7 Aralık 2018 Cuma

Fosfor

Fosfor, enerjinin depolanması ve kullanımı için karbonhidrat ve lipit metabolizmasında temel fonksiyondadır. Bağırsaklarda absorblanarak (emilerek) kemiklerde depolanır. Dolaşımdaki fosfor konsantrasyonu paratiroid hormon, vitamin-d, bağırsaklardam absorbsiyon (emilme), renal fonksiyon (böbreklerin çalışması), kemik metabolizması ve beslenmeye bağlıdır.
Karbonhidratların kullanımında fosfat (PO4) ve potasyum (K) glukozla birlikte hücre içine taşınır.
Fosfatının %80'ini kemikler, %15'i hücreler, %0,1'i kan içerir. Plazmadaki inorganik fosfatın %85'i serbest formdadır. Hücre duvarının sürekliliği, enerji metabolizmasının düzenlenmesi ve oksijen taşınmasında fonksiyoneldir.

6 Aralık 2018 Perşembe

İnsanlarda Kalsiyumun Etkisi ve Kalsiyum Kaynakları


Kalsiyum Eksikliği

Başlıca kalsiyum eksikliğ emilimini azaltan etmenlerle oluşur. Kalsiyum emilimini azaltan ya da engelleyen etmenler vitamin-D eksikliği; mide-bağırsak sistemi hastalıkları; düşük mide asidi; stres; hareketsizlik; yüksek oranda protein ve yağ  içeren diyetler; ıspanak, pazı, pancar, kakao gibi ogzalik asitli besinler ve yüksek fosforlu diyetlerdir.

5 Aralık 2018 Çarşamba

Kalsiyum (Ca)

Kalsiyum, organizmanın bütün biyolojik fonksiyonlarında kanda çözünmüş, yani, iyonize tepkimeleri, kasların kasılması, kanın pıhtılaşması, yani, koagulasyonu, kompakt bir formda kemiklerin ve dişlerin yapısı için yaşamsal bir maddedir.
Her bireyin günlük gereksinimini, öznel koşulları belirler. Özellikle, kemik yapımının hızla sürdüğü ergenlik döneminde, bebeğin rahin (uterus) içinde geliştiği gebelik döneminde, bebeğin emzirilerek büyütüldüğü ve geliştirildiği dönemde, kemik dokularının görece hızlı eridiği menapoz döneminde kalsiyum dengesinin korunması için, kalsiyum gereksinimi 1500 miligrama çıkar.

Selenyumun Etkileri

Selenyum Eksikliği

Vitamin-E etkisiyle ile selenyum etkisi sinerjistdir ve selenyum metabolizmasında etkilidir. Besinlerin Vitamin-E içeriği, selenyum gereksinimini azaltır.
Bitkilerdeki selenyum eksikliği, yetiştirildiği toprağın selenyum eksikliğine bağlıdır. Tarımsal faaliyetin yürütüldüğü topraklardaki selenyum eksikliğine bağlı yetiştirilen besinlerdeki selenyumun da eksikliği, yöredeki meme kanseri, akciğer kanseri ve kalın bağırsak kanserini sıklaştırmaktadır.

Selenyum (Se)

Vitamin-E ile birlikte güçlü bir antioksidan özelliği ve hücre koruyucusu özelliğiyle fonksiyonel selenyum, özellikle glutatyon peroksidaz enziminin yapısında yeralır. Dokuların elastikiyetinin korunmasıyla da fonksiyoneldir. Dokuları oksidasyondan  koruyarak, erken yaşlanmayı önler, yaşlanmayı geciktirir.
Bir insanın vücudu 1 mg'dan az selenyum içerir ve %60'ı bağırsaklardan emilerek dalak, böbrek ve pankreasa taşınır.
Erkeklerdeki selenyumun yarısı üreme sisteminde, yani, testislerde fonksiyoneldir.

4 Aralık 2018 Salı

İyot Eksikliğinin Etkileri

İyot eksikliği anneliği, fetüsü, yenidoğan bebeği, bebekleri, çocukları, ergenleri, erişkinleri ve hayvanları farklı karakterlerde ve düzeylerde etkiler.

İyot Eksikliğinin Anneliğe Etkileri

  • Doğurganlık yeteneğinin zayıflatır.
  • Gebelikte yüksek tansiyona (pre eklampsi) oluşturur.
  • Tiroid bezinin nükleer radyasyon duyarlılığı artar.
  • Doğumun ilk 6 haftasındaki kanamalar (postpartum hemoraji) gerçekleşir.
  • Maternal anemi oluşturur.

İyot

İyot insan vücudunda çok az miktarda bulunan, normal büyüme ve gelişme için gerekli eser elementlerden biridir. 1811 yılında deniz yosunlarıyla yapılan deneylerde bulunmuştur. İnsanların iyot gereksinimlerinin en önemli kaynakları deniz ürünleri ve iyotlu sulardır. İnsan vücudunda bulunan beyin ve sinir sisteminin normal büyüme ve gelişmesiyle, vücut ısı ve enerjisinin sürekliliği için gerekli, tiroid hormonlarından tetraiyodotironin (tiroksin, T4) ve triiyodotironin (T3) sentezinde kullanılır. Normal koşullarda vücudumuzda 15-20 mg iyot bulunmaktadır.

Vitamin-A Fazlalığı

Diyetteki fazla havuç ve narenciye türü β-karoten (beta karoten) içeren besinlerle deri portakal rengine dönüşür. Derideki dönüşüm sarılığa benzer; ancak, göz aklarının rengi dönüşmez. Diyetteki fazla β-karoten, vücutta aktif vitamin-A'ya dönüştürülmeden birikir. β-karoten fazlalığı, aktif vitamin-A fazlalığı değildir. Alımı normalleştiğinde biriken β-karoten vücuttan atıldığı için fazlalığı zararsızdır.
Aşırı karaciğerle beslenenlerde ya da yüksek dozda ilaç alımı aktif Vitamin-A fazlalılığı oluşturur. Bazen zehirlenme dozuna yükselir. Aşırı doz vitamin-A karaciğer hastalıklarına ve gebe kadınlarda düşüğe neden olabilir.
Kısa süreli yüksek doz alınan vitamin-A'dan kaynaklı problemlerde ilk belirtiler, beyin ödemine bağlı baş ağrısı ve bilinç bulanıklığıdır. Hastalar kafalarını alından geçen bir şeyin çevresel olarak sıktığını belirtir.

3 Aralık 2018 Pazartesi

Vitamin-A Eksikliği

Diyetle alınan vitamin-A emilimini alkol, ilçlar (kortizon, demir, mineral yağlar) vitamin-E yetersizliği ve fiziksel egzersiz olumsuz etkiler. %90 oranında karaciğerde, geri kalan %10 oranında böbreklerde, akciğerlerde, gözlerde ve yağ dokuda depolanan vitamin-A, emilim eksikliğini tamamlamaya çalışır.

Vitamin-A'nın Fonksiyonları

Vitamin-A görme, büyüme, üreme ve epitel hücrelerinin sağlamlılaştırılmasıyla fonksiyoneldir.

Vitamin-A'nın Görmedeki Fonksiyonu

Vitamin-A, gözlerin çomak hücreleri ve koni hücrelerindeki görme pigmentlerinin bileşiğidir. Görme olayındaki süreçte retinada, fotoreseptör hücrelerin bir pigmenti (Rodopsin opsin + 11 cis retinal) ile ışık enerjisi absorblanarak (emilerek), fotokimyasal bir ürün oluşturulur. Oluşturulan fotokimyasal ürünle de bir sinir impulsu oluşur. Devamında ise, görme renk maddesi (pigment) ışığa hassas yapısına geri döner.

A Vitamini (Retinol, Akseroftol)

Yağda eriyerek depolanan bir vitamindir. Antioksidan özelliktedir. Vitamin-E, vitamin-A'nın biyolojik aktivitesini etkileyerek, organizmayı oksidasyondan korur (antioksidan).
Vitamin-D ve vitamin-A, kalsiyumun biyolojik transportunda ve depolanmasında fonksiyonel moleküllerdir.
Vitamin-E ile birlikte günlük 200-300 IU doz vitamin-A kolesterol ve yağ miktarını azaltırken, vitamin-A tek başına da HDL-Kolesterolü artırmaktadır.

1 Aralık 2018 Cumartesi

İş Yerinde Yapılabilecek Egzersizler


Hareketsiz yaşam tarzı bize bir çok sorun yaşatmaktadır ve bir çok insan iş hayatını buna bahane olarak sunmaktadır. Bazıları ise gerçekten yoğun iş temposuna sahiptir. Bizler bu makalede iş yerinizde ve giderken veya gelirken yapabileceğiniz bazı basit egzersizlerden bahsedeceğiz. Eğer sizlerde hareketsizlikten sıkıldıysanız ve fiziksel olarak bunun rahatsızlıklarını hissediyorsanız yazımızı okumaya devam edebilirsiniz.

Dukan Diyeti Hakkında Merak Edilenler

Son zamanlarda herkesin ilgisini çeken düşük karbonhidrat diyetleri bir çok kişiye yarar sağladığı için aşağıda sizlere Dukan diyeti hakkında bilgi vermeyi doğru buluyoruz. Her ne kadar diyet bazı yönlerden eleştirilse de Dukan diyeti yaparak sağlıklarını kötü yönde bozan vatandaşlar bulunmamaktadır. Bizlerde uzmanlardan elde ettiğimiz bilgiler ışığında sizlere dukan diyeti hakkında kısa bir özet geçeceğiz ve bu diyeti anlamanızı sağlayacağız. İyi okumalar dileriz. 

Dukan Diyeti 


Dukan Diyeti, Fransa'da oldukça popüler olmuştur. Fransız tıp doktoru Dr Pierre Dukan tarafından geliştirilmiştir. Kalıcı kilo vermenize yardımcı olmaya söz veren bir diyet yöntemidir. Ama gerçekten etkili mi ? bunu makalemizde anlaycağız. 

Son zamanlarda popüler zayıflama diyetlerinin en başlarında yer alan bu diyet kalıcı kilo kaybı için Fransız tıbbi çözüm  olarak tanıtılan Dr Pierre Dukan tarafından Dukan Diyet olarak kabul edilen düşük karbonhidrat diyetidir. Dukan, yetkin ve inandırıcı bir şekilde yazar ve kitabının okunması kolaydır.  Bu kitapta açıklanan temel ilkeler , aşağıda açıklandığı gibi bazı değişiklikler ile Atkins Diyetine dayanmaktadır.  Fakat bazı farklılıklar vardır. Dukan diyetinde yasaklı ve serbest olan gıdalar vardır. Bu serbest gıdalardan istediğiniz kadar tüketebilirsiniz, kalori sayımı yoktur. 

Göbek Eritme Egzersizleri Resimli

Normalde VKİ yani vücut kitle indeksini geçmeyen insanların başına bile bela olan göbek yağları zor eritilen yağlar olması nedeni ile daha fazla hareketi gerektiren bölgelerdir. Bu makalede inatçı göbek yağlarına karşı sizlere bölgesel olarak fiziksel hareketler önerilecektir. Bu hareketleri düzenli yapmak çok yapmaktan daha önemlidir. Umarım işinize yarar bir yazı olur iyi okumalar dileriz.

Evde Göbek Eritme 


Göbek yağınızın vücudunuzun diğer bölgelerinde yağdan daha fazla kaybetmek daha zordur. Bu yüzden muhtemelen kilo verdiğinizde, vücudunuzun az çok aynı kalan tek alan göbek çevresidir. Göbek yağları kazanmak inanılmaz derecede kolaydır ve kaybetmek inanılmaz derecede zordur. Bu aşırı yağ aynı zamanda sağlık açısından da tehlikelidir ve parçalanmalıdır. Göbek yağını eritmek genel kilo verme diyetlerinden daha fazla ciddiyet ve daha disiplinli egzersiz ister. Egzersiz ve diyeti bırakmanız ile verdiğiniz az miktarda göbek yerine gelebilir. Bundan kaynaklı aşağıdaki egzersizlerden bazılarını kendinize seçerek sabahları veya akşamları - eğer vaktiniz varsa sabahları - çalışabilirsiniz. 

Yağ Yakıcı Bitkisel Çaylar

İnsanlar diyet rejimlerine uyarken bitkisel çaylar ile daha hızlı kilo vereceklerini bilirler.Fakat bazen hiç yeme alışkanlıklarını değiştirmeden sadece bitkisel çayların zayıflatacağına dair de yanlış bir algı vardır. Bu makalede diyetinize uygun bir şekilde bitkisel çayların ne gibi yararlar sağlayacağı aktarılacaktır. İyi okumalar dileriz. 

Zayıflatan Bitkisel Çaylar


Çoğumuz bitkisel çayların sağlık için iyi olduğunu biliyoruz. Antioksidanlar ve genel sağlığı destekleyen diğer özellikler ile  beraber bitkisel çaylar ;  kanser, kalp hastalıkları vb. hastalık riskinizi azaltır. Çay içmek, metabolizmanızı artırmaya ve sisteminizi detoksifiye etmeye yardımcı olur. Çalışmalar çayın, özellikle yeşil çay tüketmenin kilo kaybını artırabileceğini ve karın yağlarına karşı savaşmaya yardımcı olabileceğini bulmuşlardır.

Eğer  kilo vermek için çalışıyorsanız bitkisel çay tüketen özellikle yararlı olabilir nedeni çok düşük kalorili bir içecek olmasıdır. Antioksidanlar bakımından zengin olmanın yanı sıra, çeşitli farklı otlar kullanılarak yapılan bitkisel çaylar, iştahınızı azaltmaya yardımcı olan, metabolik hızınızı artıran ve vücudun yeni yağ hücreleri oluşturmasını engelleyen anti-obezite özellikleri içerir. İşte size kilo vermenize ve inatçı karın yağını eritmenize yardımcı olabilecek en iyi zayıflama çaylarından bazıları aşağıda sunulmaktadır. 

30 Kasım 2018 Cuma

E Vitaminini Tedavideki Kullanımı

Vitamin-E, özellikle yaşla birlikte kullanımı artan, popüler bir vitamindir. Birçok kronik hastalığın ve yaşlanmaya bağlı olguların etkinliğini azaltmaktadır. Yaşlanma olayının temelinde, hücrelerin serbest radikallerin etkisiyle dejenerasyonu ve dönüşümleri etkilidir. Vitamin-E de serbest radikallerin zararlı etkilerini önler; yani, antioksidandır.

E Vitamini Gereksinimi

Günlük vitamin-E gereksinimi vücut kütlesine ve diyetteki besinlerin uzun zincirli yağ oranına bağlıdır. Diyetteki rafine yağlar ve yağda kızartılmış besinler vitamin-E gereksinimini artırır.

Vitamin-E Gereksinimi

Doğada ve besinlerdeki vitamin-E miktarı boldur; fakat, besinler işlenirken ve hazırlanırken bozulmaktadır. Tahılların öğütülmesi, unun renginin beyazlatılması, yağda kızartma ve fırınlamadaki sıcaklık bozan etkenlerdir. Günlük vitamin-E gereksinimi bebeklerde ve çocuklarda 30 IU, yetişkin erkeklerde 30-50 IU, yetişkin kadınlarda 50-100 IU, gebelerde 100 IU ve emziren annelerde 100 IU'dur.

E Vitaminin Etkileri

Vitamin-E antioksidandır. Yani, metabolik süreçlerde oksijeni tutarak, oksijenin bozucu etkisini önleyip organizmayı korur. Antioksidan koruyucu etkinlikteki diğer vitaminler askorbik asid (C vitamini), beta-karoten (provitamin-A), glutatyon ve selenyum'dur. Prematüre bebeklerde, kozmetik ve estetik alanlarda kullanılır. Gıda endüstrisinde yağ ve yağlı besinlerin oksitlenmesiyle, yani, bozulmasıyla oluşan acı tadı engellemek için de, etik dışı kullanılmaktadır.

29 Kasım 2018 Perşembe

E Vitamini (Tokoferoller)

1922 yılında, Evans ve Bishop bitkisel yağlardan, özellikle buğday embriyo yağında keşfetmiş; farelerin soyunu sürdürmek için gerekli bir faktör olduğunu tepit etmişlerdir. Sonraki süreçlerde aynı özelliklerde farklı maddeler de bulunmuştur.
Evans ve çalışma arkadaşları 1935 yılında da buğday yağından alfa-tokoferol elde etmişlerdir. Sonraki süreçlerde elde edilen tokoferoller beta-tokoferol, gama-tokoferol, epsilon-tokoferol, zeta-tokoferol ve eta tokoferol'dür. Yağda çözünür vitaminlerdir. Deriden emilebilir. Oksijensiz koşullarda ısı ve aside karşı dayanıklı; oksijene ve alkali maddelerle etkileşiminde dayanıksızdır. Oksidasyon, biyolojik aktivitelerini bozar. Açılmış yağlarda vitamin-E bozulur. Özellikle, kızartmayla, vitamin-E %50-90 oranında bozulur.
Tokoferoller içinde en aktif biyolojik tokoferol alfa-tokoferol'dür.
Vitamin-E Kaynakları
Buğday, pirinç, mısır, darı, çavdar, marul, soya, yerfıstığı, kabak çekirdeği, badem, susam, ceviz, zeytin yağı, ayçiçek yağı, mısırözü yağı, pamuk yağı ve yeşil sebzelerde bol miktarda bulunur.
Besinlerin 100 gramlarında tereyağı 2-3 IU, sıvı yağlar 75 IU, tavuk 2-3 IU, yumurta 15 IU, kırmızı et 2-3 IU, fasülye 15 IU, tahıl 70-80 IU, sebzeler ve meyveler 150 IU vitamin-E içerir.

D Vitamini Kaynakları

Yumurta sarısı, süt, tereyağı, karaciğer, özellikle balık karaciğerleri (morina balığı, kalkan balığı, pisi balığı ve köpek balığı karaciğerlerinde) önemli vitamin-D (Kalsiferoller) kaynaklarıdır.
Vitamin-D'nin en önemli kaynağı güneştir. Hayvansal besinlerin vitamin-D içeriğinin zenginliği, organizmanın güneş ışınlarıyla teması oranında artar. Güneş ışınları yetersiz alanlarda yetiştirilen hayvanların ürünlerinin vitamin-D içeriği de yetersizdir. Vitamin-D eksikliğiyle hem hayvan sağlığı bozulmakta; hem de hayvandan kazanılan besinlerin kalitesi düşürülmektedir.
İnsanlar vitamin-D sentezini engelleyen bir hastalıktan etkilenmiyorlarsa güneşten de sentezleyebilirler.

28 Kasım 2018 Çarşamba

D Vitamini Eksikliği

D vitamini (Kalsiferoller) eksikliği diyet ve güneşin ultraviyole ışınların etkisiyle sentezlendiği için, eksikliğinin nedenlerini de farklılaştırır.
Güneş ışınlarının temasını engelleyen hava kirliliği, bulut, giyim tarzı, pencere camı, deri rengi ve yöresel özellikler bağırsaklardan D vitamini emilimini de engelleyen nedenlerdir. Yaş ilerledikçe, hem derideki 7-dihidrokolesterol, güneşin ultraviyole ışınlarıyla kalsiferol'e (vitamin-D3) dönüştürülmesi azalır, hem de karaciğer fonsiyonları azaldığı için, kolekalsiferol karaciğerde 25-hidroksikolekalsiferole dönüştürülemez. İlk etkilenen doku ise, kemik dokudur.

D Vitaminin Önemi (Fizyolojik Etkileri)

Vitamin-D'nin (Kalsifroller) fizyolojik etkinliği, hormonal özelliktedir. Sentezlendiği yerden kanla taşınarak aktarıldığı hücreleri, paratiroid bezinden salgılanan parathormonu (PTH: Paratiroid hormonu) ve tiroid bezinin parafoliküler C-hücrelerinin salgıladığı kalsitonin hormonuyla birlikte kalsiyum ve fosfor metabolizmasını regüle eder.

D Vitamini (Kalsiferoller)

Vitamin-D sindirim kanalında kalsiyumun emilimi ve kemikten kalsiyum çözülmesi için zorunlu bir molekül ve kalsiyum düzenleyici bir hormondur. Vitamin-D türleri kalsiyum ve fosfat iyonlarının ince bağırsaktan emilmesini hızlandırırken, böbreklerde de organizmadaki bazı değişime göre, fizyolojik etkinlik kazanır.
D vitamini (Kalsiferol) etkisi gösteren on kadar farklı bileşik bilinmektedir. En önemli kalsiferoller vitamin-D2 (Ergokalsiferol) ve vitamin-D3'tür (Kolekalsiferol). vitamin-D2 ve vitamin-D3 bileşikleri B halkası açılmış steroidlerdir. vitamin-D2'nin ön maddesi (provitamin-D2) maya ve bitkilerdeki ergasterol; vitamin-D3'ün ön maddesi (provitamin-D3) kolesterol sentezi ara bileşiği 7-dehidrokolesterol!dür. Ergasterol ve 7-dihidrokolesterol bileşiklleri ultraviyole ışınların (güneş ışığı) etkisiyle B halkasının açılmasıyla kalsiferol türevlerine dönüşür.

27 Kasım 2018 Salı

Östrojen Hormonu ve Progesteron Hormonu

Östrojen Hormonu ve Progestoron Hormonu'nun Temel Fizyolojik Etkileri

Östrojen Hormonu'nun Temel Fizyolojik Etkileri

  • Pupertide uterus ve meme bezlerinin büyümesini uyarır. Yağ depolanmasını kontrol ederek, dişi görünümünü belirler. Epifizlerin kapanmasında fonksiyoneldir.

Folikül Gelişiminin Kontrolü


Folikül Uyarıcı Hormon'un (FSH) folikül gelişimi ve olgunlaşması için uyarısıyla primer folikül, sekonder foliküle dönüşür. Artan östrojen etkisiyle de foliküllerde foliküllerde Folikül Uyarıcı Hormon için reseptör sayısını artırır.

Ovaryumlar (Yumurtalıklar)

Ovaryumlar (yumurtalıklar) dişi gonadlardır (dişi üreme organları). Temel fonksiyonları dişi gametlerin (yumurtalar) sentezi (oogenez) ve dişi eşem hormonlarının üretimidir.
Östrojen ve progesteron, ovaryumun salgıladığı dişi eşem hormonlarıdır; dişi eşem karakterlerinin tayini ve üreme siklusunun sürdürülmesiyle fonksiyoneldir ve omurgalı türünün temel steroidleridir.
Ovaryum siklusunun regülasyonu hipotalamus-hipofiz-gonad ekseninin hormonları arasındaki etkileşimlerin sonucu oluşur.

Testis Hormonları

Erkek üreme fonksiyonlarındaki temel önemli steroid hormonlar testosteron hormonu, dihidrotestosteron ve östradiol'dür. Miktarı en önemli androjen testosteron'dur. Testosteron hormonunun %95'ten fazlası testisin Leydig hücrelerinden salgılanır; geri kalan testosteron hormonu ise, öncülerin periferal dönüşümü ve adrenollerden türevlenir.
Testisler ayrıca, küçük miktarlarda dihidrotestosteron (DHT) ile daha az etkili dehidroepiandrosteron (DHEA) ve androsteneidon salgılar. Düşük miktarda da östradiol ve östron gibi steroidleri sentezlerler.

26 Kasım 2018 Pazartesi

Steroidogenesis (Steroid Hormon Sentezi)

Steroid hormonlarının biyosentezi mitokondri ve endoplazmik retikulumda bulunan bir dizi oksidatif enzimi gerektirir. Steroidogenesis olayında hız sınırlayıcı kademe serbest kolesterolün sitosolden mitokondriye taşınmasıdır. Mitokondride kolesterol iç membranda bulunan bir enzim ile pregnenolon'a dönüştürülür. Pregnenolon bir hormon değildir; fakat, tüm steroid hormonların sentezinde öncü bir ara üründür.

Gonadlar

Gonadlar ergin dişi ve erkek bireylerde germ hücrelerini (eşem hücreleri) sentezleyen merkezlerdir. Testisler spermleri, ovaryumlar ovumları (yumurtaları) üretirler. Germ hücrelerinin üretimiyle birlikte eşem steroid hormonlarını da sentezler ve salgılarlar.

Adrenal Korteks

Adrenal bez farklı fonksiyonlardaki bileşik bir bezdir. Bezin bir bölümü daha önce incelenen adrenal medulla ya da kromaffin dokudur. Bu doku katekolaminlerin sistemik salgılanmalarından sorumludur. Adrenal korteks bezinin diğer bölümü steriodojenik fonksiyona sahiptir. Bu kısım, memelilerin adrenal korteksi ve memeli olmayan omurgalıların interrenal bezleridir.
Adrenal steroidlerin temel fonksiyonları metabolik (glukokortikoidler) ya da tuz dengesini düzenleyici (mineralokortikoidler) süreçlerine göre sınıflandırılabilirler.
Adrenal bezler yaşam için zorunludur. Adrena bezlerin çıkarılması böbreklerin sodyum tutulmasındaki yeteneklerinin kaybolmasıyla sonuçlanır. Sodyumun tutulamamasıyla dehidrasyon sonucu periferal dolaşımda bozukluklar oluşur. Periferal dolaşımdaki bozukluklar sonucu da dokulara yeterli oksijen taşınamaz ve ölüm oluşabilir.
Adrenal steroidlerin glukokortikoid aktiviteleri yaşam için mineralokortikoidler kadar zorunlu değildir. Adrenal korteks hayvanların yaşam sikluslarının çeşitli evrelerinde de önemlidir. Memeli fetusu steroid sentezinde çok aktiftir. Oluşan steroidler plasenta tarafından östrojenlere dönüştürülürler.

Adrenal Medulla Hormonlarının Fizyolojik Etkileri

Kalp Kasının Kontraksiyon Gücü ve Hızının Artırılması

Başlıca beta reseptörler aracılığıyla gerçekleşen epinefrin (adrenalin) etkisidir.

Kan damarlarının Daraltılması

Özellikle, norepinefrin (noradrenalin) etkisidir; arterial kan basıncı artışıyla sonuçlanır.

Adrenal Medulla (Öz Bölgesi)


Adrenal medulla, sempatik sinir sisteminin modifiye bir ganglionudur. Hücreleri aynı zamanda biyokimyasal özellikleri bakımından da vücuttaki diğer organlara giden postganglionik sempatik nöronlara eşdeğerdir.
Postganglionik sempatik nöronlar ile birlikte, bu endokrin hücreler (kromaffin hücreler) doğrudan doğruya nörotransmitter olarak asetil kolin kullanan preganglionik sempatik nöronlar tarafından donatılmışlardır.

Adrenal Bez (Böbrek Üstü Bezi)


Böbreklerin üstüne yerleşmiştir. Bir bağ doku kapsülüyle çevrili ve kısmen yağ kütlesi içine gömülüdür. Adrenal medulla (öz bölgesi) ve adrenal kortex (kabuk) bölgesi olmak üzere iki bölümdür.

Böbrek Üstü Bezi (Adrenal Bez) Hormonları

Adrenal bez hormonları kimyasal dengeyi düzenler; metabolizmayı düzenler ve diğer bazı bezleri etkiler. Vitamin-E de adrenal bez hormonlarının dayanıklılığını güçlendirir.
Adrenal medulla ve adrenal korteks hormonları ortak bir formülün farklı varyasyonlarıdır; çevrenin bazı isteklerine ve streslere karşı organizmanın fizyolojik adaptasyonunda önemlidir. Tek bir bez olarak organize olmasına rağmen adrenal medulla ve adrenal korteks fonksiyonel olarak farklı endokrin organlardır ve farklı embriyonik orijinlere sahiptirler.

Elma Krom Kapsülü ile Zayıflama


Elma krom zayıflama hapı son günlerde fazlasıyla çıkan tartışmalardan kaynaklı bizlerde sosyal medyadan edindiğimiz bilgileri sizlere sunuyoruz. Piyasa iddialı bir giriş yapsa da zayıflama hapları kullanırken dikkat etmeniz gerektiğini bir kez daha yineleyelim. İyi okumalar dileriz.

Elma (krom kapsülü) İle Zayıflama


Kuzey ülkelerinde ki insanların mükemmel vücudu hep dikkat çekicidir. Mantıklı düşündüğünüzde bu bir coğrafi etken olmamalı. Ya da ülkemizdeki gözde sanatçılar neden bu kadar kusursuz hatlara sahip ? Zayıf ve ince olmayan insanlar sanatçı ya da ünlü olamaz mı? Vücudu muntazam ve ince olan kişiler yemek yemiyorlar mı? Eğer yemek yemekten vazgeçersem istediğim vücuda ulaşır mıyım? Bu sorular insanların sıkça kendilerine sordukları sorular olsa gerek.Bizler hem bu sorulara yazımızda cevap bulmaya hem de sadece zayıflama hapı kullanarak bu işin olmayacağına dair size bilgiler vereceğiz. 

23 Kasım 2018 Cuma

Detoksun Faydaları Nelerdir ? Detoks Nedir ?


Detoks  sağlıklı olmak açısından önemli bir diyet olarak geçmektedir. Vücudun reset sistemi olarak çalışmaktadır. Bu açından detoksun ne olduğu, ne gibi faydalar sağladığı gibi bilgiler vereceğiz. Bu bilgiler sayesinde detoksu nasıl uygulamanız gerektiğini de anlayarak uygulamada bulunabilirsiniz. İyi okumalar dileriz. 

Detoks Nedir



Detoks uygulamasının en önemli faydası ve yararı vücudu zehirli toksinlerden arındırması ve toksin atıcı özelliğidir kuşkusuz. Toksinler gerek çevre şartlarından gerekse tükettiklerimizden dolayı vücudumuzda biriken zehirlerdir. Vücut metabolizma faaliyetleri sonunda kendiliğinden de toksin üretmektedir. Bu toksinlerin birikmesi, hastalıklara, şişmanlığa ve cildin vücudun erken yaşlanmasına yol açar. Eğer vücudunuzun bir toksin deposuna dönüşmesini istemiyorsanız toksin kaynaklarından kaçının.

İnsülin Yetersizliğine ve Fazlalığına Bağlı Bozukluklar


İnsülin Yetersizliğine Bağlı Hastalıklar

Diyabet ( Diabetes mellitus) insülin yetersizliğine bağlı en önemli metabolik hastalıktır. Diyabetin iki türlüdür. Tip-I Diyabet yani, insüline bağımlı diyabet ve Tip-II Diyabet yani, insüline bağımlı olmayan diyabettir.

Somatostatin ve Pankreatik Polipeptid (PP)


Somatostatin

Somatstatin ilk hipotalamusta Growe Hormonu (GH: Büyüme Hormonu, STH) salgılanmasının inhibisyonunda tespit edilmiştir. Sonraki süreçte de pankreas ve sinir sisteminden SS-14 türü ve gastrointestinal kanaldan, yani, bağırsaktan SS-28 türü somatostatin salgılandığı kanıtlanmıştır. Somatostatinin SS-14 ile SS-28 türleri, farklı aminoasit zincir uzunluklarında sentezlenen hormonlardır ve farklı biyolojik potansiyeldelerdir. SS-14, glukagon salgılanmasının inhibisyonuyla; SS-28 ise, Growe hormonu salgılanmasının inhibisyonuyla fonksiyoneldir.

22 Kasım 2018 Perşembe

Glukagon ve Kan Şekerinin Yükselmesi


Glukagon, pankreasın langerhans adacıklarından (pankreatik adacıkları) salgılanan bir protein hormondur. Temel etki bölgesi karaciğerdir. Glukagon ile insülin çoğu aynı metabolik olayları etkiler; fakat, glukagonun etkisi insülinin etkisinin zıttıdır.

Glukagonun Fizyolojik Etkileri

Karaciğeri etkileyen glukagonun temel işlevi kan glukozu (kan şekeri) düzeyini yükseltmektir. Kan glukoz konsantrasyonundaki artış, özellikle, yakıt olarak sadece glukozu kullanan beyin dokusu için, açlık dönemlerinde glukoz sağlayabileceği önemli bir mekanizmadır.

21 Kasım 2018 Çarşamba

İnsülin Hormonu Sekresyonunun Kontrolü


İnsülin hormonu sekresyonunun (salgılanmasının) kontrolünde fonksiyonel faktörler, insülin sekresyonunu direkt uyaranlar, B-hücresinin glukoza yanıtını artırıcılar ve doğrudan salgılamayı inhibe eden inhibitörlerdir.
Langerhans adacıkları, zengin bir sempatik ve parasempatik sinirlerle donanmıştır.
Dolaşımdaki epinefrin ve sempatik nörotransmitter norepinefrin, alfa-adrenerjik resptörlerle etkileşerek insülin sekresyonunu inhibe eder. İnsülin sekresyonunun inhibisyonu özellikle ekzersiz sırasında insülin sekresyonunun inhibisyonundan sorumlu mekanizmanın bir kısmıdır.
B-hücreleri aynı zamanda beta-adrenerjik reseptör populasyonuna da sahiptir. Ba adrenerjik reseptör epinefrin ile aktifleştiğinde insülin sekresyonu uyarılır. Asetilkolin (parasempatik nörotransmitter) insülin sekresyonunu uyarır.

20 Kasım 2018 Salı

Bebeğinizin 1-3 Aylarındaki Sağlığı


Bebek sağlığı son derece önemli bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır.Bu konuda mutlaka aile hekimlerine danışılmalı ve bebeğin kilo boy oranlarının kontrol edilmesinin yanında başka durumların engellenmesi için doktora başvurulmalıdır. Bizler sizlere kısaca bebek sağlığı ve beslenmesi hakkında bilgiler vereceğiz. 



1-3 Aylık Bebeklerin Sağlığı

Bebeğiniz yeni doğmuş ve daha 3 aylık bile değilse hayatınızın en ilginç aylarından birini yaşıyorsunuz demektir. Deyim yerindeyse bir “uyuma ve emme makinası”olan bebeğiniz , bu dönemde gülen, tepki veren bir minik canlıya dönüşüyor Siz bu inanılmaz dönüşüme gün gün tanıklık ediyorsunuz.

Endokrin Pankreas



Bağırsak lümeninden yakıt olarak emilen besin öğelerinin vücut dokularına dağılımı organizmanın ekonomisi açısından çok önemlidir. Daha da önemlisi organizmanın yaşamı bu metabolik yakıtların yarılanmalarına dayanır.
Pankreas midenin altındaki lobüler yapıda karışık bir bezdir. Pankreasın ekzokrin fonksiyonu ince bağırsağa (gastrointestinal kanal) sindirim enzimleri salgılamaktır. Endokrin fonksiyonu ise, pankreas adacıklarını yani, langerhans adacıklarını oluşturan hücre gruplarından kana kan şekeri (kan glukozu) düzeyine bağlı insülin ve glukagon hormonlarını (pankreatik hormonlar) salgılamaktır.
Emilen besinlerin vücutta dağılımları ve kullanılmaları, endokrin pankreas hormonlarının kontrolündedir.

19 Kasım 2018 Pazartesi

Gastrointestinal Hormonların Fizyolojik Etkileri


Gastrin

Gastrin antal-G hücrelerinde sentezlenir. Mide ve duodenum mukozasına yerleşir. Mide asidi sekresyonu için uyarıcı, temel regülatördür. Ayrıca, gastrik mukoza hücreleri için önemli bir tropik ve büyümeyi uyarıcı etkinliktedir. Gastrik pitlerde yerleşen G-hücrelerinde sentezlenir. Reseptörleri parietal hücreler üzerinddedir.
Gastrin salgılanmasının temel uyaranları midedeki bazı besin öğeleridir; özellikle bazı aminoasidler ve kalsiyumdur. Kahve, şarap ve bira da etkili uyaranlardır. Salgılanma, pH çok düştüğünde inhibe olur.
Gastrinin memelilerdeki bir diğer temel biyolojik etkisi, midedeki besinin karıştırılıp parçalanması için, midenin güçlü düz kaslarının kontraksiyonunu uyarmaktır. Aminoasitler ve parçalanmış proteinler, memelilerde gastrik antral mukozadan gastrin salgılanması için en etkili uyarandır. Aminoasit molekülleri içerisinde ise, gastrin salgılanmasının en etkili uyaranları triptofan ve fenilalanindir.

