ki ül­seri iyileştirmede fazla etkili değildir.
Geçmiş yıllarda prostaglandinler, prenzepin, tri-mipramin gibi çeşitli anti-ülser ilaçları denenmiştir. Ancak, bunları bulmak zor olduğu gibi yararlı olup olmadıkları da araştırmalarca kesinkes kanıtlanmamıştır. Bu tam bir liste değildir ve her an yeni kimyasallar denenmektedir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder