13 Haziran 2018 Çarşamba

Kan Şekeri

Kan Şekeri


Glikozun gerektiğinde depolanması veya salınması insülin ve glukagon hormonlarının işlevidir.

İnsülin, kan dolaşımındaki şekerin ana düzenleyicisidir. Glikoz vücut için önemli ve gerekli bir yakıttır. Beslenmeyle alınır; beslenme dışında da gerektiğinde hem karaciğer hem de böbreklerde doğal olarak üretilirler. Vücudun kanda dolaşan şeker miktarını düzenleyen sistemde, pankreastaki hücrelerden salınan insülin hormonu etkendir.

İnsülinin işlevi, kan dolaşımındaki glikozun yakıt olarak kullanılabileceği veya daha sonra kullanılmak üzere depolanabileceği kas, yağ ve karaciğer hücrelerine transferini hızlandırmakdır.

Beslenme sürecinde besinlerin sindirilmesiyle glikoz kan dolaşımına girerken, insülin pankreastan hızla salınır. Yemekten sonra, kan şekeri düzeyi yükselerek 140 mg / dl'e yaklaşır ve süreç içerisinde beslenme öncesi düzeyine düşer. Yemeğe eşlik eden insülin patlamasına bolus insülini denir.

Karaciğer ve Kan Şekeri


Karaciğerin en önemli görevlerinden biri vücudun glukoz (veya yakıt) rezervuarı işlevidir. Karaciğer, vücudun ihtiyacına bağlı glukozu hem depolar hem de üretebilir. Dolaşımdaki kan şekeri düzeyini ve diğer vücut yakıtlarını sabitlemeye çalışır.

Beslenme sürecinde, yüksek düzeydeki insülin ve bastırılmış glukagon düzeyleri, glukozun karaciğerde glikojene dönüştürülerek depolanmasını yönlendirir.

Özellikle gece veya yemekler arasında, vücudun kendi şekerini yapması gerekir. Bu süreçte yüksek glukagon ve düşük insülin düzeyi glikojenoliz işlemiyle glikojeni glukoza dönüştürerek vücudun enerji gereksinimini karşılar. Ayrıca, karaciğer gerektiğinde amino asitleri, atık ürünleri ve yağ yan ürünlerini toplayarak gerekli glukozu üretebilir. Bu sürece glukoneojenez denir.

Keton ve Ketogenez


Vücudun glikojen depolaması azaldığında, vücutta şeker gereksinen beyin, kırmızı kan hücreleri ve böbrek için şeker kaynakları korunmaya çalışılır. Bunun için sınırlı şeker tedarikini desteklemek için, karaciğer yağlardan keton adı verilen alternatif yakıtlar üretir. Bu sürece ketogenez denir.

Ketogenezin başlaması için hormon sinyali düşük bir insülin düzeyidir. Ketonlar kas ve diğer vücut organlarının yakıtılır.

Kan Şekeri ve Diğer Hormonlar


Vücudunuzdaki kan şekeri düzeylerini insülin dışında glukagon, amilin, GIP, GLP-1, epinefrin, kortizol ve büyüme hormonu etkiler.

9 Haziran 2018 Cumartesi

Astım Nedir?

Astım (Asthma)



Solunum yolları, akciğerlerinize giren ve çıkan hava tüpleridir. Astım ise, solunum yollarının şişmesi ve daralmasıyla beliren kronik (uzun süreli) bir akciğer hastalığıdır. Farklı nedenlerle hava yollarının enflamasyonu (iltihaplanması) hava yollarını şişirerek daraltabilir.

Çoğunlukla çocukluk döneminde başlayan ve her yaştan insanı etkileyen bir hastalıktır.

Astımın Nedenleri


Solunum yolu hücreleri çok hassastır; organizmanın yabancı maddelere karşı kuvvetli alerjik tepki göstermesine neden olabilir; hücreler aşırı mukus salgılayarak, solunum yollarını kalın ve yapışkan bir sıvıyla daraltabilir.


Solunum yollarının iç duvarları ağrılı ve şişmiştir. Bu önceki paragrafta da belirttiğimiz gibi, solunum yollarını hassaslaştırır ve alerjik veya organizmanın yabancı maddelere güçlü bir şekilde tepki vermesine neden olabilir. Tepki sonucu hava yolları daha da darlaşır ve akciğerlere hava girişi azalır.

Astım Belirtileri


Öncelikle belirtilmelidir ki, astım hastası olanların hepsi genel semptomları göstermeyebilir veya genel semptomları gösteren hastalar astım olmayabilir. Doktorunuz, akciğer fonksiyon testlerine, tıbbi geçmişinize ve fiziksel muayeneye dayanarak astımı teşhis edebilir, ayrıca alerji testleriyle bir sonuca ulaşabilir.

Astım tekrarlayan hırıltı, göğüs gerginliği, nefes darlığı ve öksürüğe neden olur. Öksürme genellikle geceleri veya sabahın erken saatlerinde ortaya çıkar. Solunum yollarının iç duvarları ağrılı ve şişmiştir.
Astım semptomları bazı koşullarda hafiftir ve kendi başına veya minimum tedaviyle iyileştirilebilir. Bazı durumlarda ise  semptomlar şiddetlidir ve kötü gelişir.

Astım belirtileri her zamankinden daha kötü hale geldiğinde, buna astım atağı denir. Ciddi astım atakları acil bakım gerektirebilir ve ölümcül olabilir.

Astımın Tedavisi



Astımla yaşamanın önemli bir parçası onu kontrol altında tutmaktır. Astımı kontrol edilebilen,  yönetiminde aktif rol oynayabilen hastalar normal, aktif yaşamlarını sürdürebilir, geceleri kesintisiz uyuyabilirler.

8 Haziran 2018 Cuma

Cinsel Yolla Bulaşan Hastalık

Klamidya (Chlamydia trachomatis)


Chlamydia trachomatis Chlamydiaceae ailesinden, gram negatif, patojenik bir bakteridir. Yaşayan en küçük organizmalardandır. Kendi enerjilerini (ATP) sentezleyemedikleri için ve canlı kalabilmek için konağa tamamen bağımlıdırlar. Ökaryotik hücrelerde yaşayabilen, aerobik, hücre içi bir parazitdir. Mukoza zarı hücreleri içinde yaşarlar. Bilinen tek doğal konakçı ve tipik rezervuarlar insanlardır.

Klamidyanın Nedenleri


Bakteri enfekte bir kişinin cinsel teması ve enfekte olmuş salgılarıyla bulaşır.
Genellikle enfeksiyona duyarlı konjonktiva, üretra, vajina, serviks, endometriyum, fallop tüpleri, anüs, rektum, göz kapağı ve boğaz yüzeyleri gibi mukoza zarlarını hedefler.

Klamidya bakteriyel bir enfeksiyondur ve cinsel temas yoluyla bulaşır. Ayrıca anne, vajinal doğum sırasında çocuğu enfekte edebilir. Doğum sürecinde, doğum kanalındaki Chlamydia trachomatis ile kontamine olan bir bebekte göz enfeksiyonu (konjonktivit) veya zatürre (pnömoni) gelişebilir. Gebe annenin doğum öncesi tedavisiyle önlenebilir.

Belirtiler (Symptoms)


Kadınlarda tipik olanlar vajinal akıntı, karın içi ve sırt ağrısı, bulantı, ateş, idrarla yanma, adet dönemleri arasında kanama ve cinsel ilişki sırasında ağrıyı içerir.


Kadınlarda, hastalık pelvik inflamatuar hastalığa neden olan fallop tüpüne yayılabilir. Pelvik inflamatuar hastalık, infertilite ve skarlaşmaya yol açan fallop tüplerine ve uterusa zarar verebilir.

Erkeklerde Chlamydia trachomatis çoğunlukla asemptomatiktir. Fakat, penis boşalmasına, idrar yaparken ağrı ve yanmaya, testis kanallarında enfeksiyon veya inflamasyona, testislerde hassasiyet veya ağrıya, skrotal bölgede ağrı ve ateşe neden olabilir.

Erkeklerdeki Komplikasyonları


Tedavi edilmeyen klamidyal enfeksiyon epididimise yayılarak, epididimisin iltihaplanmasına ve kısırlığa (steriliteye) neden olabilir.

Klamidya Nasıl Tedavi Edilir?


Klamidyayı ortadan kaldırmak zordur. Hücre içi bir parazit olduğu için uygulanan herhangi bir antibiyotik, konakçı hücre zarını geçmeli ve konakçı hücrelere zarar vermeden bakteriyi öldürmelidir.

Antibiyotiklerden sadece 1 gün için azithromisin veya 7 gün süresince doksisiklin kulanımı reçetelendirilir. Ya da, eritromisin , ofloksasin, tetrasiklinler ve sülfonamidler gibi başka bir antibiyotikler reçetelendirilebilir.

Gebe kadınlar azitromisin veya eritromisin, bazen de amoksisilin ile tedavi edilebilir.

Uyarı: Diğer cinsel yolla bulaşan hastalıkları tedavi etmek için kullanılan penisilin, klamidyal enfeksiyonları tedavi etmez.

