2 Mayıs 2017 Salı

Fobi Nedenleri - Fobileri Aşmanın Yolları


Fobiler insanlarda gizli olarak var olabilen ruhsal sıkıntılardır. Mesela fareden korkuyorsunuz ve bu sizin için fobi fakat fare ile hiç karşılaşmaz iseniz fare fobisinin fark edilmesi olanaksızdır. Yazımda da tam bu noktada fobi nedir, nedenleri nelerdir, tedavisi var mı, iyileşebilir miyim gibi sorulara cevaplar aradım iyi okumalar.

Fobi Nedenleri Nelerdir




Fobilerin meydana gelmesinde biyolojik ve psikolojik sebepler-altyapılar bulunmaktadır. Ge­netik ve hatta evrimsel olarak, var olan kimi özellikler fobile­rin ortaya çıkmasına zemin hazırlarken, psikolojik savunma merkezimiz, başkalarından görerek edindiğimiz, fobilere yol açacak etkileri oluşturabilir. Bazı fobilerin sebebi ise travmatik olayların, yaşamın erken dönemlerindeki güvensiz bağlanma ilişkilerinden alıyor olabilir. Şartlanma, psikolojide çok önem verilen bir konudur. Birey yaşadığı olumsuzlukları, bilinçaltında yer edinmesi sonucu daima yaşayacağını düşünerek çekinir ve korku yaşar. Bu da ona karşı bir korku geliştirmesinin nedenidir.

İnsan yaşamı için bir başka temel konu da bağlanma konusudur. Her canlı doğumuyla birlikte, duygusal bağlanma eği­limleri taşır. Hayvanlarda da bu çok belirgindir. Bir bakı­ma, bağlanma duygusu büyüme ve gelişme için gereklidir. Bağlanmanın çeşitli şekilleri olabilir. En sağlıklı bağlanma şekli güvenli bağlanmadır. Böyle ilişkilerde yaşamın garantide olmasında eminlik vardır. Güvenli bağlanma için bağlanılan kişinin tutarlı davranışlar sergilemesi, davranışlarında çelişkiler sergile­memesi, korku yaratmaması gerekir. Ayrıca empati yapa­bilme, uygun ve çeşitlilik gösterebilen yüz ifadelerine sahip olma gibi başka özellikler de güvenli bir bağlanma ilişkisi­nin oluşmasına yardımcı olur.

Fobi Nedir, Çeşitleri Nelerdir? Fobi Tedavisi Nasıl Olur?

Fobi herhangi bir şeyden ve durumdan korkma halidir.Tabi ki anlık bir korkudan bahsetmiyorum. Bu korkuların günlük yaşamı etkileyecek düzeyde olduğunu düşünün.

Fobiler ve Psikanaliz


Fobiler psikanalitik olarak nasıl açıklanmıştır? Psikanaliz kişinin farkında olmadığı, ama, savunma mekanizması olarak çalışan kimi ruhsal mekanizmaları içerisinde barındırmaktadır. Gerek normal insanın psikolojisini, gerekse fo­bi dahil çeşitli psikolojik bozuklukların mekanizmalarını açıklamada kullanılmıştır ve elden geldiğince tedavide de yararlanılmaya çalışılmaktadır. Kuşkusuz ki, insan çok karmaşık bir varlıktır ve birtakım psikolojik mekanizma­ların açıklığa kavuşturulması da iyileşmeyi mutlaka sağ­lamamaktadır. Ancak yine de psikanalitik düşünce, kişi­nin durumunu anlamada ve çıkış yolunu bulmada yararlı kurallar ve çerçeveler içerir.

Fobilerin psikanalitik yönden de açıklamaları yapılmış­tır. Şöyle ki, insanda korkunun psikanalitik açıdan dört belli kökeni vardır:
  1. Kişinin vicdanı karşısında duyduğu korkudur. Yaptığı ya da yapmayı düşündüğü davranışlar, duygular, düşünceler ve istekler dahi kişinin vicdanı ile çeliştiğinde anksiyete (kaygı bozukluğu) duygusuna neden olabilmektedir. Bazı kişilerde sıkıntı ve korkuların temelinde böyle bilinç-dışı, ama, iç çelişki yaratan istekler yatar. Buna psikanalizde “üst benlik anksiyetesi” adı verilir.
  2. Kişinin sağlık açısından zarar göreceği , bir vücut organını kaybedeceği ya da hastalanacağı endişesidir ki, bu da temel bir korkudur. Psikanalizde buna “kastrasyon anksiyetesi” denir.
  3. “Ayrılma anksiyetesi”. Bazı insanlarda bu­na karşı hassasiyet vardır, ama her insanda ayrılık az çok üzüntü ve hüzünlü duygulara yol açar.
  4. “Yok olma anksiyetesi”, buna egzistansiyel korku da denir.
  5. “İd anksiyetesi'' kişinin dürtülerini kontrol edemeyeceği biçiminde yoğun bir sıkıntı yaşaması ile belirginlik gösterir. Bu beş temel korku değişik fobilere yol açabilir. Örneğin kastrasyon anksiyete­si hastalık fobisine yol açarken, ayrılma fobisi agorafobi­ye, id anksiyetesi “delirme” fobisine yol açabileceği gibi her bir korku türü de yer değiştirerek her türlü fobi için temel oluşturabilir. Bu nedenle tedavi korkuları belirlemekle başlar ve uygun tedavi metotlarının uygulanması ile devam eder.

Kimler Fobik İnsanlardır?


Titiz ve takıntılı bir karaktere sahip olan insanlar, sos­yal fobik ve iletişim güçlüğü içersinde olanlar, travmatik geçmişi olan kişiler, uyaran azlığı içersinde yaşayan, yani yaşamlarını zenginleştirecek çeşitli olay, kişi ya da bilgilerden yeterince yararlanmayan insanlar fobik olmaya eğilimli insanlardır. Bir de bunlara uyum güçlüğü çeken insanları ekleyebiliriz.

Fobilerle Birlikte Seyreden Psikiyatrik Rahatsızlıklar Hangileridir?


Fobiler pek çok psikiyatrik hastalıklarla birbirini takip ederek yaratılır. Bunların bazıları fobilerin oluşmasında rol oynar; bazı­ları ise fobiler nedeni ile bir komplikasyon olarak ortaya çıkar. Bazı hastalıklar ise fobi gibi gözüküp daha kapsamlı bir psikiyatrik hastalığı gizlemektedir. Psikiyatristin gö­revi bunların asıl nedenlerinin tespiti ve teda­viyi ona göre düzenlemektir. Örneğin fobilerin en fazla ya­kınlık gösterdiği hastalık grubu obsesyonlar ve panik ve yaygın anksiyete gibi anksiyete bozukluklarıdır. Hatta, bunların hepsine birden anksiyete grubu hastalıklar da de­nir. Çünkü hepsinde anksiyete yani sıkıntı ve korku belirgin bir şekilde kendini göstermektedir. Obsesyonlar zihne giren, istenmeyen fakat zih­ne girmesine engel olunamayan sıkıntılı düşüncelerden oluşur. Örneğin iyi eğitimli ve kibar bir kişinin sık sık içinden küfür etme isteğini duyması gibi. Ya da cevabı verilemeye­cek anlamsız bir soru da bir obsesyon şeklinde akla takıla­bilir. Örneğin sandalyenin neden üç değil de dört bacağı vardır gibi. Bazı kişilerde böyle obsesyonlar fobilerle bir­likte bulunur, tedaviyi güçleştirirler. Her iki hastalık ara­sında genetik bir bağlantının olabileceği düşünülmekte ve ona göre adımlar atılmaktadır. Ancak kuşkusuz obsesif ya da fobik bir anne ya da ba­banın çevresinde yetişen bir çocuğun bu takıntı ve korku­ları yaşamsal olarak kapması olanakladır.

Bir başka komşuluk da agorafobi (yalnız kalamama) ile panik bozukluğu arasındaki ilişkidir. Pek çok kişide ön­ce panik bozukluğu ortaya çıkar, sonra da yeniden panik atağı geçireceği ve o sırada yardım alamayacağı endişesi ile yalnız başına kalmaktan korkarlar. Örneğin tanımadığı kalabalık yerlerde olmaktan, asansörden, evde yalnız olmaktan çekinirler ve agorafobik olurlar.