Gastrointestinal Hormonlar


Bağırsak lümeni içindeki besinlerin vücuttaki tam sindirimi fizyolojik olayların koordinasyonuyla gerçekleşir. Sindirimi besinin kendisi başlatır ve sindirim kanalının ilgili bölümlerinde lokal sınınrlarda sürdürülür. Sindirim olayının koordinasyonu bağırsak lümeni içindeki besinin fiziksel ve kimyasal özelliklerine göre, nöral ve hormonal yanıtlar aracılığıyla gerçekleştirilir.
Sindirim fonksiyonunun kontrolündeki en önemli hormonlar, gastrointestinal (GI) kanal içinde, yani, mide ve bağırsak epitelindeki dağınık konumlanan endokrin hücrelerden sentezlenir.
Mide ve bağırsak epitelinde konumlanan endokrin hücreler ve bu endokrin hüccrelerin salgıladıkları hormonların oluşturduğu sistem “Enterik Endokrin Sistem” kapsamında incelenir.

Parathormonun Anormal Salgılanması


Parathormonunu (Paratiroid hormonu-PTH) salgılanmasının hem artışı, hem de azalması insan ve hayvanlarda önemli hastalıklara oluşturur.

Parathormonun Aşırı Salgılanması (Hiperparatiroidi)

Metastatik Kalsifikasyon

Hiperparatiroidide en büyük tehlike kalsiyum ve fosfat iyonlarının artması nedeniyle çeşitli dokularda yaygın kalsiyum fosfat çökelmesinin oluşmasıdır. Akciğer alveolleri, böbrek tubulleri, tiroid bezi, mide mukozası ve arter duvarları gibi çeşitli organlarda kalsiyum fosfat çökelmesiyle tehlikeli yapı bozulması ve fonksiyon kayıpları oluşabilir. Bu fonksiyon bozuklukları ölüm, yani, metastatik kalsifikasyon oluşur.
Parathormonu primer hiperparatirodi ve sekonder hiperparatiroidi oluşturacak türde aşırı salgılanabilir.

Parathormonun Fizyolojik Etkileri


Parathormonunun (PTH-paratiroid hormonu) kalsiyum transportunu etkileyen targetleri böbrekler, kemikler ve barsaktır. PTH'nin hiperkalsemik etkisi böbrekler, kemikler ve barsaktaki farklı etkiler sonucu oluşur.

Kemik Dokudan Kalsiyum Mobilizasyonu

Paratiroid Hormon:
  • Bağ doku öncü hücrelerinin (Pre-osteoklastlar) osteoklastlara dönüşümünü uyarır.
  • Dinlenme sürecindeki osteoklastları uyarır.
  • PTH kemik hücreleri, özellikle, osteoklastlar tarafından çeşitli organik asitlerin ve enzimlerin metabolik sentezini artırır.
  • PTH kalsiyumun lakün etrafındaki kısmen mineralize kemikten önce kemik sıvısına, daha sonra ekstraselüler sıvıya hareketi için derindeki osteositleri uyarır.
  • PTH etkisiyle, osteoblas membranları kalsiyum geçirgenliği kazanır ve osteoblastlara kalsiyum akışı gerçekleşir. Osteoblastlara kalsiyum akışı, kan kalsiyum düzeyini kısa sürede karşılayan mekanizmadır.

Kan Kalsiyum ve Fosfat Düzeyinin Hormonal Kontrolü


Parathormon, 1,25-dihidroksi vitamin-D3 [1,25-(OH)2D3] ve Kalsitonin birlikte çalışarak kan ve ekstraselüler sıvılara kalsiyum giriş çıkışlarını düzenlerler.
Parathormon ve 1,25-dihidroksi vitamin-D3 [1,25-(OH)2D3] kandaki kalsiyum konsantrasyonunu artırırken; kalsitonin ise, kandaki kalsiyum konsantrasyonunu düşürür.
Paratiroid bezler tiroid bezlerle sıkı ilişkilidir ve genelde tiroid dokusu içine gömülüdür. 1 ya da 2 mm çapında, esas hücreler (PTH) ve oksifil hücreler içeren 1 ya da 2 çift bezden oluşur. Esas hücreler (PTH) ve oksifil hücrelerden oluşur.

17 Kasım 2018 Cumartesi

Obezite Hakkında Bilgi


Obezite hakkında bilgi verirken obezitenin bir sağlık sorunu olduğunu ve ailedeki bireylere destek olmanız gerektiğini unutmayınız.Aşağıda bilimsel anlamda obezite nedir, VKİ ve obezite nedenleri hakkında bilgiler yer alacaktır. Bu sayede önlemeye dayalı adımları atmada yardımcı olabileceğimizi düşünüyoruz. İyi okumalar dileriz. 

Obezite Nedir?

Obezite, tıbbi tedavi ve önleme için yeni stratejilere ihtiyaç duyan en yaygın, kronik hastalıklardan biridir. Özellikle ABD'de görülmesine rağmen tüm dünyada yaygındır. Obezite mortalite, morbidite, maluliyet, sağlık hizmeti kullanımı ve sağlık giderlerinin önde gelen bir nedeni olarak, obezite prevalansı sağlık durumlarını da riske sıkmaktadır.  Obezite aşırı yağ dokusu olarak tanımlanır. Aşırı yağ (yağ) dokusunu belirlemek için birkaç farklı yöntem vardır; En yaygın vücut kitle indeksi (VKİ) hesaplamasıdır. Bir yağ hücresi bir endokrin hücresidir ve adipoz doku bir endokrin organdır. Bu nedenle, adipoz doku, metabolitler, sitokinler, lipitler ve pıhtılaşma faktörleri de dahil olmak üzere bir dizi ürünü salgılar. Önemli ölçüde, aşırı yağlanma veya şişmanlık, artan yağ asitleri ve iltihaplanma seviyelerine neden olur. Bu, tip 2 diyabetlere yol açabilecek insülin direncine yol açabilir.

Besin alımının biyolojisi, besiyerini başlatmak veya yemek yemeyi durdurmak için işaret eden koku alma (koku), tat, doku, sıcaklık, bilişsel ve duygusal tepkiler ve metabolik / otonomik bilgileri içeren çok karmaşıktır. Son zamanlardaki bilimsel araştırmalar, beynin üzerinde yer alan ve gıda alımında bir artışa ihtiyaç olduğunu gösteren çeşitli maddeler tespit etmiştir. Benzer şekilde, beynin gıda alımını azaltma sinyalini veren birkaç madde tespit edilmiştir.  Obezite dünya çapında artmaktadır. Yüksek Vücut kitle indeksi şu anda çocukluk ve anne yetersiz beslenme, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, güvensiz seks, demir eksikliği, sigara, alkol ve güvensiz su gibi büyük küresel sağlık sorunları ile sıralanmaktadır. 

Obezite olan insanlar için, sadece yaşam tarzı değişikliklerine dayanan kilo kaybı, elde edilmesi çok zor ve hatta daha da zorlayıcı olabilir. Obezite ilaçları gibi destekleyici stratejiler, bazı bireylerde obeziteyi etkili bir şekilde tedavi etmek için önemli araçlar olabilir. Hastalığın karmaşık yapısı göz önüne alındığında, tek bir ilacın salgını düzeltmesi olası değildir. Obezite tedavileri için ek araştırma ve geliştirme çabalarına ihtiyaç vardır - hipertansiyon gibi ilgili hastalıklar için 100'den fazla ilaç mevcut olduğu gibi, ancak uzun süreli obezite tedavisi için onaylanmış sadece 6 ilaç bulunmaktadır.

Diyette Doğru Bildiğimiz Yanlışlar


Diyet yapıyor musunuz ve kilo vermiyor musunuz? Muhtemelen, bazı yaygın diyet hataları sizi bu duruma düşürmektedir. Bizler bu konuya eğilerek sizlere yardımcı olmaya çalışacağız. Diyetinizde yaptığınız ufak tefek hataların farkına varmanızı sağlamaya çalışacağız. İyi okumalar dileriz. 

Diyet Hataları


Gerçek şu ki, diyette olduğunuzda bile sandığınızdan çok daha fazla kalori yiyor olabilirsiniz. Sıklıkla kilo vermemiz gerektiğini bildiğimiz ile diyet yapmaya çalışırken yaptığımız şey arasında bir kopukluk olabilir.

Yeni başlayanlar için, diyet hakkında düşünmeyi bırakın. Bunun yerine, kilo alımına neden olabilecek günlük alışkanlıklara bir göz atın. Bir diyete devam etmek yemekle ilgili bir saplantı yaratabilir, istekleri artırabilir ve  havlu atmaktan dolayı diyet yapmamanıza yol açabilir.

Kalorilerin ne kadar çabuk toplanabileceğinin farkında değilsiniz. Ekstra bir yemek kaşığı salata sosu 75-100 kalori ekleyebilir, ekstra bir yemek kaşığı tereyağı 102 kalori ekler ve öğle yemeğinizde sandviçle birlikte 162 kalori eklersiniz. Yemek yaparken, her güne yüksek kalorili bir kahve içeceği ile başlayıp akşam yemeğinde çocuk tabaklarını bitirirken veya çok fazla şarap içerek - bunlar kilo verme çabalarını sabote eden sinsi alışkanlıklardan sadece birkaçıdır.

Yağ Alma - Liposakşın


Genelde fazla kilolardan muzdarip olan bireylerin yağ aldırma hakkında bilgi aradıkları yanlış bir inanıştır. Normal kilosundan olan bireylerinde yağ oranı da fazla olabilir ve bu işlemi isteyebilir. Bizlerde bu işlem hakkında sizlere genel bilgileri vererek en azından işlemi yapmadan  önce bir öngörünüz olmasını sağlayacağız. İyi okumalar dileriz. 

Liposuction ( Liposakşın ) Nedir ? 

Televizyon, gazete ve dergiler sayesinde, yağ aldırma ve liposakşın hakkında  ifadeler yıllardır yüzümüze itilmiştir. Bazen, ne kadar sert savaşırsanız savaşın yağ fazlalıklarından kurtulamaz ve böyle işlemlere ihtiyaç duyabilirsiniz. Gerçek şu ki, bazı insanlar diyet ve egzersize rağmen küçülmeyecek yağ hücrelerine sahiptir. Bunun için de teknolojinin nimetlerinden faydalanmak gerekmektedir. Liposakşın, büyümeyecek ve vücudunuzun şeklini iyileştirecek küçük çıkıntıları gidermeniz için bir seçenektir. En sık tedavi edilen alanlar kalça, karın, uyluk ve kalça ve yüzü içerir. Liposuction , sadece yağ olan selüliti gidermez. 


Bin Kalorilik Mucize Diyet


Sizlere bin kalorilik mucize diyet hakkında bilgiler verirken baştan belirtmek isteriz ki bu diyet planı aylık olarak uygulamak sakıncalıdır.Bu diyeti haftalık olarak uygulayabilir,daha sonra normal diyetinize geçebilirsiniz. Aşağıda bin kalorilik diyet için örnek menü bulacaksınız.İyi okumalar dileriz. 

1000 Kalorilik Diyet


Önceden planlamak için  bir şeyler  yaptığınızda ve öğreteceğimiz teknik ile  kalorilerinizi kısacak yemek planları yapabilecek ve daha düşük kaloriler alabileceksiniz. Yazının başında da belirttiğim gibi 1000 kalorilik diyet sakıncalı olabilir ve herhangi bir rahatsızlığınız varsa alternatif diyetler uygulamalısınız. Günde 1000 kalori ile bazılarınız iyi yaşayabileceğiniz ve hızda kilo verebileceğinizi göreceksiniz. Daha da önemlisi, sağlıklı kalori hacimlerinde sevdiğiniz yiyecekleri yeme alışkanlıklarını oluşturduğunuzda, bir daha asla bir kilo probleminiz olmayacak. Size aynı zamanda ne kadar iyi yaşayabileceğiniz ve kilo verebileceğinizi anlatan bir günlük bir menü sunacağız.

16 Kasım 2018 Cuma

Hamilelikten Sonra Kilo Verme


Kadınlar anne olduktan sonra fazla kilolardan kurtulmak için çaba sarfetmektedir. Bizler bu çabanın fakında olarak yardımcı olmak için sizlere bir yazı sunacağız. Yazımızda gebelik sonrası kilo verme hakkında kısa ve örnekli bir bilgilendirme yer alacaktır. Sizlere doktorunuza danışarak önerilerimizi kendinize uygun düzenleyebilirsiniz. İyi okumalar dileriz. 

Hamilelikten Sonra Kilo Verme 




Kadınlar bebek sahibi olduktan sonra kilo vermekte sorun yaşarlar. Anneler ünlü olunca kiloları daha çok dikkat çekiyor. Ama Hollywood yıldızları ne doğurmaktan ne kilodan sakınıyorlar kendilerini. Onların sırrı, diyet ve egzersiz programlarında saklıdır.İşte annelerin doğumdan sonra kilo vermede yardımcı yöntemler nedir diye araştırdık ve bazı derlediğimiz bilgileri sizlerle paylaşmayı uygun bulduk.

Selülit ve Bölgesel Şekilde İncelmek Nasıl Olur?


Selülit günümüzde kadınların çilesi olmaya devam etmektedir. Genelde portakal kabuğu veya süzme peynir görünümü olarak nitelendirilen bu durum özellikle kozmetik dünyası tarafından fazlasıyla abartılmakta kadınlarda ciddi sıkıntılar yaşatmaktadır. Bizler bu yazımıza selülit sorununa değinirken kadınlarımızın buna çözüm aradıklarını ve bu çözümleri daha iyi sunmak gerektiğinin bilincinde olarak yayınlıyoruz. Umarım faydalı bir içerik sunmuş oluruz. İyi okumalar dileriz. 

Selülit ve Bölgesel İncelme


Dolaşımsal ve de hormonal bozukluklardan dolayı bağ dokusunda lokal olarak sıvı brikimi yaşanır. Bu hastalığın oluşumunda küçük damar dolaşım seviyesi düşer ve damar duvar bütünlüğü bozularak dışarı, doku içine sıvı sızar, burada yağ dokusu su hücreleri arasında birikme gözlemlenir. Daha sonra vücudun geliştirdiği savunma reaksiyonu ile bu sıvı, bağ dokusu tarafindan çevrelenir. Zamanla nodüller meydana gelir.

Aç Kalmadan Zayıflamak


Herkesin aslında  kilo verirken aradığı formül aç kalmadan zayıflamaktır. Bu durum genelde hızlı kilo vermek isteyenler için geçerli değildir. Sabırlı bir şekilde kilo vermek ve sağlıklı bir şekilde yağ kaybetmek için aşağıdaki yazımız sizlere yardımcı olacaktır. İyi okumalar dileriz. 

Aç Kalmadan Nasıl Zayıflarım ? 


Kilo kaybı bir kalori açığı oluşturarak gerçekleşir, yani aldığınızdan daha fazla kalori yakmanız gerekir. Bunu yapmanın en iyi yolu, günlük olarak ne yediğinizi izlemek ve günlük alışkanlığınıza hafif bir egzersizi dahil etmektir.  Kalori ve porsiyonları kontrol etmek, her zaman aç hissetmeniz gerektiği anlamına gelmez. Sizi daha uzun süre tok tutan yiyecekleri seçerek, yemeklerinizi değiştirerek ve genel olarak aktif ve sağlıklı bir yaşam tarzını teşvik ederek, aç hissetmekten endişe etmeden kilo kaybetmeye çalışabilirsiniz.


Aile Diyeti


Aile diyeti denilince akla gelen durum ailede fazla kilolu olan bireylerin zayıflaması için ailenin komple diyet yapması ve destek olması anlaşılsa da aslında aile diyeti ; sağlıklı ve dengeli beslenme  açısından ele alınmalıdır. Bu yazımıza elimizden geldiği kadar sizlere gerekli bilgileri vermeye çalışacağız. İyi okumalar dileriz. 

Aile Diyeti Nedir ?

Ailede kilolu bireylerin olması durumunda aile ile beraber diyet yapılması hem ailedeki her bireyin sağlığını koruyacak hem de kilolu olan aile bireyi daha rahat ve sağlıklı kilo verecektir. Bundan kaynaklı aile bireylerinin beslenmelerini düzene oturtmaları, beraber egzersiz yapmaları oldukça önemlidir. Ayrıca aile diyetinde protein, mineral, lifli gıdalar, vitaminler bulunmalı ve bunların alımı düzenli olmalıdır.  Bunun dışında aile de fazla kilo olmasa da aile bireylerinin sağlıklı beslenmesi açısından diyet son derece önemlidir. Zaten diyet kelimesi sağlıklı beslenme , dengeli beslenme ve bu  sayede hem fazla kilolardan kurutulma hem de diğer sağlık sorunlarından kurtulma anlamına gelir. Aşağıda daha detaylı olarak aile diyeti ve ailenin sağlıklı beslenmesi hakkında bilgiler verilecektir. 

Şişmanlık ve İyi Olma Sendromu


Bazı durumlarda insanlar yaşadıkları sorunlar ile başa çıkamazlar ve kendi hallerine anlamlandırarak sağlıksız olsalar daha mutlu olurlar. Aslından bu diyet sorunundan çok artık bir psikolojik sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bizler uzman görüşlerinden yaralanarak bu konu hakkında sizlere bazı bilgiler vereceğiz. İyi okumalar dileriz. 

Obezite ve İyi Olma Sendromu


Şişman olmak beden kitle endeksinizin fazla olması durumudur ve bu gibi durumlarda iyi olma sendromu denilen bira psikolojik durum ile karşı karşıya kalınabilir.Başkalarına sürekli hediye almak, kendi isteklerini ikinci planda tutmak, etrafındakilerin sevgisini kaybetmemek ve yalnız kalmamak uğruna hep uyumlu insan olmaya çalışmak iyi olma sendromunun bazı belirtileri arasındadır. Vücut ağırlığı normalden fazla olan kişilerde de görülebilen “iyi olma sendromu” aslında öz güven eksikliğine bağlı olarak görülebilmektedir. Bu durum fiziki açıdan kaybedilmiş olan sosyal statünün başka açılardan tamamlamak istenmesi durumudur.

Kalsiyum ve Fosfatın Vücuttaki Dağılımı



Vücuttaki kalsiyum ve fosfor havuzları hücre içi kalsiyum, kemik kalsiyumu, kan ve hücre dışı sıvıdaki kalsiyumdur.

Hücre İçi Kalsiyum

Mitokondriler ve endoplazmik retikulum kalsiyum depolarıdır. Hücresel depolardan salgılanmaya ya da hücre dışı sıvıdan girişe bağlı, hücre içi serbest kalsiyum düzeyi dalgalanır. Hücre içi serbest kalsiyum düzeyindeki dalgalanmalar, kalsiyumun hücre içi haberleşme, enzim aktivasyonu ve kas kontraksiyonu (kasılması) fonksiyonları için belirleyici önemdedir.

15 Kasım 2018 Perşembe

Çocuklarda Yoga

Çocuklar için yoga uygulaması, vücut ve sinir sistemini, solunum sistemini ve sindirim sistemlerini destekleyen büyük bir etkiye sahiptir. Yoga, çocukların duygularını ve davranışlarını doğrudan etkiler. Aynı zamanda yoga, zihinsel durum üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir ve yaratıcılığın gelişmesine yardımcı olur. Yazımda da çocuklar yoga yapmalı mı, yoganın çocuklara faydası olur mu, etkili midir, hangi yaşta yogaya başlanmalı, çocuk yogası nedir, çocuk yogasının faydaları nelerdir gibi sorulara cevaplara aradım.


Çocuklar Ne Zaman Yogaya Başlayabilir?

Osteoporoz ve Yoga

Osteoporoz, Yunanca kökenli bir kelimedir ve “gözenekli kemik” anlamına gelmektedir. Halk arasında “kemik erimesi” de denmektedir. Yazımda da yoganın faydalarından kemik erimesi meselesine değindim. Ayrıca yoga nedir, nasıl yapılır, osteoporoz nedir, geçer mi, tedavisi var mı gibi sorulara cevaplar aradım. İyi okumalar.

Yoga ve Osteoporoz


14 Kasım 2018 Çarşamba

Paratiroid Bezler




Plazma kalsiyum (Ca+2) ve fosfat (PO4) regülasyonu, bazı hormonların, birçok target organ üzerindeki etkilerini kapsar. Kalsiyum (Ca+2) ve fosfat (PO4) regülasyonunda fonksiyonel temel organlar kemikler, böbrekler ve bağırsaktır.
Kalsiyum regülasyonunda paratiroid hormon, 1,25-dihidroksi vitamin-D3 [1,25-(OH)2D3] metabolitleri ve kalsitonin fonksiyonel hormonlardır.

Tiroid Bozuklukları


Tiroid bezi anomalileri hipotiroidi ve hipertiroididir (tirotoksikoz). Hipotiroidide de, hipertiroidide de tiroid bezi büyür (guatr).

Hipotiroidi

Düşük düzeyde tiroid hormon salgılanmasıyla oluşan anomalidir.

Hipotiroidi'nin Nedenleri

Hipotiroidinin nedenleri iyot yetersizliği, tiroid bezinin tiroid hormonunu yetersiz üretmesi, hipotalamusun tiroid salgılatıcı hormonunu yetersiz salgılaması ve hipofizin tiroid uyarıcı hormonu yetersiz salgılamasıdır.

Tiroid Hormonlarının Etki Mekanizması


Hücre zarı, mitokondriler ve nukleus (hücre çekirdeği) tiroid hormon reseptörü içeriren hücre organelleridir.
Tiroid hormonları morfolojik etkileri, gelişimdeki etkileri, metabolik ve fizyolojik etkileriyle fonksiyoneldir.

Tiroid Hormonunun Morfolojik Etkileri

Tiroksinin hayvanlar alemindeki en önemli morfolojik etkilerinden biri, amfibi larvalarında metamorfozun uyarılmasıdır. Tiroid hormonunun DNA ve RNA sentezini uyararak bu etkiyi gerçekleştirdiği kabul edilmektedir. Uzun evreli larval süreç yaşayan neotenik türlerin bazıları da, larval somatik yapılarını değiştirmeden erginleşebilirler.

13 Kasım 2018 Salı

Tiroid Hormonunun Sentezi ve Sekresyonu


Tiroid bezinin özel fonksiyonu, hipofiz bezinin salgıladığı Tiroid Uyarıcı Hormonu'nun (TSH) kontrolüyle iyot biriktirilmesi ve biriktirilen iyodun tirozin ile birleştirilerek tiroid hormonu sentezlemesidir.
Hipofiz bezinin salgıladığı Tiroid Uyarıcı Hormonu'nun (TSH) kontrolündeki tiroid bezi iyot transportu, tiroglobulin biyosentezi, tiroglobulinin iyotlanması ve iyodotirozin birleştirilmesi evreleriyle tiroid hormonu sentezler.

İyot Transportu

Elaktrokimyasal gradiente karşı meme bezleri, tükrük bezi, mide ve tiroid bezi iyodu hücre içine alırlar. İyodu hücre içine almak, enerji bağımlılığını gerektiren; N+-K+ATPaz enzimiyle gerçekleştirilen bir olaydır. Aktif taşınımda Na/I taşıyıcı proteini kullanılır. Bu, Na/I taşıyıcı proteini, Tiroid Uyarıcı Hormon ile aktifleştirilir. Taşıyıcı Na/I proteinine hücre dışında bağlanan Na ve I stoplazmaya aktarılır. Na iyon gradiyentinin devamlılığını sağlamak için N+-K+ATPaz ile hücre dışına pompalanır.

Tiroid Bezinin Embriyonik Gelişimi


Siklostomların bir grubu hariç, tüm omurgalıların tiroid bezi basitçe farinks tabanından gelişir.
İnsan embriyosunda tiroid bezi ve paratiroid bezinin erken gelişim evrelerinin yakın ilişkisi nedeniyle birlikte incelenir.
Tiroid bezi gelişimi, 24. günde orta hat kalınlaşması, devamında da farinks boşluğunun endodermal tabanının bir dış cebini oluşturarak başlar. Bu tiroid taslağı 1. farinks ve 2. farinks cepleri arasında kese benzeri bir çıkıntı oluşturur. Embriyo 6. haftada ya da 7. haftada çift lobludur; embriyo uzarken ve dil öne büyürken tiroid bezi boyun bölgesinde aşağı iner; fakat, başlangıç noktasına dar, tiroglossal kanal oluşturarak bağlı kalır.

Tiroid Bezi (Glandula Thyroidea)


Vücudun metabolik termostatıdır. Vücudun bütün olaylarının ve organlarının çalışmasını kontrol eder. Vücut ısısını, enerji kullanımını ve büyüme hızını kontrol eder.
Tiroid bezi memelilerin boyun bölgesinde, larinksin (krikoid kartilajın) hemen altında, trakenin üst ön bölümüne, tiroid ve krikoid kıkırdağın üstünde ince bir doku bandıyla birleşerek yerleşmiş, kelebeğe benzer iki lobdan oluşmuş bir bezdir. Kan akımı zengin ve yaklaşık 20-30 gr ağırlığındadır.

Yaşlanma, Melatonin Yetmezliği ve Hidroksil Radikal Patolojisi


Melatonin evrim süresince korunmuş bir moleküldür ve oksidadif stresin en güçlü endojen önleyicisidir.
Yaşlanma melatonin sentez ve salınımında azalma ile karakterizedir. Melatonin sentez ve sekresyonunun azalması oksidatif strese karşı en etkin düzenek etkinliğini kaybetmekte ve tehlikeli bir prooksidatif durumun egemenliğine ve hücrenin doğru olmayan diferansiyasyonuna, hatta dejenerasyon ve ölüm koşullarını hazırlamaktadır.

10 Kasım 2018 Cumartesi

Melatoninin Antioksidan Savunmadaki Fonksiyonu


Memelilerde, melatonin üretim miktarı uyku ve uyanıklık kontrolüyle ilgilidir.
Melatonin hormonu beyindeki en önemli antioksidandır. Çünkü, indoller hem lipofilik, hem de hidrofiliktirler; kan-beyin bariyerini (engelini) kolayca geçerek beyin dokusuna sızarlar. Oysa, Vitamin-E lipid hücre membranıyla sınırlı, Vitamin-C sitosöl ile sınırlı antioksidanlardır.

Melatoninin Fonksiyonları


Renk Değişimi Kontrolündeki Fonksiyonu

Bazı balık, amfibi ve reptil türlerinde pineal bez renk değişiminde fonksiyoneldir. Pineal bez melanin pigmentinin toplanmasını uyararak renk açılmasını koşullar. Melatonin hipofizer Melanosit Uyarıcı Hormon'u (MSH) baskı altında tutabilir ve Melanosit Uyarıcı Hormon'u baskılayan melatonin de, renk değişimi üzerinde indirekt bir konrol sağlayabilir. Pineal bezi çıkarılmış sıçanın hipofizinde Melanosit Uyarıcı Hormon içeriği artar.
Pineal bezin ve melatoninin, renk değişimindeki fonksiyonu çok sınırlıdır.

Pineolositlerin Sinirsel Donanımlarının Gelişimi


Balık ve amfibilerde pineal reseptör hücre, kon-benzeri bir dış segment ve sinaptik bölge içerir. Bazalde, terminal bir pineal nöronun dentriti ile sinaptik ilişki kurar.
Kuş pineal organında modifiye olmuş fotoreseptör hücre, rudimenter bir dış segmente sahiptir ve çok sayıda salgı granülü içerir. Fakat, hala fotosensitif kapasiteye sahiptir. Kuşların melatonin metabolizmasının sirkadyen ritmi pineolositlerdeki biyolojik saat ile düzenlenir.