Egzama (Atopik Dermatitis)

Egzama Nedir?


Egzama, en yaygın dermatit yani, deri iltihabı tipidir; cildin kronik bir hastalığıdır. Genellikle, bebeklerde ve çocuklarda görülür, ancak, yetişkinlerde de ortaya çıkabilir. Egzamada ilk olarak ciltte kaşıntı, kuruluk ve kızarıklık görülür. Ayrıca, minik yumrular veya kabarcıklar da görülebilir.
Uzun süreli hastalıkta deri kalınlaşmış, çatlamış, pullu, kabuklu ve enfekte olabilir. Atopik dermatiti olan hastalarda sakinlik ve parlama olabilir.

Egzamanın Nedenleri


Atopik dermatit astım, saman nezlesi ve mevsimsel alerjiler ile ilişkili olabilir; şiddetli egzama, genetik bir problemdir. Kuru cilt, terleme, yünlü vb. kumaşlar, bazı gıdalar, bazı uçucu maddeler, evcil hayvanlar, kış koşulları ve stres ağırlaştırıcı etkenlerdir.

Egzama Belirtileri Nelerdir?


Hafif egzamaya sahipseniz, kollarınızda veya bacaklarınızda kuru, pullu cilt lekeleri olabilir. Kaşıntı yapabilir.

Egzema eklemlerde, yüz, alın, göğüs ve iskelet kası yüzeylerinde, dirseklerin ön kısımlarında, dizlerin sırtlarında ortaya çıkar. Çocuklar genellikle çok sinirlidir ve kaşıntı nedeniyle uykuları hafiftir. Egzama kötü ise, ağrılı kaşıntı olabilir ve dokunulmak rahatsız edebilir.

Önlemler


Stresten, egzamayı kötüleştiren yiyeceklerden ve ilaçlardan kaçınılmalı, evdeki toz akarları azaltılmalıdır.

Egzama Tedavisi


Hafif egzama için tedavi gerekmeyebilir. % 1 hidrokortizon kremini deneyebilirsiniz. Bölgeye günde 2 ila 4 kez sürülebilir.

Atopik dermatit tedavisi yoktur ve atopik dermatit tedavisi multifaktöryeldir. 5-10 dakika banyo, kurulanmak, ardından kurumayı önlemek için nemlendirici ürünler kullanmak en önemli adımdır. Kısa banyolar günde bir defadan fazla alınmamalı; uzun, sıcak banyolardan, tahriş edici sabunlardan kaçınılmalıdır. Kokusuz sabun, kokusuz yumuşatıcı (losyonlar) ve kokusuz deterjanlar kullanılmalıdır.

Kuru cild çizilebilir ve çiziklere enfeksiyon bulaşabilir. Bu nedenle, kaşıntıyı azaltmak ve kaşıntı-çizik döngüsünü önlemek için antihistaminikler kullanılabilir.

7 Haziran 2018 Perşembe

Katarakt

Katarakt Nedir?


Katarakt, göz merceğinin kalınlaşması ve sertleşmesidir. Göz merceği kalınlaşması, retinaya ulaşan ışığı önler. Retinaya daha az ışık ulaştıkça da, görme gittikçe zorlaşır, bulanıklaşır; yani, matlaşır (opaklaşır).

Kateraktın Nedenleri Nelerdir?


Kataraktın gelişmesinde ilk faktör yaştır ve genellikle de oluşur. Diğer faktörler ise, sigara içmek, diyabet, aşırı güneş ışığına maruz kalma, uzun süreli steroid kullanımı, diüretik kullanımı, bazı yüksek doz sakinleştiriciler, göz travması, kalıtım, morötesi radyasyon ve bazı metabolik koşullardır.

Yaşa Bağlı Katarakt


Kataraktların çoğu yaşlanmayla gelişir ve genellikle de oluşur.

Konjenital Katarakt


Çocuklukta genellikle her iki gözde de gelişir ve bazı bebekler katarakt ile doğarlar Bazı konjenital kataraktlar görüşü etkilemez, ancak, bazı bebeklerde çıkarılması gereken konjenital katarakt olabilir. Bunlar genellikle hamilelik sırasında kızamık, suçiçeği veya başka bir bulaşıcı hastalığa sahip olan anne ile ilgilidir; bazıları ise kalıtsaldır.

Sekonder Katarakt


Sekonder kataraktlar öncelikle vücutta başka bir hastalık oluşumunun (diyabet gibi) bir sonucudur veya steroid kullanımına bağlıdır.

Travmatik Katarakt


Gözün veya gözlerin, yaralanmaya bağlı, olayı hemen takip eden ya da birkaç yıl sonra katarakt geliştirmesidir.

Kataraktın Belirtileri Nelerdir?


Kataraktlar yavaş büyür ve görme genellikle yavaş yavaş kötüleşir. Bazı kataraktlar yakın görüşte bile geçici bir iyileşmeye neden olabilir, ancak katarakt büyüdükçe bu durum daha da kötüleşir. Mat veya bulanık görüş, çoklu veya çift görüş, renkleri soluk görme renkleri tanıyamama, okuma zorluğu, gözlük derecelerini yükseltme, kötü derinlik algısı. Ancak, katarakt semptomları diğer göz rahatsızlıklarına benzeyebilir, bu nedenle teşhis için muayene önemlidir.

Risk Faktörleri


Son çalışmalar, yüksek irtifalarda yaşayan insanların katarakt geliştirme riski altında olduğunu göstermiştir. Güneşte fazla zaman geçiren insanlarda da katarakt erken gelişebilir. Bu nedenle, ultraviyole ışınlarına maruz kalmayı azaltmak için güneş gözlüğü ve geniş kenarlı bir şapka takılmalıdır.

Katarakt Tedavisi Nasıldır?


İlk aşamalardaki görme kaybı, farklı gözlükler veya güçlü bir ışıklandırma ile tedavi edilebilir. Bunlar artık yardımcı olmadığında, katarakt cerrahisi çoğu insan için geçerli olan tek etkili tedavidir. Tedavide yaş, genel sağlık ve tıbbi geçmiş, kataraktın kapsamı ve nasıl ilerlediği, haastanın fikri veya tercihi. Göz merceğinin sürüş, okuma veya televizyon izleme gibi günlük yeteneği bozulduğunda çıkarılması gerekir. Bu kararı hasta ve doktor birlikte verebilr.

6 Haziran 2018 Çarşamba

Kaşleksi ve Kaşeksinin Nedenleri

Kaşeksi (Cachexia)

Kaşeksi iskelet kası tüketimi ve yağ kaybı ile birlikte, diyet ve egzersizden bağımsız, kontrolsüz kilo kaybı ile karakterize bir sendromdur. Kaşekside kas kaybı, kilo kaybından önce başlar.

Kaşeksinin Nedenleri


Kaşeksinin gözlendiği hastalıklar kanser, konjestif kalp yetmezliği, Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH), kronik böbrek hastalığı ve AIDS'dir. Genel belirtisi % 5'ten fazla kilo kaybıdır.

Kaşeksi Belirtileri Nelerdir?


  • İştahsızlık (anorexia);
  • İskelet kası tüketimi ve yağ kaybı ile birlikte kontrolsüz kilo kaybı; (özellile aşırı kilolu kişilerde kaşeksi sinsi gelişebilir.)
  • Halsizlik, zihinsel yorgunluk, yaşam kalitesinin düşmesi, eğlenceli etkinliklere katılmada isteksizlik;
  • Fiziksel bozulmadır.

Kaşeksi ve Kanser


Kaşeksi, çoğu kanser hastalığının genellikle ileri evrelerinde ortaya çıkar. Kaşeksinin en sık görüldüğü kanser türleri akciğer, pankreas, mide, özofageal, kolorektal ve baş-boyun kanseridir.

İştahsızlıkla azalan besin alımı ve besin eksikliği, kanser hücrelerinin vücudun yağ hücrelerini ve iskelet kasındaki enerji rezervlerini kullanmasına neden olur. Yani, tüketilen enerji depoları sonucu, kanser hücreleri yakıt kaynakları olarak, büyümek ve hayatta kalmak için yağ hücrelerini ve iskelet kasındaki enerji rezervlerini kullanır.

İleri evre kanserli vakaların yaklaşık % 80'inde kaşeksi görülür ve ölümlerin yaklaşık yüzde 20-40 nedenidir. Bu nedenle diyet çok önemlidir.

Kaşeksi, kanser hastalarının hayatta kalma koşullarını ve yaşam kalitesini bozar. Hastalar kemoterapi gibi tedavileri tolere edemez ve genellikle daha fazla yan etkiye sahiptir. Ameliyat sonrası (postoperatif) komplikasyonlar daha sık görülür. Ayrıca, kanser yorgunluğunu da şiddetlendirir.

Refrakter Kaşeksi (Refractory Cachexia)


Tedavi edilemeyen kaşeksi sorunu olan kanser hastaları, düşük bir performans skoruna sahiptir ve 3 aydan kısa bir yaşam beklentisine sahiptirler.