Bazı kişiler sosyal fobinin sebep olduğu sürekli olarak ken­dini kısıtlama ve utanç hisleri kaynağıyla ya da örneğin agorafobinin sebep olduğu sürekli başka kişilere bağımlı olma zorunluluğu nedeniyle kendilerini giderek kötü hissederler. Eğer bir tedaviye başvurmazlarsa bu durum giderek bir depresyonla hatta bulanım durumu ile sonuçlanabilir. O zaman psikiyatriste depres­yonun sebep olduğu karamsarlık, ümitsizlik, uykusuzluk ve sürekli bunalma yakınmaları ile başvurulur. Depresyonun tedavisi, psikiyatristin altta yatan böyle bir kronikleşmiş fobik halini tespit ederek tedavi etmesi, kişiyi daha sağlıklı kılacağı kesindir.

Çok sık karşılaşılmayan durumlarda ise, daha ağır bir hastalık kendisini fobinin arkasına saklayabilir. Özellikle genç insanlarda başlayan bir psikotik bozukluk, sadece görü­nüşte fobik bazı belirtilerle başlayabilir. Sonradan şüpheci­lik, aşırı alınganlık ve düşünce bozukluğu gibi daha ağır belirtilerin yaşanması ile kendini belli eder ve daha farklı bir tedaviyi gerektirir.

Fobilerin Biyolojik Temelli Olması Mümkün mü ve Mümkünse Bu Temeller Nelerdir?


Anksiyete duygusu uyarılmayı üst seviyeye çeker ve dikkati tehli­keye doğru çeker. Aynı zamanda da bedeni­mizi evrimsel olarak verili eylem biçimleri doğrultusunda (kaçma, saldırma, boyun eğme, donakalma gibi) hazırlar, vücudun bu tepkisinde hem merkez ve periferik sinir sis­temi, hem de bununla bağlantılı hormonlar görev alır.

Örneğin beyindeki çekirdek bölgelerden amigdala ve locus coeruleus adında ki, korku tepkilerinde önemli bir işle­ve sahiptir. Limbik sistem, frontal korteks ve başka beyin bölgeleri de bu reaksiyonlarda görev alırlar.

Birçok Başka Hastalıkta Olduğu Gibi Fobilerde de Gene­tik Etkinin Rolü Tartışılmıştır?


Mesela, agorafobinin (Alan Korkusu) oluşumunda etken olan panik bozukluğu ailesel özellik gösterir. Panik hastalarının yakınlarında durum kat ve kat daha fazla görülmektedir. İlginçtir ki, kadın akrabalarda bu etkilenme daha faz­ladır. Aynı bulgular agorafobi için de geçerlidir. İkizler üzerinden yapılan çalışmalar panik ve agorafobi görülen kişilerde genetik faktörün yüzde 30-40 dolayında rolü olduğunu düşündürmektedir. Bu oran beklenenden fazla da olsa bipolar duygu durum bozukluğu ve şizofrenide düşü­nülen yüzde 65 oranından daha azdır.

Sosyal fobi konusundaki aile ve ikiz çalışmaları bu has­talığın da ailesel ve genetik yönünün olduğunu göstermek­tedir. Sosyal fobisi olanların akrabalarında aynı hastalığa yüzde 16 oranında rastlanırken, olmayanların akrabaların­da bu oran yüzde 5′tir. Tek yumurta ikizlerinde çift yu­murta ikizlerine oranla utanma ve sosyal korku özellikle­rine daha fazla rastlanılmaktadır ki, bu da genetik hipotezi desteklemektedir. Bu oranlar yaklaşık yüzde 25 ve yüzde 15 gibidir.
Özgül fobiler için de aynı özellik geçerlidir. Hatta özgül fobi ailede bir başka fobi için risk oluşturmazken, aile bi­reylerince de yine özgül fobi türlerine sık rastlanmakta­dır. İkiz çalışmaları da bunu desteklemiştir. Özellikle hay­van fobilerinde genetik etki ön plana çıkarken, durum fobilerin­de bu durum daha geri planda yaşanmaktadır.

Fobi nedenleri hakkında bir yazı hazırladım. Fobileri aşmak, fobi nedir gibi sorulara cevaplar aradım. Yazımdan faydalandığınızı düşünüyorsanız;
Sosyal Fobi ve Anksiyete Nedir,
Sosyal Fobik Bozukluk Nedir yazılarımı da okumanızı öneririm.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder