31 Mart 2017 Cuma

Tetanos Nedir?


Tetanos Nedir?

Mikrobik bir hastalıktır. Mikrobun özelliği oksijenli koşullarda yaşayamadığı için, insanlara pas, toprak gibi oksijensiz ortamlardan açık yaralara bulaşır ve hastalık yapar.

Kas kasılmaları ve izpazmozlar meydana getiren akut bir enfeksiyondan kaynaklanan bir hastalıktır. Çene kaslarının kilitlendiğinden dolayı bazen bu hastalığa çene kilitlenmesi de denir. Hastalık aşırı soğuk ve aşırı sıcakta yıllarca süreyle yaşayabilen bir basilden kaynaklanır. Bu basil hareketsiz «sporlar» meydana getirmekte ve bunlar insan vücuduna girdikten sonra varlığını sürdürür.

Tetanosun Yan Etkileri


Tetanos insana nasıl bulaşır ?Bu mikrop dünyanın her tarafında, özellikle hayvan veya insan dışkılarıyla karışmış topraklarda canlılığını sürdürür. Yaralar, özellikle delinmiş yaralar, tetanosun gelişmesi için en elverişli alanlardır. Mikrop beyin ve omuriliğe tesir eden bir zehir geliştirmektedir. Bu zehir kas ve eklem kasılmalarına, izpazmoz hallerine yol açar.

Tetanosun gelişme süresi ne kadardır?


Tetenos beş ile on gün arası, ama bazı hallerde iki gün ile iki ay arası da görülebilir.

Tetanos teşhisi nasıl konur?


Yaralanma veya ameliyat hali inceden inceye gözlemlenir. Yara cerahatlidir ve cerahatin kültürü teste tâbi tutulduğu zaman tetanos mikrobu bulunur. Belirtiler menenjit, kuduz ve başka hastalıklarla benzerlik taşıdığından bunlardan ayırt edilmesi gereklidir.

Tetanoz Aşısı


Tetanos nasıl önlenebilinir?


  • Tetanos toksoid: Yaralanmaları muhtemel olan bahçıvanlar, çiftçiler, askerler, makinistler, çocuklar ve atletlere bağışıklık kazanmaları için uygulanır.
  • Tetanos antitoksini (TAT): Pasif bağışıklık temini için. Bir yaralanma olduğu zaman bu kısa bir süre için korunmayı temin edecektir.

Tetanosun Belirtileri


Tetanos gelişmişse durum neyi gösterecektir?


Tedaviye başlamanın aşamasına bağlıdır. Çok gençlerde ve çok yaşlılarda ölüm oranı oldukça yüksektir. Orta yaşlarda ise ölüm oranı yüzde 50 ile yüzde 100 arasında değişir. Eğer hasta ilk dokuz ile on günü geçirirse iyileşme şansları artmış demektir.

Tetanoz Hastalığı tedavisi nasıl yapılır?


  • Büyük dozajlarda antibiyotik verilmesi.
  • Büyük dozajlarda tetanos anti-toksini verilmesi.

Siyah Noktalara Çözüm


Siyah Noktalar


Yüzünüzdeki siyah noktaları evde doğal yollarla geçirmek istiyorsanız yazımızın devamını okumalısınız.

Aslında yapmanız gereken çok basit, evinizde her daim bulunan malezemeler yardımıyla yüzünüzü temizleyebilir ve siyah noktalar için doğal maske yapabilirsiniz. Siyah noktaları geçirmenin bir sürü yolu var elbette. Mesela siyah nokta sıkma aleti veya siyah nokta bantları bunlardan birkaç tanesi fakat yeterli verimi elbette alamazsınız.

Cilt Bakım Ürünleri

Cilt bakım ürünlerinin doğru kullanıldığında cildiniz üzerinde bırakacağı olumlu etkiler çok fazladır. cilt  temizleyicileri, nemlendiricileri veya maskeleri hakkında dermatologların söyleyebileceği bazı doğrular vardır. Bundan kaynaklı uyarılara kulak asmak durumundasınız.

İçeriğindeki “mucize” madde nedeniyle tercih edip her hafta yenisini satın aldığınız cilt bakım ürünleri  cildinize uygun olmadığı için zarar verebilir ve cilt hasarına sebep olabilir. Bundan kaynaklı doğru ürünü seçmek ve ürün kullanmadan önce yapılacaklar aşağıdaki gibidir;


Güneş Yanığı Tedavisi


Güneş Yanığı Tedavisi


Güneş yanığı güneşten gelen ultraviyole ışınları sonucu zarar gören ciltte görülen bir akut iltihap reaksiyonudur. Güneş ışınlarına çok fazla maruz kalmak derideki dokulara zarar vererek güneş yanıklarına yol açar.

Derimizi etkileyen A ve B çeşitleri olmak üzere iki çeşit ultraviyole ışını vardır. İki çeşit ultraviyole ışını da insan cildi için oldukça zararlıdır. UV A ışını derinin iç yüzeyini etkilerken UV B derinin dış yüzeyini etkiler. Açık tenli kişiler koyu tenli kişilere oranla güneş ışınlarından daha fazla etkilenir. Aşırı güneş yanıkları cildin daha erken kırışmasına neden olur ve bazı durumlarda cilt kanserine sebep olur.

İnsan vücudu cildi koruyan melanin denen bir kimyasal içerir. Aşırı güneş ışınlarına maruz kaldığımızda UV ışınları melaninin kimyasalının etkisini yok eder.

Güneş Yanıklarının Belirtileri


  • Deride kızarıklılar ve iltihap;
  • Hafif baş dönmesi ve yorgunluk;
  • Mide bulantısı ve deride soyulma;
  • Bol su içme isteği.

Güneş Yanıklarından Kurtulmanın Doğal Yolları


Güneş Kremi: Düzenli olarak güneş kremi kullanmak güneş yanıklarını engeller. Güneşe maruz kalmadan önce mutlaka güneş kremi sürün.

Domates Püresi Ve Salata Püresi: İki kaşık domates püresi ile salata püresini limon suyu ile karıştırın ve yanık alana sürün. Karışım ağrılarınızı azaltacaktır.

Soğuk Süt: Bir parça pamuğu soğuk süte batırın ve güneş yanığı alana sürün.

Aloe Vera: Aloe vera yapraklarını limon suyu ile karıştırın ve karışımı yanık alana uygulayın.

Yoğurt ve Gülsuyu: Bir kap yoğurt ile iki kaşık gülsuyunu karıştırın. Karışımı yanık alana sürün. Karışım cildinizi rahatlatacaktır.

Yeşil Çay: Yeşil çay hazırlayın ve içine buz atara iyice soğutun. Daha sonra karışımı bir parça pamuk ile yanık alana sürün.

Zeytin Yağı: Güneş cildi kurutur ve  daha çok gerilmesine yol açar ve bu gerilme ağrılar oluşturur. Bunu engellemek hatta  cildi yumuşatmak için zeytin yağı uygulayın  ve üzerine sıcak suyla ıslattığınız bir havlu koyun. Havlu tamamen soğuduktan sonra cildinizi temizleyebilirsiniz.

---> Oolong Çayı ve Faydaları

Metabolizma Nedir?


Metabolizma Nedir?


Sindirim sürecinde, besinlerin küçük moleküllere parçalanarak enerji elde edilmesi ve enerji kullanarak, küçük moleküllerden büyük moleküllü yapılar sentezlenmesi olaylarının bütününe metabolizma denir. Kısaca, anabolizma ve katabolizma olaylarını kapsayon biyolojik bir süreçtir.

Vücudun oluşumu, korunması, verimi ve çalışması için ener­jiye gereksinim duyar. Bitkilerin güneş ışığını enerji kay­nağı olarak kullanmaları gibi insan ve hayvan da enerji kay­nağı olarak besinleri kullanmak zorundadır. Besin maddeleri sindirim sisteminin basit birer yapı taşı haline dönüştürüldükten son­ra çeşitli yollarla vücut doku ya da hücrelerine iletilirler.

Metabolizma Nasıl Çalışır?


Doku ya da hücrelere ulaşan moleküller, organizma için gerekli ya yapısal moleküllere dönüştürülür ya da  enerji maddesi olarak kullanılırlar. Metabollizma sonrsası işe yaramayan ve kullanılamayan maddeler sindirim ve boşaltım sistemi aracılığıyla vücut dışına atılırlar. Metabolizma süreci, organizmanın hücrelerinde gerçekleşti­rilir. Hücrelere besin maddesi ve oksijen, organizmanın kan damarlarında dolaşan kan aracılığıyla taşı­nır. Hücrelere gelen besin maddeleri hücreler tarafından yakı­lırak enerjiye dönüştürülürler. Hücrelerdeki yanma için oksijen gerekir ve yanma sürecinde ısı, karbonhidroksit ve su oluşur. Bu oluşumlar yine hücre tarafından kana aktarılırılarak dolaşıma katılır.

Bitkiler fotosentez olayıyla glukoz üreterek oksijen açığa çıkarırlar. Fotosentez güneş ışığı enerjisinin klorofil yardımıyla emilip; havadan karbonhidroksit, topraktan su alarak glikoz üretmesi ve oksijen açığa çıkarması olayıdır. İnsanlar ve hayvanlar besinlerle aldıkları glukoz gibi karbonhidratları oksijen yardımıyla yakıp karbonhidroksit ve suya çevirerek enerji sağlarlar. Böyle­ce, bitkiler ve hayvanlar arasında da oksijen ve karbondioksit döngüsü gerçekleşir. İnsan organizması karbonhidrat­larla birlikte proteinleri, vitaminleri, mineralleri ve yağları da gereksir; metabolizmanın sürekliliğini sağlar. Buna karşın insan metabolizması çeşitli nedenlerle bo­zulabilir ya da düzensizleşebilir ve bunun sonucu tüm vücut etkiler. En yaygın metabolizma hastalıklarından biri ise Diabetes Mellitus'tur (Diyabet).

Göğüslerdeki Normal Değişimler


GÖĞÜSLERDEKİ NORMAL DEĞİŞİMLER


Göğüsler kadınlarda da erkeklerde de belirli değişimler geçirir. İlk büyük değişim ergenlik döneminde gözlenir elbette. Her bir evrenin ardından göğüs, hormonların etkisiyle değişik görevler gerçekleştirir.

Diğer büyük değişim hamilelik ve emzirme dönemlerinde gözlemlenir. Menopozdan sonra da göğüslerde değişimler meydana gelir. Herhangi bir anormalliğin daha kolay farkına varılması için bu normal akışın bilinmesi gereklidir.


Sivilcelerle Başa Çıkmanın Yolları



Çok gözenekli ve iyi temizlenmeyen ciltlerde sivilce oluşumu ve siyah nokta oluşumu görülebilmektedir. Bu durumlarda cilt bakımı ve temizliği oldukça önem arz etmektedir.

Gözenekler yağ üretip salgıladıkları için cildi alerjiden ve çevre kirliliğinden koruyorlar. Eğer gözenekler olmasaydı, yağlar derinin altına iner, yüzde kistler oluşur ve deri altında enfeksiyonlar meydana gelirdi. Ancak çok gözenekli ciltlerde, eğer cilt iyi temizlenmiyorsa siyah nokta oluşuyor. Bu açıdan cildin hem nem dengesini korumak hem de siyah nokta oluşumuna dur demek için mutlaka cilt doğru yöntemler ile temizlenmelidir.

Yağlı ciltlerde gözeneklerin daha açık olduğuna dikkati çeken uzmanlar, herhangi bir sağlık problemi yaşayıp tedavi amaçlı ağır ilaçların kullanılmasıyla da cildin yağlanabildiğini kaydetti. Cildin yağlandığı zaman gözeneklerin açıldığını ifade eden uzmanlar, yapılan araştırmalar sonunda ultraviyole ışınlarının da gözenekleri genişlettiğinin vurguladı ve bu gibi durumlar sivilce oluşumuna ortam hazırlamaktadır.

Uçuk Nedir? Nasıl Tedavi Edilir?


Uçuğun Bitkisel Tedavisi


Uçuk sık sık rastlanan bir cilt problemidir. Bu problemi giderme de sağlıklı ve bitkisel ürünler tercih edilmelidir. Bu nokta da sizlere uçuk çıktıktan sonra nasıl doğal ve bitkisel yollarla tedavi ederiz, uçuğu nasıl geçiririz , uçuğu ne kurutur sorularına cevap niteliğinde vereceğimiz bitkisel kürü paylaşacağız.

Uçuklar İçin Evde Doğal Kremler


Uçuk tedavisinde kullanacağımız bitkisel kremin içindeki maddeler şöyledir;

  • Şalgam,
  • Çavdar unu,
  • Şahtere otu,
  • Ceviz yaprağı,
  • Isırgan otu,
  • Susam yağı.

3 farklı doğal evde hazırlanmış uçuk kremi


  • Rendelenmiş şalgamlar yirmi dakika süreyle suda kaynatılarak süzülür. Sıkılarak elde edilen posaya çavdar unu karıştırılarak, krem kıvamına gelinceye kadar susam yağı ile yoğurulur. Hazırlanan mer­hem, pansumandan sonra uçuk olan bölgeye uygulanır.
  • Şahtere otunun yaprakları sert bir zeminde dövülerek ezilir. El­de edilen posaya, krem kıvamına gelinceye kadar çavdar unu karıştı­rılarak susam yağı ile yoğrulur. Hazırlanan krem uçuk olan bölgeye uygulanır.
  • Kıyılmış taze ceviz yaprakları, ısırgan otuyla birlikte  ezilir. Elde edilen posaya krem kıvamına gelinceye kadar çav­dar unu karıştırılarak, susam yağı ile yoğrulur. Hazırlanan merhem pansumandan sonra uçuk olan bölgeye uygulanır.

Cilt Güzelliği

Cilt, her insan için güzelliğin simgesidir.Güzel bir yüz ya da vücut hatlarına sahip olmak güzel görünüm için yeterli değildir.
Ayrıca vücut hatlarınızın güzelliğini cildiniz ile de tamamlamak durumundasınızdır. Vücut fonksiyonlarındaki öneminin yanında cilt ,biyolojik yaşı ve dolayısıyla yaşlanmayı dışa yansıtan ilk organ olması nedeniyle de önem verilmesi gereken bir alandır. Günümüzde ilerleyen teknoloji ve modern tıp uygulamaların hedefinde de genç kalan ve hiç yaşlanmasına izin vermeyeceğimiz ruhumuza bedenimizi uydurmak önem arz etmektedir.Ancak bu uygulamalardan önce de ,kişinin vücut sağlığını korumuş ve önlemlerini zamanında almış olması esastır.

Biriken Yağlar ve Selülit Çözümleri


Biriken Yağlara ve Selülitlere Çözüm


Fazla kilonuz olmamasına rağmen selülitlerini olabilir. Bunun başlıca sebebi kalıtsaldır. Zayıf insanlarda selülit oluşumu çok şaşırılarak bakılır fakat bu olası bir durumdur. Selülit sorununuz için öneriler çok fazladır elbette.

Bölgesel Zayıflama Mümkün mü?


Kesinlikle, bölgesel olarak zayıflayamazsınız. Dünyadaki bütün sit-ups (mekik çekmek), abs (karına ait kısımlar) bölgesindeki yağları; dünyadaki bütün hamle ve bacak egzersizleri de uyluk bölgesindeki yağları tamamen ortadan kaldıramaz. Bu, tüm bu egzersizleri yapmamanız anlamına mı gelir? Tabiî ki hayır. Sadece anlatmak istediğim, egzersizlerin problemli bölgenizdeki yağları yok etmesini beklemeyin demek oluyor. Genetiklerin, vücudunuza dağılmış olan yağlar üzerinde büyük bir etkisi vardır. Soy çekimi olması kaderiniz değildir, fakat yağ depolamasına meyilli olduğunuzu bilmeniz ve kas yapmanızın, iyi bir diyet ve egzersiz rejim planlamanıza için size yardım edebilir. Selülit deriye yakın lifli bölgelerde hapsolan bir yağdır. Sığ gölgeli derelerdeki sular gibi, nehrin geri kalan kısmı kururken olduğu yerde kalma eğilimi gösterir. Bazı insanlar, selülitin özel bir yağ “çeşidi” olduğunu ve toksinlerin daha yüksek seviyede depolandığı teorisini ileri sürerler fakat bu sadece boş bir spekülasyondur.

Cellasene İşe Yarıyor mu?


Cellasene işe yaramıyor ne yazık ki. Bütün fazla kilolarınızı verdiğinizde uyluklarınızın dış kısmında olan birikmiş yağlar gerçekten olabilir mi? Olabilir. New York Şehir Maratonu döneminde, en iyi zamanlarını koşuya vermiş kadın koşucularının çoğu halen “sallanan uyluklara” sahiplerdi. O bölgenizde yağ depolamaya “programlanmış” sanız, vücudunuzun her bölgesinden atabilseniz bile yağ depolayan bölgenizden selüliti atmanız zor, hem de çok zordur.

Selülit ve Bölgesel Yağlanma Nasıl Geçer?


Vücuttaki çoğu işlevleri mantıklı olarak gördüğümüz, yağ bozulması ve toksinlerin gidermesini içererek, bunlar makul yiyecekler, yiyecek alerjileri, yanlış sindirim ve absorpsiyon ( emme), yada yetersiz bir diyet ile azaltılabilinir yada engellenebilinir. Yeme alışkanlığınıza niye mağara adamı açısı şansı vermiyorsunuz? Mümkün olabildiği kadar, normalde yediğiniz yiyecekleri diyetinizden çıkarmaya başlayın. Bana göre, inatçı kütle yağlar için yapabileceğiniz en iyi şey, mümkün olduğunca allerjen, işlenmiş ve arıtılmış yiyecekler, şeker ve de diğer sorunlu olan yiyecek ürünlerini bir diyette rahatça yemektir. Nasıl olduğunu görmek için buğday ve mandıra gibi besinle ile ilgili gelişimin “son zamanlarda” çoğu oluşturanlarını geçici olarak atmayı deneyebilirsiniz.

Başarabileceğiniz en iyi egzersiz programı ile birleştirilen bir mağara adamı diyeti,, “ toplanıp biriken yağlar” ya da selülitleri yok edebilir mi? Dürüstçe söylüyorum, bilmiyorum. Fakat liposakşın dışında, bu diyetin başarı şansısının daha yüksek olduğunu biliyorum.


Ülser Nedenleri Neden Oluşur Belirtileri


Ülser Nerede Oluşur, Ülser Nedenleri


Ösofagusta ülserler genellikle midenin alt bölümde olu­şurlar ve kardia üzerine taşabilirler. Gastrik ülserler midenin her yerinde olabilseler de, daha sık olarak midenin daha kısa olan sağ kenarında, “kısa eğri” de­nilen (kurvatura minör) üzerinde (kısa eğri), midenin daha kısa olan sağ kenarıdır ve özellikle de mide göv­desinin antrumla birleştiği bölgede yer alırlar. Yine sık olarak, pilora yakın olmak üzere antrumun kendi­sinde ve midenin en uç kesimlerinde, kardianın he­men altında da oluşabilirler. Midenin diğer kenarın­da, “uzun eğri” de (kurvatura majör) ülser olasılığı da­ha düşüktür.

Pilorun kendisi de ülser oluşumunun odağı olabilir ve bu tip ülserler duodenal ülserler gibi tedavi edilir. Duodenumdaki peptik ülserlerin hemen hepsi bulbus adı verilen birinci kısmında meydana gelirler. Daha alt kı­sımlarda görülmeleri çok seyrektir, ama eğer olursa ve birden fazla ülser meydana gelmişse, bu aşırı mik­tarda asit olduğunun göstergesidir.

Diğer yandan içtiğiniz sigara , bakteri (heliobakter pilori) , mide asiti, stereodsiz antibiyotik kullanımı ülsere neden olabilir.

Ülserler Nasıl Oluşur ve Belirtileri Nelerdir?


Daha önce de belirtildiği gibi, midenin ürettiği asit ye pepsin miktarı çiğ dokuyu sindirecek düzeydedir. Örneğin, bir gece boyunca mide suyunda bırakılan bir tıraş bıçağı oldukça zarar görür. Bundan dolayı, mide ve duodenum mukozası kendisini korumak zo­rundadır ve peptik ülserin meydana gelmesinde bu saldırı ve savunmalar arasındaki dengesizlik büyük rol oynar.

Saldırı başlığı altında, midede asit ve pepsin miktarını artıran bütün etkenler yer alır. Ender olarak görülse de bazı durumlarda, asit ve pepsin miktarını artıran bazı tıbbi hastalıklar bu etkenler arasında sayılabilir. Bunlardan bi­ri, gastrinoma (zollinger-ellison sendromu) adlı seyrek görülen bir tümördür. Gastrinoma, başta pankre­as olmak üzere birçok karın içi (batın içi) organından kaynaklanabilir. Nedeni bilinmemekle birlikte, aşırı miktarda gastrin hormonu salgıladığından, mideyi çok fazla asit ve pepsin üretmesi için uyarır. Bir di­ğer ender etken de boyundaki paratiroid bezlerindeki bir hastalık sonucu kan kalsiyum düzeyinin yük­sek olmasıdır.

Ancak, olayların büyük çoğunluğunda asit ve pep­sin artışı için belirli bir sebep yoktur. Midenin asit üretimi ölçülebilir (bunun için kullanılan yöntem da­ha sonra anlatılacaktır) ve üretilen asit miktarı saatte 45 üniteden (genellikle mili-ekivalan olarak ifade edilir) fazla ise duodenal ülser olma olasılığı çok yük­sektir. Eğer asit üretimi normalse (yaklaşık olarak sa­atte 30 mili-ekiv alan), duodenal ya da gastrik ülser oluşabilir, ama bu olasılık gastrik (mide) için geçer­li olsa da, duodenal için hemen hemen hiç yoktur. An­cak yine de belli bir asit üretimi gereklidir; diğer bir deyimle “asit yok ise ülser de yoktur.”

Savunma başlığı altında da mukoza hücrelerini, ürettikleri mokosu ve de bikarbonatı toplayabiliriz. Peptik ülser hastalarında bu savunma araçlarının yok­luğunun nasıl olduğunu açıklamak için sayısız araş­tırma yapılmıştır. Artrit ve romatizma için kullanılan aspirin ve diğer ağrı kesici bazı ilaçların mukoza hüc­releriyle etkileştiği gösterilerek peptik ülsere bunla­rın neden olduğu öne sürülmüştür. Bu ilaçlar, gerçekte, kullanan pek az kimsede gastrik ülsere neden olur­ken, duodenal ülserlere kaynak oluşturmazlar. Araş­tırmacılar, ayrıca, bu ilaçlarla ülserlerin kanaması ara­sında bir bağlantı olup olmadığını da incelemişler ve sonuçta kanayabilen küçük akut (hemen meydana ge­len) ülserler meydana getirdikleri halde, kronik (müzminleşmiş) peptik ülserlerle bir ilişki kuramamışlar­dır. (’Akut’ ve ‘kronik’ yalnızca süre belirtirler ve hastalığın ağırlıyla bir ilgileri yoktur). Kan dolaşımının azalmasının savunma sistemini zayıflattığı yolunda­ki eski görüş bugün kabul edilmemektedir.

Gastrik ülserlerin meydana gelişleri bazı bakım­lardan duodenal ülserlerinkinden oldukça farklıdır. Örneğin, safra kesesindeki safra mideye geçerek mu­kozayı asit yerine bazik yapar; bu durumda zedele­nen mide mukozasında ülser oluşabilir. Gastrik ül­serlerle ilgili bir diğer tuhaf durumun kendisi de, midedeki ülser odaklarının genellikle asit üreten mukoza ile gastrin üreten mukozanın birleştiği sınır noktalarda meyda­na gelmeleridir.Sonuç olarak diyebiliriz ki, peptrk ülser oluşma kuramları gastrik ve duodenal ülserler için farklı me­kanizmalar öne sürmektedirler; ancak tüm olayın aydınlanabilmesi için bilinmesi gereken daha çok şey vardır ve bu konuda araştırmalar devam etmektedir.

CİNSEL PERFORMANSINIZI ARTTIRIN


Cinsel Performansınızı Arttırın


Cinsel sorunlarınız mı var,cinsel isteksizlik mi hissediyorsunuz yada performansınızı mı arttırmak istiyorsunuz?

İşte bugün aslında bir çok insanın sorunu olan ama bir türlü dile getirilemeyen, bu konuda pek çoğumuzun bilmediği bir bitki türü ile tanıştırmak istiyorum sizleri.

İşte Mucize Bitki: Cakşır!


Cakşır otu, güney illerimizde, özelliklede Hatay yöresinde cinsel gücü arttırıcı özelliği burada yaşayan insanlar tarafından denenmiş, etkisi gözlemlenmiş bir bitki türüdür. Ayrıca, etkisi bazı üniversiteler tarafından toklu hayvanlar üzerinde denenmiş ve cinsel gücü arttırıcı olduğu, sperm sayısını arttırdığı bilimsel deneylerle kanıtlanmıştır. Bu bitkinin yetiştiği yerlerde otlayan hayvanların ikiz hatta üçüz yavruladıkları bilinmekte, cinsellik üzerindeki etkileri de yerli halk tarafından dile getirilmekte ve efsane bir bitki türü olarak nesilden nesile aktarılmaktadır.

Cinsel İktidarsızlığa Son


Bitkinin özellikle afrodizyak bir etkisi olup cinsel güç ve isteği arttırdığı, erken boşalmayı önlediği, yaşlı ve sağlık problemlerinden dolayı ereksiyon olamayan ,cinsel hayatı zayıflamış kişilerde etkili olduğu, ayrıca, kadınlar üzerinde kısırlığı önlediği, doğurganlığı arttırıcı bir etkisi olduğu rivayet edilmektedir. Cakşır bitkisini aktarlardan alabilirsiniz.

Cakşır Otu Nasıl Kulanılır?


Öğüterek, balla karıştırıp yenilmesi tavsıye edilmektedir. Bal karıştırıp yemek isterseniz, bir kase bala 1 çay kaşığı (Öğütülmüş olarak) çakşır otunu karıştırıp yiyebilirsiniz.

Çayı ise, cakşır otunun kökünden 2 tatlı kaşığı demliğe konur ve üzerine 300-500 ml kaynar su ilave edeilerek, 5-10 dakika demlemeye bıraktıktan sonra süzülür. Sabah ve akşam yemeklerden önce yarım çay bardağı içilir.

Seboreik Dermatit Belirtileri


Seboreik Dermatit Belirtileri Nedir?




Seboreik dermatit cildin çeşitli bölgelerinde ortaya çıkabilecek bir hastalıktır. En bilineni saçta ya da daha doğru ifadeyle saçlı deride çıkanıdır ancak vücudun belirli başka bölgelerinde çıkması da muhtemeldir. Bu bölgeler kulak içi ve arkası, sırtın ortası, kaşlar, göğüs, burun kenarları, alın, yanak ve çenedir bölgeleridir. Sözü edilen

Genital Bölge Estetiği - Vajina Estetiği

Cinsellik günümüzde tabu olarak yaşanmaya devam ettiği sürece, marjinal uçları olan dünyamızda insanların hayatlarında hep bir şeyler eksik olmaya devam edecektir.

Dünyanın bir çok yerinde estetik vazgeçilmez bir cerrahi operasyondur. Genelde estetik yüzler, dudak, burun gibi yerlerde kullanılsa da genital bölgede artık estetik operasyonların başatları haline gelmiştir. Nasıl ki, her yaşın ayrı bir güzelliği varsa ve her yaşa göre estetik yöntemler kullanılıyorsa, ihtiyaca göre yapılacak estetik operasyonlar farklılık arz ederse, kadın vücudunun bir parçası olan genital sisteminde, fonksiyonel ve estetik görünümü açısından estetik operasyonlara ihtiyacı olabilir. Bazı estetik operasyonların belirli dönemlerde yapılması kişiyi gereksiz olarak yaşayacağı birçok sıkıntıdan kurtarabilir. Örneğin bir çocuğun kepçe kulakları ilk sosyal ortamı olan ilkokul öncesi 6 yaş civarında düzeltilmesi okulda yaşayacağı bir çok olumsuzluktan onu koruduğu gibi,cinsel organında anatomik olarak şekil bozukluğu olan bir genç kızın aktif cinsel hayat öncesi yapılacak genital estetik operasyonuda onu bir çok problemden kurtaracaktır.

Vajina Estetiği Hakkında


Kadın dış genital organları,mons pubis dediğimiz göbek altındaki kıllı üst kısım, labia major kıllı dış dudaklar, labia minor kılsız iç dudakalar, klitoris labia minörlerin üsteki birleşim yeri, hymen dediğimiz kızlık zarı vagina girişindeki zar tabakadır. Bazı genç kadınlarda bu dış anatomik yapıların bir kısmı hiç gelişmemiş, az gelişmiş,asimetrik olarak gelişmiş yada fazla gelişmiş olarak bulunabilir. Kadın kendi vücudunu tanımaya başladıkça genital bölgesindeki bu farklılıklar onda problemler oluşturabilir. İlk cinsel beraberliğinde hymen denilen kızlık zarının yırtılmasında olan kanama, konjenital dediğimiz doğuştan olarak kızlık zarının bir türünde olmaz ve durum hem o genç kadın hemde eşi için bazen problem teşkil edebilir. Bu nedenle her kadın aktif bir cinsel hayata başlamadan önce genital muayenesini olmalı ve herhangi bir sorunla karşı karşıya olup olmadığını öğrenmelidir.

Estetik cerrahinin her geçen gün daha mikroinvazifleşen çalışmaları yapılacak cerrahi işlemlerin çok kısa sürede iyileşmesine olanak sağlamaktır. Öğle arası neşterle güzellik dedirtebilecek kadar kısa ve etkili yöntemler vardır. Aktif cinsel hayatın başlamadığı dönem öncesi genç kızda yapılması son derece basit ve iyileşmesi zaman almayan dış genital organların ihtiyaca göre küçültülmesi, büyütülmesi, yeniden yapılandırılması cinsel hayat öncesi öz güven kazanılmasını sağlayarak vaginusmus gibi cinsel hayatında problem yaratabilecek kadının korkulu rüyalarını sona erdirir.

İlerleyen zamanda hamileliğin fizyolojisi kadın vücudunun her yeri gibi dış genital sistemin de etkiler,labia majorlerde östrojen hormonu ile olan büyüme ve doğum sonrası sönmüş balon görünümü, labia minoralardaki renkte koyulaşma, büyüme ve sarkma, vagende genişleme kadının doğum sonrası depresyonunu arttırabilir ve kadını istenmeyen streslere sokabilir. Daha da sonra, bu kez kadını yaptığı doğumlar, geçirdiği jinekolojik işlemler, yaşın ilerlemesiyle yer çekiminin etkisiyle olan dış geni-tal sistemdeki sarkmalar etkiler. Bu estetik bozukluklar cinsel ilişki sırasında, kadının ve erkeğin orgazm olarak adlandırılan cinsel tatminini engelleyerek ileri yaş sendromlarını arttırabilir. Yapılan vagina daraltma operasyonları ve dış genitaledeki düzeltme operasyonları ile kadın vücudu bir bütün olarak ele alınıp; gençleştirme işlemleri yüz, göğüs, karın, vücut kontur cerrahisi gibi genital sistemide içine alarak tamamlanmış olur.

Güzelliğin bir bütün olduğunu bildiğimiz için, kadın vücuduna yapılmış genital estetik ve düzeltme operasyonları mutlu kadını yaratarak, sağlıklı beraberlikleri sağlayacak huzurlu bir geleceği hepimize sunacaktır…

Kısırlık Tanısında Kullanılan Yöntemler

Kadının Kısırlık Araştırması


 Tanı için tetkikler, öngörüşme, jinekolojik muayene ve ultrasonografi gerekir. Kısırlık nedeni olabilecek hormonal yapıya ait ipuçları araştırılır (kilo, kıllanma, memelerden süt gelmesi, büyümüş tiroid bezi vs.), üreme sistemi, yumurtalıklar ve rahim ultrasonafi yardımı ile değerlendirilir. Üreme organlarına ait enfeksiyonlar, bu sistemin yapısal bozukluklarının bir kısmı , rahime ait miyom polip gibi urlar ve rahim için tabakasınınnın (endometrium) özellikleri, yumurtalıkların yapısı, kistleri teşhis edilebilir.

Kadında hormon tetkikleri: FSH, LH, PRL, TSH, E2


HSG (Histero-salpingo-grafi, Rahim kanallarının filmi): Rahim ağzından verilen ilaçlı maddenin rahim boşluğunu doldurup kanallardan geçerek karın boşluğuna dağılışı bir dizi röntgen filmi ile öğrenilebilinir. HSG olarak adlandırılan bu tetkik rahim kanallarının geçirgenliği hakkında bilgi verir ve rahim boşluğunun şekil bozuklukları ve yer kaplayan oluşumlarının tanınmasını sağlar. Kanalların her ikisinin de tıkalı olması kesin kısırlık nedenidir ve tüp bebek yapılmasını gerektirir. Kanallardan bir tanesi açık diğeri kapalı ise gebe kalma şansı azalmakta, kısırlık ihtimali daha da artmaktadır. Bu gibi durumda aşılama tedavisi kadının yaşına, evlilik yılına, sperm analizine göre değerlendirilip, gerekirse tüp bebek yapılabilir.