Kaşeksi Nasıl Teşhis Edilir?



Vücut Kitle İndeksi (Body Mass İndex-BMI)


Vücut ağırlığı ve sağlıklı bir kilo hakkında bilgi verir; boy ve kilo formülü kullanılarak hesaplanır.

Yağsız Kas Kütlesi (Lean Muscle Mass)


Yağsız kas kütlesinin vücut yağına oranını belirlemek için vücut kompozisyonunun ölçülmesidir. Bunu yapmak için kullanılan testler, deri kıvrımları ve biyo-empedansı içerebilir.

Beslenme Günlükleri


Bir gıda günlüğünün tutulması, kaşeksi ile başa çıkmak için önemli bir etkinliktir. Ancak, yeterli miktarda kalori alımına karşın, yetersiz beslenme sonucu da kaşeksi oluşabilir.

Kan Testleri


Beyaz kan hücresi sayımları (WBC), serum albümini, transferin seviyeleri, ürik asit ve C-reaktif protein (CRP) gibi inflamatuar belirteçler değerlendirilir.

5 Eylül 2017 Salı

Sarı Kantaron Otunun Faydaları


Her derde deva olduğu iddia edilen, bilinçsizce kaynatılıp içilen bir ot sarı kantaron. Latince adını içerisindeki hiperisin (hypericin) maddesinden alarak "Hypericum Perfotarum" diye sınıflandırılsa da bu otu Avrupa ve ABD'de aslında dünyanın bir çok yerinde "St John's Wort" olarak bilinir. Kurusu kaynatılıp çayı içilen, tazesi yağa basılıp sarı kantaron yağı elde edilen sarı kantoron otu nedir ne değildir. Bu yazıda buna biraz bakalım istedik.


Kantaron Otu



Ülkemizde sarı kantaron denilen, ama dünyada "St John's Wort" (Aziz John Otu) olarak bilinen bitki Amerikadan Asya'ya kadar uzanan alanlarda ve özellikle Batı Asya ve Kuzey Afrikada çok fazla yetişen bir türdür. Tarla, yol ve orman kıyılarında, tepelerde ve çayırlarda Temmuz’dan Eylül’e kadar çiçeklenen ve açan bu bitkinin 24 temmuzda çiçeklenme dönemi olduğu bilinir, bu yüzden de bu günlerde evlerde kötü ruhları kovmak için hristiyan kültüründe bu bitki tarihsel olarak kullanılır. Ülkemizde, sarı kantaron, kan otu, kılıç otu, binbirdelik, mayasıl otu, koyun kıran  ve yara otu gibi yöresel adlara da sahiptir. Bitkinin  25-60 cm boyu vardır, çok dallıdır ve sapları ayrı olduğu halde bir şemsiye biçimindeki çiçekleri 5 parçalı, altın sarısı renkli ve sap bölümünün kenarları siyah renkli tüyler ile çevrilidir. Yapraklar ışığa tutulduğunda, bitkide parlak noktacıklar halinde delikler kolaylıkla görülür. Bitkiye binbirdelik otu denmesi bu özelliğinden ileri gelmektedir. 
kantaron otu nedir

Bizim kantaron dediğimi çiçeğin bir çok türü ve alt türleri vardır, bitki yetiştiği bölgeye göre ana maddesi olan hiperisin içeriği değişmektedir. Tam olarak açmış bir kantaron otu çiçeğini parmaklarınızla ezdiğinizde, ondan kırmızı bir sıvı çıktığını görürsünüz. İşte ıkan renk ne kadar kırmızı bordo arası bir renkse bitkide o kadar çok hiperisin var demektir. Zaten hiperisin (hypericin) kırmızı pigmentli bir maddedir.


Kantaron denildiğinde akla kırmızı kantaron "Centaurium Erythraea" bitkisi gelir. Sarıkantaron ve kırmızı kantaron çoklukla karıştırılsa da, bizim sarı kantaron dediğimiz "Hypericum Perfotarum" bitki aslında birkantaron türevi değildir dünyada kantaron denildiğinde bizim kırmızı kantaron dediğimiz, "Centaurium Erythraea" bitkisi bilinir. Bu iki bitki birbirlerinden çok farklı içerikte bitkilerdir. Ayrıca bizde mavi kantaron (peygamber çiçeği) "Centaurea Cyanus" dediğimiz bir diğer bitki daha vardır. Bu bitki ise kırmızı kantarona yakın bir tür olmakla birlikte diğer iki bitkiden çok daha farklı bitkidir.


sarı kantaron nedir

Kantaron Otu Faydaları