Kısırlık Şüphesi Dahilinde yapılabilecek tetkikler:


Rahim boşluğunun değerlendirilmesi (Hidro-sonografi): Rahim ağzından verilen sıvının ultrason kontrolu altında rahim boşluğunu doldurması izlenerek, rahim içinde yer kaplayan oluşumlar tesbit edilebilir. Bu yöntem ile rahim içi dokunun gelişme durumu, polip, miyom gibi oluşumlar tesbit edilmektedir.

Laparoskopi: Genel anestezi altında göbek altından 1 cm’lik bir kesi ile karın boşluğuna girilip optik bir sistem aracılığı ile karın içinin gözlenmesidir. Yumurtalık ve rahim kanallarının yapısal ilişkilerinin araştırılması, karın içindeki endometriozis odaklarının tespiti, ve gerektiğinde bazı cerrahi müdahalelerin açık ameliyata geçmeden yapılabilmesi için önerilebilir. Ancak gerekirse yapılmalıdır.

Histeroskopi: Rahim içini ilgilendiren bir problemden şüphelenildiğinde uygulanır. Rahim kanalından rahim boşluğuna doğru ilerletilen bir optik sistem ile görüntü alınıp, cerrahi olarak problemin giderilmesini sağlamak üzere önerilen bir yöntemdir. Ancak gerekirse yapılmalıdır. Bu yöntemle, rahim içi direkt görülebilir, buradaki dokudan biyopsi, miyom veya polip gibi oluşumlar alınabilir.

Erkeklerde Kısırlık Araştırması


Sperm tetkiki: 3-4 günlük cinsel ilişkiden uzak durduktan sonra mastürbasyon yoluyla verilen sperm, sayı, hareket özelliği ve yapısal durum bir çok yönden değerlendirilir. Sperm yıkama işlemi ile dölleme yeteneğinin arttırılması açısından sağlanan fayda araştırılır.

Muayene: Sperm tetkikinde tespit edilen soruna göre testislerin durumu değerlendirilir. Varikosel, enfeksiyon gibi problemler araştırılır.

Erkekte hormon tetkikleri: FSH, LH, TESTOSTERON, FREE TESTOSTERON, PRL, TSH .

Isırgan Otu Ve Faydaları

Isırgan otu kökü, yaprakları ve tohumlarıyla yararlı bir bitkidir.
Eski çağlardan bu yana tıbbi bitki olarak kullanılmaktadır. Albrecht Dürer (1471 – 1528) bir tablosunda, elinde ısırganotu olan bir meleğin Tanrı katına uçuşunu canlandırmıştır. İsviçreli botanik bilimci Künzle, bir yazısında, yakıcı özelliği sayesinde (Tüylerde bulunan histamin ve asetilkolin) korunmamış olsaydı bugünleri gelemeyeceğini belirtmiştir. Eğer kendini koruyamamış olsaydı, haşarat ve hayvanlar onu çoktan yok etmişlerdi. Büyük ısırgan otu (Urtica diocia L.), çok yıllık ve otsu bir bitkidir, boyu bazen 1 m’yi geçer, yapraklar koyu yeşil renkli, saplı, dişli kenarlı ve yakıcı tüylüdür. Küçük ısırgan otu (Urtica Urens L.), bir yıllık ve otsu bir bitkidir. Boyu 60 cm kadar olabilir. Yapraklar açık yeşil renkli, saplı, dişli kenarlı ve yakıcı tüylüdür. Duvar kenarları ve harabeliklerde bol olarak görülür. Her iki türün de yaprakları 2-4 cm uzunlukta, oval veya kalp biçimindedir. Taze iken deri ile temas edince deride kızartı ve yanma yapar. Dızlağan ve dikenli ısırgan isimleriyle de bilinir. Türkiye’ de her iki tür de yetişir.

Isırgan Otunun Faydaları ve Zararları


Egzema ve egzemaya eşlik eden baş ağrıları ısırgan otu çayı ile iyileştirilebilirler. Isırgan otu, böbrek ve mesane taşı oluşumuna karşı da kullanılabilir. Böbrek hastalıkları ve zorlu baş ağrıları genellikle bir arada görülürler. Egzema deri altı sebeplerden oluştuğu zaman ısırgan otu deri altını da iyileştirerek egzemayı geçirir. Isırgan otu,  kan temizleyici ve aynı zamanda kan yaptırıcı bir bitkidir. Pankreas üzerinde de olumlu etkileri olduğu için, ısırgan otu çayı ile kandaki şeker düzeyi düşürülebilir. İdrar yolları hastalıkları ve iltihapları, da bitki çayı ile iyileştirilebilirler. Aynı zamanda da dışkılama kolaylıkları sağladığından, bir ilkbahar kürü için özellikle önerilir. İlkbahar ve sonbaharda filizlendiğinde, onunla 4 haftalık bir çay kürü yapmak önemlidir. Sabahları aç karnına, kahvaltıdan yarım saat önce bir bardak ve gün boyunca 1-2 bardak çayı yudumlanarak içilebilir. Bu tür çay kürlerinden sonra kişi kendini olumlu hissedecektir. Ayrıca bu çayın lezzeti hiç de kötü değildir. Ama duyarlı kişiler, ona biraz papatya veya nane ekleyerek, lezzetini ve kokusunu değiştirebilirler.

Isırgan otu, karaciğer ve safra kesesi hastalıklarında, dalak hastalıklarında, solunum sistemi sıkıntılarında, balgam oluşumunda, mide kramplarında ve ülserlerinde, bağırsak ülserlerinde ve akciğer hastalıklarında özellikle önerilir. Değerli etken maddeleri (Potasyum tuzları, organik asitler-formik asit, histamin, asetilkolin ve Vitamin C) alabilmek için, çay hazırlanırken, yapraklar yalnızca haşlanır (kaynatılmaz). Isırgan otu, koruyucu olarak da günde bir bardak içilebilir. Enfeksiyon bulaşması durumlarda bitkiler çok iyi bir yardımcıdır. Belirli bir yaştan sonra bedendeki demir miktarı azalmaya başlar. Bu nedenle, yorgunluk ve bitkinlik halleri görülür, kişi yaşlandığını düşünmeye başlar ve verimliliği giderek azalır. İşte bu durumlarda, demir içerikli taze ısırgan otu ile çok olumlu sonuçlar alınabilir. Bir ısırgan otu küründen sonra, kişi kendini çok kısa bir süre içerisinde eskiye oranla çok daha rahat hisseder, enerji ve çalışma gücü geri gelir, dış görünüm olarak da belirgin bir düzelme başlar. Safra kesesi rahatsızlığı ve kansızlık durumlarında da bitki çayı fayda sağlayacaktır. Ödemlerde, ısırgan otu bedendeki fazla sıvıyı emerek büyük yararlar sağlar. Kan yaptırıcı özelliği sayesinde, kansızlık durumlarında, alyuvarlar eksikliğinde, anemi de yardımcı olur. Herhangi bir alerji rahatsızlığı çekenler (bahar nezlesi dahil) uzun bir süre ısırgan otu çayı içebilirler. Bitki, soğuk algınlığına yatkınlığı önler, romatizma ve gut hastalıklarında yardımcı olur. Ayrıca ısırgan otu ezilerek bir beze konulursa kıl dönmesine de iyi gelir.

Taze ısırgan otu ile saçlara da bakım yapılabilir. Bunun için yaprakları ve kökünü ısıtılmış su içine atmak yeterlidir ve ardından saçlar yıkanır. Her tür saça özellikle iyi gelen ısırgan otu tentürünü herkes kullanabilir. Kafa derisi kepeksiz, saçlar sık, yumuşacık ve parlak olur. Damar tıkanıklıklarında da (baldırlarda), ısırgan otu çok büyük yardımlar sağlar. Bu hastalığı çeken bazı kişiler, eğer zaman geçirmeden, ısırgan otu kökü ayak banyoları yapacak olurlarsa, olası bir bacak empütasyonundan kurtulabilirler. Her tür kramp, nereden gelirse gelsin, kan dolaşımı bozukluğunun habercisi olabilir. Böyle durumlarda, bitkinin kaynama suyuyla masaj veya banyo yapmak fayda sağlayacaktır. Bu durum, koroner damarlarının daralması gibi özel durumlarda da geçerlidir. Belden yukarısı banyo küvetine doğru eğilir ve kaynatılmış bitkinin ılık suyuyla kalp bölgesine hafifçe masaj yapılır. Siyatik, lumbago ve kollarda, bacaklarda oluşan sinir iltihaplanmalarında, ağrılı bölgelere, yapraklı taze ısırgan otu dalı hafifçe sürülür. Örneğin siyatikte, ayak ekleminden başlamak üzere, dıştan kalçaya kadar ve oradan da bacağın iç tarafından topuğa kadar yavaşça sürülür. Bu iki kere daha yenilenir ve son olarak, kalçadan başlayarak aşağı doğru inilir. Gerektiğinde daha başka bölgelere de aynı biçimde uygulanır. Isırgan otunun sebep olduğu kaşıntıyı önlemek için, işlem sonunda o bölgeler pudralanır.

Kullanılan ısırgan otunun taze olması iyileşmeniz deki katkıyı da arttıracaktır. Kış için bir miktar stok yapmayı da unutmayın ve kurutacağınız bu ısırganları mayıs ve haziran ayının güneşli günlerinde toplamaya dikkat edin. Kendi sağlığınız için bir şeyler yapabildiğinize sevinin! Ama ama en önemlisi sadece ihtiyacınız kadar bitki toplayın. Eğer sadece yaprak ve saplara ihtiyacınız varsa kesinlikle bitkiyi köküyle beraber sökmeyin. Bir bölgedeki tüm bitkileri tamamen koparmayın. Gelecek yıllarda da bitkinin neslini sürdürmesine izin verin bu sayede hem çevrenize hem de gelecek yıllarınıza katkıda bulunursunuz.

Isırgan Otu Nasıl Kullanılır?


Isırgan Otu Çayı Hazırlamak:


Yaprak Çayı: Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış ısırgan otu, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar suyla haşlanır , 5-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-4 bardak yeni demlenmiş çay aç karnına veya öğün aralarında tatlandırılmadan içilir. Kokusunu veya tadını rahatsız edici bulanlar çaylarına biraz nane ilave edebilirler. Ayrıca limon da sıkabilirler.

Kök Çayı: Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış kök, bir su bardağı dolusu soğuk suya eklenir, hafif ısıda kaynama derecesine getirilir, 4-5 dakika kaynadıktan sonra, ateşten indirilip 5-10 dakika demlendirilir ve süzülür. Günde 3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan içilir.

Tohum Çayı: Havanda hafifçe ezilmiş bir tatlı kaşığı tohum, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak su ile haşlanır, üstü kapalı olarak 8-10 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş çay, yemeklerden yarım saat önce soğutulmadan içilir.

Isırgan Otu Tentürü: İlkbaharda veya sonbaharda sökülen kökler bol suda iyice yıkanır, elden geldiğince ince kıyılır ve bir şişeye tamamı ile doldurulup kapağı kapatılır. Köklerin üstüne çıkacak kadar 35-40 derece etil alkol eklenir, her gün çalkalanarak güneşte 14 gün boyunca bekletilir ve süre sonunda bir tülbentten geçirilerek süzülür. Koyu renkli şişelerde, serin bir yerde yıllarca saklanabilir.

El ve Ayak Banyoları: İki avuç dolusu yıkanmış kök, sap ve yaprak, 5 litre soğuk suya konularak, 10-12 saat bekletilir ve sonra kaynama derecesine kadar ısıtılır. Banyo sırasında bitkiler suyun içinde kalabilir. Bu banyo suyu, yeniden ısıtılarak, 2-3 kere daha kullanılabilir.

Saç Yıkamak: 4-5 avuç taze veya kurutulmuş yaprak, 5 litre suya koyulur, yüksek ateşte kaynama derecesine kadar ısıtılır, 5 dakika demlendikten sonra süzülür. Kök kullanıldığında ise, 2 avuç dolusu ince kıyılmış kök, 10-12 saat soğuk suda bekletilir, sonra kaynama derecesine kadar ısıtılır ve demlenmesi için 10 dakika beklendikten sonra süzülür. Bu durumda, saç yıkamak için sodalı sabun gerekir.

Kısırlık:Tedavi Seçenekleri ve Yöntemleri:Tüp Bebek Yapmak


Tüp Bebek


Kısırlık çağımızın hastalığı olarak önümüzde durmaktadır. Her geçen gün bu sorun hakkında yeni çalışmalar ve incelemeler yapılıyor. Bu konuda varılan en son tedavi yöntemi hepimizin bildiği üzere tüp bebektir. Tüp bebek tedavisi, tüp bebek oluşu ve tüp bebek aşamaları olarak izlenen bir süreçtir. Tüp bebek "nasıl olur?" diyorsanız yazımızı incelemeniz sağlıklı olacaktır.

Tüp Bebek Tedavisi


İn vitro laboratuvar koşullarında anlamındadır. Bu yöntemle döllenme vücut dışında sağlanmaktadır. Tedavinin ilk basamağına geçmeden, hem erkekte hem de kadında hepatit B ve C, HIV testleri, bazı diğer bulaşıcı hastalıklar araştırılmalı, kan sayımları ve kan grupları bakılmalıdır. Daha sonraki aşama, çok fazla teknik ayrıntıları olabilen (FSH veya LH hormonu, gonadotropinler ) hormonlarla yumurtalıkları aktifleştirmeye yönelinmelidir.

Kimlere Tüp Bebek (IVF) Yapılmaktadır?


Tüp bebek tedavisi için belirli kriterler vardır. Yani belli bir aşamanın ötesindeyseniz bu denenecek bir yol vardır. Onun dışında yumurtaları uyaracak başka bir sürü yöntem denenmelidir.

  • Yumurtalık yolları ameliyatla ya da çeşitli nedenlerle tıkalı olduğunda (geçirilmiş operasyonlar , dış gebelik, endometriozis, abse , enfeksiyonlar, tüberküloz)
  • Birinci tedavi basamağında ovulasyon takipleri yapılmış, kısırlık nedenleri araştırılmış veya tedavisi olmuş ama gebe kalamamış, aşılama denenmiş, hafif endometriosis , PCOS sahip kadınlar.
  • Erkekte sperm sayı ve şekil bozukluğu varsa (Sperm sayısı 5 milyon/mL’dan çok ise IVF, 5 milyon/mL’dan az ise ICSI önerilmektedir)
  • Kadının 40 yaş üstünde ise
  • Kadında Endometriosis (ileri evrede) varsa

Yumurtalıkların uyarılmasının nedeni daha çok yumurta hücresi dolayısı ile embriyo elde ederek gebelik şansını artırmaktır. Bu ilaçların kullanılması sırasında

  • Yorgunluk,
  • Eklem ağrısı,
  • Ateş basması,terleme,
  • Baş ağrısı,
  • Görme şikayetleri,
  • Enjeksiyon yerinde morluklar olabilir.

Tedavi sırasında ovarian hipersitimulasyon sendromu oluşabilir. Bu tablo ciddi durumlara yol açabilen, kendisini yumurtalıklarda aşırı büyüme, karında ve göğüste sıvı toplanması, elektrolit bozukluğu, kan hacmi ve idrar azlığı gibi bulgularla gösteren, ilaçlara bağlı gelişen bir hastalıktır. Bu tablonun oluşmaması için yumurtalıklar kontrollü uyarılmalı ve hastalar kanda düzenli östrojen hormon seviyelerine bakarak takip edilmelidir.
Uyarılma sırasında yumurta hücresinin büyümesini takip etmek amacıyla ultrasonografi muayeneleri ve bunların sonuçlarını kesinleştirmek amacıyla kan testleri takipleri yapılır.

Kseroderma Nedir?


Kseroderma Nedir



Kseroderma sadece tek bir hastalığın nedeni olarak ortaya çıkmaz. Bu terim, kuru anlamındaki “xeros” yunanca bir kökten gelir ve kseroderma sadece kuru deriyi ifade eder. Gerçekte kseroderma su içeriğinden ziyade, pullan­mayı tarif etmek için de kullanılır. Çünkü anormal derinin su içeriği arttı­ğında, bu pullu görünüm kısa sürede kaybolur ve yanlış bir düşünceyle pullanmanın nedeni olarak su yetersizliği düşünülür. Bundan kaynaklı kserodermanın nedenlerini bilmek ve iyi teşhis etmek gerekir.




Kırışıklık Azaltma Programı



Kırışıklıklar çoğu kadın için bir cilt problemidir ve çoğu kadın bundan kurtulmak ister. Her ne kadar güvenilir olsa da bazen kadınlar botoks, lazer gibi ışınlı veya şırıngalı tedavileri kabul etmezler veya uygulamak istemezler. Bundan kaynaklı kırışıklıklar için bazı formüller geliştirilmiştir ve beslenmenizde yapacağınız düzenlemeler size yardımcı olabilir. Bunun için aşağıda verilen kırışıklık azaltma yöntemlerini uygulamanız oldukça yararlıdır.





CİLDİNİZ İÇİN EN ETKİLİ YÖNTEM BAL


Cilt Bakımında Bal 


Cilt bakımı için pahalı kozmetiklere ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz fakat aslında öyle değil.Daima elimizin altında bulunan en sıradan malzemeler cildimizde harikalar yaratır. Özellikle bal ayrıcalıklı bir besin maddesidir. Cildimizin ihtiyacı olan tüm içerikleri barındırır.



Botox Hakkında Bilgiler

İnsanların zamanla yüzlerinde ve vücudunun geri kalan bölgelerinde belirli sebeplerden kaynaklı sarkmalar, selülit ve kırışıklıklar oluşur.

Biz bu yaşlanma etkilerini en aza indirmenize ve genç bir yüz ifadesi ortaya çıkarmanızı sağlayacak cilt tedavilerinden biri olan botoks hakkında bilgi vermeyi amaçlıyoruz.

Öncelikle botoksun güvenilir olduğu ve çekinmenizi gerektirecek hiç bir durum olmadığını bilmeniz gerekiyor. Aşağıda botoks hakkında ayrıntılı bilgiler bulabilirsiniz.

Botox Nedir?


Botox, Clostridium botulinum adlı bakteriden elde edilen arıtılmış bir protein toksinidir. Botox yüzümüzde ve cildimizde herhangi bir sebepten dolayı ortaya çıkan - yer çekimi, kuruluk, cildin yıpranması, mimik hareketleri- sarkmaları ve kırışıklıkları tedavi etmek için uygulanır. Bu protein kullanıldığı bölgedeki kasları rahatlatarak cildin gerginleşmesini dolayısıyla gençleşmesini sağlar.

Kırışıklıkların nedeni cilt altındaki kasların kasılmasıdır. Mimik kaslarının uzun zaman boyunca çalışması yüzünden deri üzerindeki kıvrımlar belirgin hale gelir ve yüzdeki kırışıklıklar ortaya çıkar. Genellikle bu çizgiler, alın, kaşlar arası, göz kenarları ve ağız çevresinde görülür. Alın ve göz kenarlarındaki çizgiler insana yaşlı bir görüntü, kaşlar arasındaki çizgiler ise kişiye çatık kaşlı, kızgın bir görünüm sağlar. Botoks uygulaması ile deri altına verilecek protein kasları onarır ve bu kırışıklıklara sebep olan etkileri ortadan kaldırır. Böylece yaşlı ve kızgın olarak görünen yüz ifadesinde de belirgin bir düzelme sağlanır.

Botoks Nasıl Tedavi Edilir?


Botoks işlemi küçük iğneler ile yüzünüze az miktarda botox formülünün enjekte edilmesi ile gerçekleşir. Bu iğneler sayesinde sinirler ile sinirlerin ulaştığı organlar arasındaki iletişimi durdurarak etkisini gösterir. Botox bu kaslara giden sinir dürtülerini belli bir süre için bloke ederek kasları rahatlatır ve netice olarak cildin kendi kendine gerginleşmesine neden olarak, kırışıkların yok olmasını sağlar.

Botoxun Yan Etkileri Var mıdır?


Botoxun toksin olması nedeniyle fazla dozda verilmesi halinde “ptosis” adı verilen ve göz kapağında gevşemeler ortaya çıkabilir ve bu durum geçici olmasına rağmen hastayı rahatsız edebilir. Görülebilecek diğer yan etkiler baş ağrısı, solunum yolu enfeksiyonları, nezle sendromu ve mide bulantısı gibi şikayetlerdir.

Kimlere Botox Uygulanmaz?


Botoks uygulaması anne karnındaki bebeğe zarar vereceği için  hamile kadınlara uygulanmaz.Genellikle botox uygulaması yapan merkezler emziren annelere de botox uygulaması yapmamaktadır.

Ne kadar zaman arayla botox yaptırmalıyım?


Botox’un yatıran insanların yüzdeki iyileşmeleri 1-2 hafta içerisinde belli olur ve botoks uygulaması sonra cildinizdeki gerginlik durumu ortalama 6 ay sürer. 2 yıl boyunca düzenli olarak botox uygulanan kişiler aynı şekilde devam ettiklerinde kırışıklıklarında ve sarkmalarında belirgin bir azalma ve buna bağlı yüz ifadesinde olumlu değişimler olabilir. Bu nedenle uygulamaların 2. yıldan sonra daha uzun aralıklarla yapılmasını tavsiye edilmektedir.

Meme Ameliyatında Ameliyat Süreci

Meme Ameliyatı


Meme küçültme ameliyatı genel anestezi altında hastanelerde uygulanıyor. En yaygın uygulanan yöntemlerde iki veya üç kesi yapılıyor. Biri meme başının çevresindeki koyu renkli alanın çevresine, diğeri bu koyu kısmın alt ucundan memenin altındaki kıvrıma kadar dikey olarak uzatılıyor ya da lolipop kesisi, ki bu tekniğe “Vertikal Mammoplasti” deniyor. Minimal düzeyde iz kalıyor ve hatta açık tenlilerde birkaç yıl içinde lekenin iyice silikleşmesi gözleniyor.

Meme Ameliyatı Teknikleri


İkinci teknikte bu kesilere ilave olarak yapılan üçüncü kesi ise memenin altına yatay olarak açılır ve memenin doğal kıvrımını izlemektedir. Aslında sadece sütyen içerisinde kalacak bu kesilerin izleri açık tenli hastalarda daha iyi olmakla birlikte birkaç yıl içinde eskiye oranla belirgin bir şekilde azalma gösteriyor, ama tümü ile yok olması kendiliğinden imkansız. Daha fazla iz kaldığı için modern plastik cerrahide bu yöntem pek tercih edilmiyor.

Cerrah, fazla meme dokusunu, yağları ve deriyi kesip çıkardıktan sonra meme başı ve çevresindeki koyu renkli kısmı yukarıya çekiyor. Böylece iri memelerde genellikle geniş olan koyu renkli kısım küçülüp daha estetik bir görünüme sahip olunuyor. Meme başının üzerinde bulunan deri aşağıya çekilerek memeye şekil veriliyor. Kol altındaki konturu düzeltmek için bazen liposuction la desteklenebiliyor.

Androloji Üreme Sağlığı Nedir?


Androloji Üreme Sağlığı


Androloji Bilim Dalı uğraş alanları erkek infertilitesi, erkek ve kadın cinsel fonksiyon bozukluklarıdır.
Erkek ve kadın cinsel sağlığı, erkek kısırlığı ve bununla ilgili tüm anatomi, fizyoloji, biyokimya gibi temel incelemeler, tanı ve tadavi imkanları hakkında ar-ge çalışması androloji biliminin kapsamındadır. Hala bir çok ülkede androloji üroloji biliminin bir alt dalı konumundadır.

Gerçekte de üroloji ve androloji aynı anatomofizyolojik sahayı incelerler ve gerçekten de ürolojiyi bilmeden androloji bilimi aydınlatılamaz. Çünkü sistem birbirini tamamlayan bütünün parçaları konumundadır.

Andros= Erkek, Logos= Bilim sözcüklerinden androloji terimi erkek bilim şeklinde kötü bir  çeviri yapılabilir. Ancak erkek ve kadın cinsel fonksiyonlarının benzerlikleri ve birbirlerini tamamlayan özellikler taşımaları nedeniyle kadın cinsel fonksiyonlarına da eğilir. Kadın olmadan erkek, erkek olmadan kadın cinselliği yarım kalmaktadır prensibi geçerlidir. Cinsel fonksiyonları bozuk bir erkeğin partnerinin de sağlıklı bir cinsel hayat yasaması imkansızdır.

Androlojik Rahatsızlıklar


1. Penis anatomisi ve fizyolojisi;
2. Erektil disfonksiyon (iktidarsizlik): Nedenleri, risk faktörleri ve tedavi seçenekleri;
3. Penis eğriliği ve peyroni hastalığı;
4. Mikropenis ve küçük penis;
5. Normal penis gelişimi;
6. Penis büyütme teknik ve ameliyatları;
7. Penis protezi;
8. Penis kırılması (fraktürü);
9. Priapizm (penisin uzun süre sert kalması);
10. Adult hipospadias ve epispadias;
11. Diyabet hastalığı ve cinsel fonksiyon bozuklukları;
12. Kalp hastalıkları ve cinsellik;
13. İlaçlar ve cinsellik;
14. Hiperkolesterolemi ve cinsel fonksiyonlar;
15. Obezite ve cinsellik;
16. Böbrek hastalıkları ve cinsel fonksiyon bozuklukları;
17. Spinal kord yaralanmasi ve cinsel fonksiyon bozuklukları;
18. Böbrek yetmezliği ve cinsel fonksiyonlar;
19. Travmalar ve cinsel fonksiyonlar;
20. Prostat hastalıkları ve cinsel fonksiyonlar;
21. Yaşlılık ve cinsel fonksiyonlar;
22. Penil cilt hastalıkları;
23. Penis kanserleri;
24. Orgazm bozuklukları;
25. Erken boşalma;
26. Erkek kısırlığı;
27. Penis küçülmesi;
28. Testis hastalıkları ve cinsellik;
29. Cinsel isteksizlik (libido azlığı);
30. Cinsel tiksinti;
31. İlk gece sorunu;
32. Cinsellik psikolojisi ve cinsel sağlık;
33. Sağlıklı cinsel yaşam;
34. Kadın cinsel fonksiyon bozuklukları;
35. Kadın cinsel anatomi ve fizyolojisi;
36. Kızlık zarı;
37. Menopoz ve cinsellik;
38. Gebelik ve cinsellik;
39. Vajinismus;
40. Yaşlı kadın ve cinsellik;
41. Cinsellik ve internet;
42. Cinsellik ve basın;
43. Cinsel yolla bulaşan hastalıklar;
44. Cinsel istismar;
45. Evlilik ve cinsellik;
46. Arkadaslik ve cinsellik;
47. Cinsel sapıklıklar;
48. Masturbasyon;
49. Meslek ve cinsellik;
50. Çalışma hayatı ve cinsellik;
51. İklim, coğrafya ve cinsellik;
52. Kültür ve cinsellik;
53. Irksal özellikler ve cinsellik;
54. Hormonlar ve cinsellik;
55. Fantezi ve cinsellik.

SPA Masajı Nasıl Yapılır?

Stresli yoğun bir gün geçirdiniz ve ardından ılık bir duş aldınız ancak hala yorgunluğunuzu atamadınız. Bu noktada evde de kolaylıkla yapabileceğiniz bir spa(su ile gelen sağlık) masajı sizi rahatlatabilir. Spa masajından sonra vücudunuz aynı sabah kalkmış gibi enerjik ve dinamik olacaktır. SPA terapi yöntemi günümüz de popüler olan  masaj yöntemidir. SPA masajı çoğunlukla zengin kültürlerinde olan bir masaj gibi olsa da artık spa tedavileri normal kazanç kesimlerine de hitap etmektedir. Yani, artık siz de kendinizi spa terapisiyle şımartabilirsiniz.

Spa (Su ile Gelen Sağlık) Masajı Nedir?


Spa Masajı parmak uçlarıyla yapılan üstün rahatlatma hissi veren bir masaj şeklidir. Spa masajının doğru yapılması için işi bilen uzmanlar tarafından yapılması gerekir. Fakat evde eşinize bir miktar öğreterek kendinize de uygulatabilirsiniz bu mümkündür. Diğer yandan dünyada SPA terapisi yapan merkezlerin sayısı gün geçtikçe artmaktadır. Eğer spa masajı yaptıracaksanız gideceğiniz yerin spa sertifikasına sahip olup olmadığını öğrenmelisiniz. Eğer yetkili olamayan birine spa masajı yaptırırsanız yarardan çok size ve bedeninize zarar verme ihtimali çok yüksektir.

Spa masajı rahatlamanın yanı sıra güzelleşmek gerginlikten kurtulmak ve günün yorgunlğunu atmak için de yapılabilir. Ayrıca spa masajı cildi rahatlatır ve cilt altı tabakayı uyararak selülit, sarkma gibi sorunlara çözüm sağlar. Bazen düğünden hemen sonra da düğün güzellik paketi altında kullanıcılara spa masajı sunulmaktadır.

Her grup insan ve her cins insan için spa masaj paketi vardır. Bunlar, bütünsel olarak her türlü rahatlığı sağlamak, iş hayatınızı dengede tutmak , güzellik salonu tedavilerine yardımcı olmak ve her iki cinsiyette gevşeme ve rahatlama imkanı veren su ile yapılan masaj paketleridir.

Ayrıca evde de bu paketlerden faydalanma imkanı vardır ve alacağınız pakete göre bir fiyatlandırma yapılır. Size uygun olanı seçerek kısa sürede rahatlayabilirsiniz.

Tırnak Bakımı için Doğal Yöntemler


Tırnak Bakımı için Doğal ve Bitkisel Yöntemler


Güzellik ve bakım yapmak sizin kendi öz saygınızla alakalıdır. Fakat ciddi bir işte çalışıyorsanız sağlıklı el ve tırnaklara sahip olmak belki de önemli koşullardan biridir. Kolay kırılan tırnaklar, tırnak diplerine oluşan iltihaplar için doğal bakım yöntemleri bu noktada sizin için yardımcı olacaktır.


Selülit Mezoterapisi


Selülit Tedavisi


Selülit genel yağlanmadan farklı bir durum olup diyetle, egzersizle veya diğer zayıflama yöntemleriyle tamamen yok edilemez. Yani, ne kadar zayıflarsak zayıflayalım yine de Beyonce ve Rihanna'nın düştüğü durumdan kurtulamayabilirsiniz. Selülit tedavilerinde en etkin tedavilerinden birisi de mezoterapidir. Tedavinin amacı kan ve lenf dolaşımını düzenlemek, fazla yağların parçalanmasını sağlamak, böylece selülitli dokuyu ortadan kaldırmaktır. Parçalanan yağların yakılması için tedavi, diyet, egzersiz, ve LPG ile desteklenir.

Bölgesel zayıflama ve sellülit tedavisinde, yağ dokusu barındıran tüm bölgelere uygulama yapılabilir. İlaçlar mikroenjeksiyon tekniği ile cilde 1–6 mm derinliğinde ve ortalama 1 cm aralıklarla enjekte edilir. Enjeksiyonun içine bölgesel kan dolaşımını düzenleyen belli farmakolojik özelliklere sahip ilaçlar konur ve bunlar  doğal-bitkisel olmasına özen gösterilir. Kişinin ihtiyacına göre haftada 1–2 kez uygulama yapılır. Kullanılan maddeler sistemik dolaşıma müdahale etmez. Tedavi sırasında kafeinli içeceklerden (çay, kahve, kola), soda ve tuzdan uzak durulmalı; yağsız, şekersiz, posalı yiyeceklerden oluşan diyetler uygulanması önerilir.

Tedavi hastanın durumuna göre 8–15 seans uygulanır. Cilde esnek ve pürüzsüz bir görünüm kazandırılır. Eğer hasta diyet ile bunu korursa sonuçlar kalıcıdır. Mezoterapinin en büyük avantajlardan birisi bölgede zayıflama gerçekleştirilirken sarkma probleminin olmaması ve tam tersine toparlama ve şekillenme gözlemlenmesidir.

Kendinizi Tanımanın Yolları

Kendinizi Tanıyın


Kişilerin herhangi birşey hakkında bilgi edinmek istiyorlarsa soru sormaları gerekmektedir.İkili ilişkilerde de bu böyledir.İlişkinizi en üst noktaya taşımadan önce, çift olmanın farklı bir boyutunu yaşamak ve önemli noktaları aydınlatmak için bu sorulara cevap aramalısınız.

Birlikte Yaşamaya Başlamadan Kendinize Sorun!


  • Ailemden uzaklaşmak ya da büyüdüğümü kanıtlamak için mi onunla yaşamak istiyorum?
  • Bunu yapmamın sebebi kendi kendime yaşayamayacağımı ve onun bana bakacağını düşünmem olabilir mi?
  • Bu kararımın sebebi maddi açıdan daha rahat olacağım fikri mi?
  • Kötü bir hayattan ya da anlaşamadığım ev arkadaşımdan mı kaçıyorum?
  • Onun alışkanlıklarına katlanabilecek miyim?
  • Onun yanında kusurlarımı göstermekten rahatsız oluyor muyum?
  • İşbölümü konusunda tartışır mıyız?
  • Ne zaman kim temizlik yapar?
  • Eve yardımcı alma konusunda anlaştık mı?
  • Kirayı bölüşecek miyiz yoksa kimin maaşı fazlaysa o mu ödeyecek?
  • Aile ya da arkadaşların ne sıklıkta evimizde kalacağı konusunda anlaştık mı?
  • Dekorasyon zevkimizi nasıl ortak hale getirebiliriz?
  • Ya ikimizin de vazgeçemediği objeler varsa?
  • Bu kadar yakınımda her zaman birinin olmasına hazır mıyım?
  • Çok içki/sigara içiyor mu?
  • Acaba maddi durumu nasıl?
  • Maddi açıdan daha önceki kız arkadaşlarından yardım alıyor muydu?
  • Hangi konularda tartışma çıkacak? Birlikte yaşamanın sorunları çözeceğine emin miyiz?
  • Ortak alışkanlıklarımız birlikte her zamankinden çok vakit geçirince zarar görür mü? Buna hazır mıyız?
  • Bu aşamanın sonunda nişanlanacağımızı düşünüyor muyum? Eğer öyleyse o bunu biliyor ve ilişkiyi evlilikle sonlandırmak istiyor mu?
  • Ayrıldığımız taktirde malları nasıl paylaşabiliriz?

Nişanlanmadan Önce Kendinize Sorun!


  • Kazancıyla orantılı olarak ondan nasıl bir yüzük bekliyorum? O bunu biliyor mu?
  • Teklifi yaptığında en çok ne için heyecanlanacağım: Yüzük mü hayatımızı beraber geçirme fikri mi?
  • Onunla olmak beni hiç olmadığım kadar mutlu ediyor mu yoksa nişanlılık fikrini mi seviyorum?
  • Doğru olduğunu düşündüğüm için mi bunu yapıyorum yoksa kendime bir zaman mı koyuyorum?
  • Arkadaşlarım evlendiği ya da ailem istediği için üzerimde bir baskı mı hissediyorum.
  • Sorumluluk alıp özür dilemeyi biliyor mu yoksa her konuda bana mı yükleniyor?
  • Ne tür arkadaşları ve arkadaşlıkları var?
  • Arkadaşlarını ilişkimizin önünde mi tutuyor?
  • Aynı yolda mı ilerliyoruz yoksa birimiz diğerimizi acele mi ettiriyor?
  • Eski sevgililerim için açı çekmem normal mi yoksa özlem duyuyor muyum?
  • Benimle birlikteyken başka kadınlarla flört etti ya da onlara dokundu mu? Eğer öyleyse artık sınırlarını biliyor mu acaba?
  • Nerede yaşayacağımız konusunda bir karara varabildik mi?
  • Kariyer, aile, sağlık anlamında uzun vadede ne gibi planları var? Bunlar benimkilerle uyuyor mu? İkimiz için bunlardan birinin değişmesini ister miyim?
  • Başka bir şehirde daha iyi bir iş bulursa taşınmaya hazır mıyım?

Evlenmeden Önce Kendinize Sorun!


  • O benim, ben de onun akrabalarıyla yakın mıyım?
  • İkimizden biri ailelere çok yakın olmaktan sıkılabilir mi?
  • Ailelerimizdeki hasdtalıkalrı konuştuk mu?
  • Çocuk isteyip istemediğimizi, sayısını ve onları nasıl yetiştireceğimizi konuştuk mu?
  • Kariyerlerimiz konusunda aynı noktada mıyız? İkimizden biri çalışmamak istiyor mu?
  • Çocuk doğurduktan sonra çalışmak isteyip istemememe saygı duyar mı?
  • Para kazanan ben olacaksam bu benim ya da onun için bir sorun mu?
  • Soyadımı kullanmaya devam edersem kabul edecek mi?
  • Onun sosyal çevresi ve ailesiyle de “evli olmayı” istiyor muyum?
  • Ailesinden biri bana sırt çevirirse benim yanım da mı olur yoksa kendim için savaşmak zorunda mı kalırım?
  • Çocuklara disiplin vermek için en uygun gördüğü yöntem nedir?
  • Aile, din, politika gibi konularda ne gibi değer yargılarımız var? Bunlar birbirine uyuyor mu?
  • Boş zamanı en iyi şekilde nasıl geçireceğimiz ve tatil anlayışımız konusunda hemfikir miyiz?
  • Ben onun ya da o benim borçlarıma yardımcı olacak mı?
  • Ayrı banka hesaplarımız mı olacak yoksa ortak hesabı mı kullanacağız?
  • İlerde problemlerimiz olursa profesyonel yardım almaya hazır mı? Ben hazır mıyım?
  • Eğer değişmeyecekse ve şu anda neyse ilerde de aynı kalacaksa ben onun bu halinden yeterince mutlu muyum?

Hayatta her önemli kararımız içn böyle belirleyici sorular elbette vardır.Önemli olan bu sorulara doğru ve yerinde cevaplar verebilmek. Unutmayalım ki, bu sorular çoğaltılabilir ayrıntılandırılabilir fakat asla pas geçilmemelidir.

Klamidya Enfeksiyonları

Klamidya Salgını


Klamidya enfeksiyonu chlamydia trachomatis adı verilen bir bakterinin sorumlu olduğu bir hastalıktır ve özellikle gelişmiş ülkelerde cinsel yolla bulaşabilen bir hastalıktır.

A.B.D.’de her yıl 4 milyon yeni klamidya vakası görülmektedir ve maalesef bu kadınların %40′ından fazlası hasta olduğundan habersiz. Çoğu zaman enfeksiyon herhangi bir belirti vermez ve başka bir nedenden dolayı doktor kontrolüne gidene kadar fark edilmez. Problemin erken dönemde fark edilebilmesi için yılda bir ya da  6 ayda bir doktor kontrolü ve tarama testlerinin yapılması öneriliyor. Bu özellikle genç kadınlarda ve birden fazla partneri olan 35 yaş üstü kadınlarda önemseniyor.

Klamidya Enfeksiyonun Belirtileri


Genelde enfeksiyon belirti vermemesine rağmen bazı kadınlarda hafif sarımsı akıntı, idrar yaparken yanma, sık idrara çıkma, vajinal bölgede yanma ve kaşınma, kızarıklık, şişlik, dış genital organlarda yaralar, ilişki esnasında ağrı ve anormal kanama gibi kalmidya enfeksiyonuna özgü olmayan nonspesifik tabir edilen belirtiler görülür. Erkeklerde ise en belirgin bulgu penisten olan akıntı ve idrar yaparken olan yanmadır.

Klamidya Enfeksiyonunda Tanı


Tanı hastanın öyküsü ve muayene esnasında alınan servikal doku örneğinin laboratuvarda incelenmesi ile konur. Bu masraflı bir teknik olmasına ve her yerde yapılamamasına rağmen en etkili ve yaygın teşhis yöntemidir.

Klamidyayı saptayacak ve tarama testi olarak kullanılabilecek idrar analiz teknikleri geliştirmek amacı ile çalışmalar sürdürülmektedir. Klamidya saptandığında kişinin son 1 hafta içinde ilişkide bulunduğu partnerleri de taranmalıdır.

Tedavi edilmediği taktirde klamidya enfeksiyonununen ciddi sonucu infertilitedir.

---> Cinsel Yolla Bulaştırılan Hastalık: Klamidya

Yaşlılıkta Gece Görme Sorunları

Gece görme zayıflığı ışıkta veya karanlıkta ne kadar iyi gördüğünüzü ifade eden bir durumdur. Yaşla birlikte sağlıklı gözlerin gece görme yeteneği yavaşça azalmaktadır. Bu durumda yaşlıların gece araba kullanması son derece sakıncalıdır. Geceleri araba kullanırken karşı taraftan gelen arabanın farlarında ki ışık ile kamaşan gözlerinizde ani bir kör olma durumu olur ve bu durumdan hemen kurtulunamaz; bu da ciddi kazalara neden olabilir.

Yaşlılıkta Görme Bozukluklarının Nedenleri


Gece görmeyi engelleyen veya görme yetisini azaltan sebepler vardır. Bu nedenle göz sağlığı için özellikle A vitamini önemlidir. A vitamininden fakir diyet ya da A vitamini eksikliğine neden olan hastalık gece görmeyi tamamen engelleyebilir. Günümüzde görmeyi zayıflatacak kadar ciddi A vitamini yetersizliğine nadiren rastlanır. Ayrıca katarakt ve glokom gibi gözle ilgili diğer sorunlar gece görmede güçlüğe neden olurlar. Eğer gece görme sorunuz varsa göz doktorunuza mutlaka gözükmelisiniz. Asla görme sorununuzun yaşlanmanıza bağlı basit bir durum olduğunu düşünmeyin. Kolayca tedavi edilebilecek bir sorundan kaynaklanabilir durumlar vardır. Doktora başvurmada gecikme görmenizi tehdit edebilir.

Sonuç olarak, gece araba kullanmak sizi rahatsız ediyorsa, güvenliğiniz için bu tür gezilerden kaçınmanız daha uygun olabilir. “Bir kez tepeyi aşarsanız hızlanmaya başlarsınız “diye bir deyiş vardır. Ne yazık ki en azından fiziksel hareket açısından bu doğru değildir. Eğer görme de bir sıkıntınız varsa, kaslar, kirişler ve eklemler güçlerini ve esnekliklerini büyük ölçüde kaybetmişse ve enerji kaynağınız olan metabolizmanız yavaşlamışsa eskisi kadar hızlı hareket edemezseniz. Bu durum kaza yapmanıza neden olabilir.

60 yaşına kadar aktif bir hayatınız olmuşsa kaslarınız gençlikteki güçlerinin çok azını kaybetmiştir. Yine de esnekliğiniz azalacak, refleksleriniz yavaşlayacak ve koordinasyonunuz bozulacaktır. Özellikle bir de görme sorunu yaşıyorsanız bu katlanarak artacaktır. İlerleyen yaşla özellikle düzenli fiziksel etkinlikleri olmayan kişilerde kaslar güçlerinin bir kısmını kaybeder. Eğer enerjinizi tüketen bir hastalık ya da vücudun hareketle ilgili bölümlerini(kalça, diz, bilek veya sırt gibi) tutan rahatsızlıklarınız varsa bu bozukluktan daha fazla etkilenirsiniz. Eklemlerdeki kireçlenmeye bağlı değişiklikler birçok insanın hareketlerini yavaşlatırlar. İlaçlar da nadir olarak aynı etkiyi yapabilirler.

Yaşlılıkta Fiziksel Sorunlar  ile ilgili Ne Yapılabilir?


Hareketlerinizi etkileyen bir hastalığınız varsa tedavi edilmelidir. Fakat yaşla birlikte ya da eklemlerin bozulmasıyla oluşan hareket yavaşlamasıyla ilgili neler yapılabilir. Öncelikle gitmeniz gereken yerler için biraz daha fazla zaman ayırmalısınız. Yaşlı olduğunuz zaman düşmek size daha fazla zarar verir. Çünkü yaşlandıkça kemikleriniz daha kolay kırılır (özellikle menopoz sonrası kadınlarda osteoporoz denen kemik erimesi nedeniyle). Gençken kolay atlatabildiğiniz bir düşme, yaşlılıkta kırıklara ve bu kırıkların daha geç iyileşmesine neden olur. Ve kalça kırığı gibi bazı kırıklar, yürümenizin, hatta yaşamınızın sonu olabilirler. Bununla birlikte, sağlık durumunuz uygunsa, günümüzde uygulanan cerrahi girişimler eklem fonksiyonlarınızı yeniden kazandırabilir. Hayatınızı düşme korkusu içinde geçirmeyiniz, çünkü yaşlanmanın yol açtığı çok sayıda sağlık sorunundan kaçınmanın en iyi yolu genel sağlık durumunuzu iyi durumda tutmaktır. Bu da düzenli egzersiz -özellikle yürümek- yapmanızı gerektirir. Kaza geçiren yaşlılar arasında daha önceki fiziksel durumu iyi olanlar çok daha çabuk ve tamamen iyileşirler. Aktif olun ama önlem almayı ve dikkatli olmayı da elden bırakmayın.

Yaşlılığın görmeye etkisiyle ilgili yazımız:

---> Katarakt

30 Mart 2017 Perşembe

Televizyon ve Bilgisayarın Zararları

Televizyon bilgisayar kadar zararlı değildir. Bilgisayar ve televizyonun yaydığı bir radyasyon var, bunda hiç şüphe yok. Bu yüzden yakından seyretmemek gerekiyor. Göz açısından bilgisayarın zararı daha fazladır. Çünkü bilgisayara daha yakın oturulur ve  kuru göz yap­ması ve radyasyon yayması gibi etkiler daha fazladır. Televizyonun da benzer etkisi vardır; fakat görme bozukluklarını artırır diye bir şey yoktur. Sadece var olanı ortaya çıkarır; fark etmemizi sağlar bir bakıma. Bunun yanında aşırı sesle açılan TV veya PC'ler kulak sağlığını da bozacaktır.

Televizyon ve Bilgisayarın Sağlığa Yararları ve Zararları


Diğer yandan televizyonun bazı yararlı etkileri de vardır. Televizyona baktığımız zaman ayrıntıları görmeye çalışıyoruz. Bize sürekli olarak küçük birtakım ayrıntılar, küçük şekiller ya da silik şekil­ler gözüküyor. Dolayısıyla onları görmeye çalışıyoruz. Eğer aynı kişi çoban olsaydı, o zaman onun görmesi gere­ken şekiller çok büyük olacağı için astigmatını, miyobunu ya da hipermetrobunu, hiçbir zaman fark etmeyebilirdi. Ama televizyonla bu gibi göz rahatsızlıkları fark edilir bir duruma gelmektedir.

O zaman, her evde bir televizyon olmalı mı?


Her evde bir televizyon olmalı diyemeyeceğim, ama televizyon göz hastalıklarına sebep oluyor da diyemeyeceğim. Televizyon var olanın ortaya çıkmasını ve gözlüğe ihtiyaç duyulmasını sağlıyor. Aslında hastalığınız varsa onu sadece tetikliyor veya daha ileri taşıyor. Örneğin bir çobanın astigmat için gözlük kullan­masına ihtiyacı yoktur. Fakat televizyon kullanan birisinin mutlaka ihtiyacı olacaktır.

Çoban zaten hep büyük şekillere bakacağı için bu farkı anlamayacaktır bile fakat siz bu durumu rahatlıkla yaşayabilirsiniz. Örneğin annenizin belki miyobu var, ama hiçbir za­man araba kullanmadığı için gözlüğe ihtiyaç duymamış olabilir. Dolayısıyla, biz onun miyop olmadığını var sayı­yoruz, ama miyop gerçekten orada mıdır? Oradadır. Fakat durum fark edilir boyutlara ulaşmamıştır.

3 derece bir gözlüğe ihtiyaç duymayabilir mi?


Kaç derece gözlüğe  ihtiyaç duyacağınız doktor tarafından belirlenmelidir. Dolayısıyla, doktora danışmadan ve göz kontrolü yaptırmadan gözlük takmamalısınız. Ayrıca gözlüğe ihtiyaç duyacağınız durumlar ile karşı karşıya kalmadan gözlük kullanmamalısınız. Gözlüğe  daha kaliteli bir yaşam için ihtiyaç duyarız. Ama eğer gözlerde kayması varsa, derecesi 3 ise, 3 derecenin 3′ünü de kullanacaktır, çünkü onun ihtiyacı olan şey, sadece görmek değil, kaymanın da düzeltilmesidir.

Bazı göz problemleri başka duyularınızı da etkileyebilir. Araştırmalar, göz ve işitme hafızasının birbiri ile paralel olduğunu ortaya koymuşlardır. Göremeyen bir insanda işitme duyusu artacağı gibi azalabilir de bu durumu etkileyen bir çok faktör vardır. Size yaklaşan bir insanı miyopluktan kaynaklı göremediğiniz gibi sesini de tanıyamaya bilirsiniz veya tam tersi sesler size daha net gelmeye başlayabilir.

Ayrıca görme ile görüntünün algılanması açısından beyne büyük görevler düşmektedir. Ve eğer beyin sağlığı ile ilgili bir problem varsa mutlaka doktora başvurulmalı gerekli tedbirleri almalısınız.

Egzama ve Tedavisi

Egzama


Egzama alerji kökenli ve kaşıntıya neden olan, derinin sulanmasıyla beliren bir tür cilthastalığıdır. Kaşıntıyla birlikte, kızarıklıklara da yol açar. Alerji kökenli olmasının yanında, psikolojik rahatsızlıklar sonucu da ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca kimyasal ve fiziksel travmaların da hastalığa yol açtığı düşünülmektedir. Egzemanın çeşitleri vardır ve buna göre vücudun her tarafında görülebilir. Egzamalı bölgeler kaşınmamalı, kaşındıkça iltihabın yaygınlaştırılacağı unutulmamalıdır. Deriyi fazlaca su ve sabunla temas ettirmemek gerekmektedir.

Rahim Egzaması


Vajinadan irinli bir akıntının olmasıyla belli olur. Vajinada kızarmalara ve içi sıvı dolu kabarcıklara yol açar. Kabuklanma da bu kabarcıklanma sonrasında gerçekleşebilir ve kaşıntı meydana gelebilir.

Anüs Kaşıntısı


Makatta veya ona yakın bölgelerde ortaya çıkan kaşıntının çok fazla sebebi olabilir. Bunlardan bir tanesi de egzamadır. Bu seçenek de dikkate alınarak tedavi edilmelidir.

Kaşıntı


Kaşıntı birçok faktör sonucu ortaya çıkabilmektedir. Şiddetine göre rahatsız ediciliği artmakla birlikte, başka birçok hastalığı ya da bozukluğu da görülebilir. Örneğin gece kaşıntı fazla oluyorsa, uyku bozukluklarına yol açar. Giysilerden tutun da, sabunlara, psikolojik sıkıntılardan sistematik rahatsızlıklara kadar çok çeşitli faktörlerle ortaya çıkabilir. Egzama da bunlardan birisidir. Egzamalı kişilerin mümkün olduğunca kaşınmaması gerekmektedir. Bu enfeksiyonun dağılmaması için de önemlidir.Kaşınmak enfeksiyonu dağıtabilir.

Yeni Yazımız:

---> Egzama (Atopik Dermatitis)

Katarakt İçin Doğal Çözümler


Katarakt Nedir?


Katarakt göz merceğinde,bulanık görmeye neden olan,hasarın oluşmasıdır. Bazı durumlarda gözünüz tamamı ile görme yetisi yitirebilir. Katarakt gözün odaklanmasına engel olan bir rahatsızlıktır ve zaman geçtikçe hastalıkta ilerler. Katarakt zamanla kalınlaşır ve körlüğe kadar varabilir. Dünyada körlüğün birinci sebebi katarakta bağlı oluşan göz hasarıdır.

Katarakt Neden Olur?


X-Ray ışınlarına maruz kalmak gözde kimyasal maddelerin oluşumuna neden olur. Bu da katarakta sebep olur.

Ameliyatsız Katarakt Tedavisi Nasıl Olur?


1. Bir bardak gül ile 4 yemek kaşığı ahududu yaprağını 4 bardak kaynar suyla demleyin.30 dakika demledikten sonra süzün ve göz banyosu için kullanın.

2. Gözotu suyunu göz damlası olarak kullanın. Ticari bir çok göz damlasından daha etkilidir. Ayrıca doğaldır ve gözünüze asla zarar vermez.

3. Ispanak tüketimi katarakt için oldukça etkilidir bunun yerine  Lutein takviyesi kullanabilirsiniz. Ispanak ve lutein retina ve göz dokusu için gerekli karotenoid içerirler. Kataraktın gelişimini tersine çevirirler.

4. A vitamini alın,sağlıklı gözler için gerekli olan en önemli vitamin grubudur.

5. Kül çiçeği bitkisi hastalığın erken safhasında kullanılırsa, katarktı ve donukları iyileştirir.

6. Ginkgo Biloba takviyesi almanız katarakta karşı koruma sağlar. Ginkgo Biloba gözde kan akışını artırarak, oksijen ve mikro besinlerin göze daha fazla gitmesini sağlar. Ayrıca, zararlı toksinleri temizler.

7. Bol miktarda yeşil sebze  yemelisiniz ve ıspanak, pırasa gibi sebzeleri diyetinize eklemelisiniz.

8. C ve E Vitamini açısından zengin yiyecekler tüketin. Bu  vitaminler antitoksidan içerirler ve zararlı toksinleri vücuttan uzaklaştırarak gözlerinizi de korurlar.

9. Kataraktı olanlar antihistamin ilaçlar kullanmamalıdır.

10. Yaban mersini damarları korur ve güçlendirir,retinayı korur, glukoma hastalığındaki baskıyı azaltır, katarakt gelişimini durdurur.

11. Karnozinin bir formu olan n-asetilkarnozin göz damlası olarak mevcuttur. Karnozinin bu formu midede absorbe edilmediğinden ağız yoluyla kullanılma durumu yoktur. Göz damlası olarak kullanıldığında katarakta karşı etkilidir. Bazı durumlarda göz damlasının düzenli kullanılmasıyla katarakt tamamen ortadan kalkmıştır; fakat, bu ender bir durumdur ve çok fazla bir şey beklememek gerekir.

Yeni yazımız:

---> Katarakt