Melatonin Sentezi ve Sekresyonu


Melatonin yüksek organizasyonlu hayvanlarda pinealositlerde, az miktarda da retina ve Gastrointestinal (GI) kanalda sentezlenir. Pineal bezden (epifiz) üretilen melatonin bir endokrin hormon işlevi kazandığı için kana aktarılır. Retinadan ve gastrointestinal (bağırsak) kanalda üretilen melatonin ise, parakrin hormon işleviyle etkilidir; kana aktarılan düzey eser miktardadır.
Pineal bezin sekresyon (salgılanma) fonksiyonu indolamin grubu ve peptid grubu endojen maddeler ile gerçekleşir.

Pineal Bez (Epifiz)


Pineal sözcüğü latince pinealis sözcüğünden türetilmiş çam kozalağı anlamındadır. Pineal organlar morfolojisi, sitolojisi ve innervasyon, yani, sinirsel donanımı çok dikkat çekicidir. Dikkat çekici özellikleriyle pineal organlar, omurgalı sınıfları arasında, hatta, aynı sınıfın bireyleri arasında da farklı işlevler kazanmıştır.

Pineal Kompleks

Epitalamik bölgede gelişen bir epifizial yapı ve bir parapineal yapı gibi birden fazla yapıdan oluşan komplekstir. Genellikle, soğuk kanlı omurgalılarda oluşmuştur.
Pineal kompleks, bir pineal organ, yani, epiphysis cerebri ve bazen 3. göz adıyla bilinen parapineal organ, yani, yüzeysel parietal organ içerir.

6 Kasım 2018 Salı

Troid Uyarıcı Hormon (TSH)


Hipofizin salgıladığı folikül uyarıcı hormon (FSH), lutein hormon (LH) ve tiroid uyarıcı hormon (TSH) glikoprotein yapısında hormonlardır. Bu hormonların her biri alfa ve beta alt birimlerinden oluşur. Alfa alt ünitesi her üç hormonda da aynıdır; fakat, beta ünitesi TSH'da spesifiktir.
Yine hipofizin salgıladığı prolaktin hormonu (PRL) ve büyüme hormonu (GH) çok çeşitli dokular üzerinde, geniş bir alanda etkilidir. Tiroid uyarıcı hormonunun ise, tek bir targeti tiroid bezi'dir.

Troid Uyarıcı Hormon (TSH)

Memelilerde Süt Sentezi ve Salgılanması


Prolaktin hormonu süt sentezinde, süt bezlerinin tubuloalveolar büyümesini ve laktogenezi (süt üretimini) uyararak işlev kazanır.

Laktogenezin (Süt Sentezi) Uyarılması

Prolaktin doğumdan hemen sonra laktogenezi uyarır. İnsülin ve kortizol ile birlikte kazein gibi süt proteinlerini kodlayan genlerin transkripsiyonunu uyarmak için birlikte çalışırlar. Bu genlerin transkripsiyonunu uyaran etkiye “mammojenik etki denir. Fakat, mammalojik etkinin farklı memelilerde değişkenliği de gözlenmişir.

Kuşlarda Kursak Sütü Oluşumu

5 Kasım 2018 Pazartesi

Prolaktin Hormonu (PRL, LTH: Luteotropin Hormon)



Meme bezlerinin gelişmesini ve süt salgısını oluşumunda rol oynamaktadır.
Prolaktin (PRL) hormonu tek zincirli peptidlerden oluşan bir protein hormondur. 194-199 aminoasit moleküllük olgun hormon üç molekül içi disülfit bağı ile stabilize edilir.
Nicoli 1974 yılında prolaktinin hayvanlar alemindeki biyoljik etkilerini aşağıdaki başlıklar altında listelemiştir.
  • Üremenin çeşitli evreleriyle ilgili etkileri;
  • Somatotropik etkileri yani, büyüme üzerine etkileri;
  • Ozmoregülatör etkileri;
  • Deri ve türevleri üzerindeki etkileri;
  • Sinergizm, yani, steroid hormonlarla birlikte çalışma.

Prolaktinin Fizyolojik Etkileri

Growth Hormonunun (Büyüme Hormonu) Lokal Düzenleyicileri


Büyüne hormonları uyarıcı ve baskılayıcı özellikleriyle düzenleyici işlevi kazanır.
Büyüme hormonunun uyaranları altı kategoride incelenebilir.

Growth Hormonu Uyaranları

  • Hipoglisemi, 2-deoksiglikoz,egzersiz, açlık (enerji madde eksikliği);
  • Protein beslenmesi, arginin ve lizin infüzyonuyla dolaşımdaki bazı aminoasitlerin artışı;
  • Pirojenler, lizin-vazopressin ve psikolojik stres uyaranları;
  • 2. ve 4. dönem derin uyku;
  • glukagon, androjen (testosteron) ve östrojenler;
  • Kanda serbest yağ asitlerinin yükselmesi.

Growth Hormonu Baskılayıcıları

Adrenal Steroid, Eşem Steroidleri ve Katekolamin Hormonları


Adrenal steroidler, eşem steroidleri ve katekolamin hormonları, somatotropin hormonlarının büyüme üzerindeki etkisini azaltır ya da artırır.
  • Adrojen hormonu, ösrojen hormonu ve somatotropin hormonu (STH-GH) insülin benzeri büyüme faktörü I (IGF-I) etkisini (salgısını) artırır.
  • Tiroid hormonu somatotropin hormonunun etkisini artırırken, artan somatotropin hormonu da insülin benzeri büyüme faktörü I (IGF-I) etkisini artırır.
  • İnsülin hormonu anabolik etkinliği artırırken, anabolik etki de büyümeyi artırır.
  • Androkortikoidler büyümeyi artırır.
  • Yüksek doz glukokortikoidler büyümeyi azaltır.
  • Androjen hormonu ve östrojen hormonu kemiklerin kapanmasındaki işleviyle büyümeyi durdurur.

Growth Hormonu (GH, STH) Salgılanmasının Kontrolü

Pars Distalis


Omurgalılarda, Adenohipofiz'in (Ön Hipofiz) pars distalis bölümünün genel hücresel düzeni, sinüzoid benzeri kan kanalcıkları arasında konumlanan, dallanmış hücre kordonlarıdır.
Pars Distalis bölümü hücrelerinden somatotroplar, graw hormon (GH ya da STH-Somatotropin Hormon) salgılar; laktotroplar, prolaktin hormonu (PRL) salgılar; tirotroplar, tiroid uyarıcı hormon (TSH) salgılar; kortikotroplar, adrenokortikotropik hormon (ACTH) salgılar; gonadotroplar ise, folikül uyarıcı hormon (FSH) ve lutein hormon (LH) salgılar.

Büyüme Hormonu (GH-Graw Hormon ya da STH-Somatotropin Hormon)


2 Kasım 2018 Cuma

Panik Atak

Herkes hayatının herhangi bir sürecinde artan stres ve endişe dönemi yaşamaktadır.Herhangi bir  dönemlerinde yoğun baskı altında gördük geçirdiklerinizi düşünün veya daha yakın süreçte karşılaştığınız iş yaşamınızda ki mücadelenizi hatırlatın. Bu tür süreçlerde yaşayan kaygıyı nasıl yönetebileceğinizin farkındaysanız, oldukça fazla sorunlarla karşılaştığınız zamanları rahatça geçirebilirsiniz. Yazımda da panik atak nedir, neden yaşanır, nasıl tedavi edilir gibi sorulara cevaplar aradım. İyi okumalar.

Panik Atak Nedir


Adenohipofiz (Ön Hipofiz)


Adenohipofiz hormonlarının (Ön Hipofiz Hormonları) hepsi peptiddir ve büyüklükleri birbirlerinden farklıdır. Üç farklı peptid hormon ailesi belirlenmiştir. Bu peptid hormon ailelerinin aminoasit dizileri birbirine benzer hormonal molekül tiplerini içerir. Birbirine benzer moleküller de genetik bir ilişkiyi yani, benzer DNA moleküllerinden türevlendiklerini belirtir.

I. Peptid Hormon Ailesi

1 Kasım 2018 Perşembe

Oxytosin (OXY)


Oxytosin hipotalamusta sentezlenir; nerophysin I taşıyıcı proteinlerine bağlanarak depolanır ve nörohipofizden salgılanır.
Bebeğin dünyaya gelmesi sırasında salgılanmaktadır ve uterus kaslarını kasar. Oksitosin doğuma yardımcı olan bir hormondur. Diğer yandan doğumdan sonra da az oranlarda salgılanmaya devam ederek, süt bezlerinden sütün akışını sağlar.
Gebe kadının rahminin kasılmasını sağlayan, süt salgılanmasını kolaylaştıran hormondur.
ADH gibi 9 aminoasitten oluşan oxytosinde, iki aminoasid molekülü farklıdır. Oxytosin hormonu neurophysin I taşıyıcı proteinine bağlanarak depolanıp salgılanırken; ADH ise, neurophysin II taşıyıcı proteinine bağlanarak depolanıp salgılanır.

Oxytosin Hormonunun Fizyolojik Etkileri

ADH Salgılanmasının Kontrol


Antidiüretik hormon salgılanmasını düzenleyen en önemli etken plazma ozmolaritesi ya da kandaki partikküllerin miktarıdır. Ozmolarite hipotalamustaki ozmoreseptör olarak bilinen nöronlar tarafından algılanır ve bu ozmoreseptör nöronlar ADH sentezleyen nöronların salgılanmayı uyarır. Memelilerde glomerular filtrasyon hızı ve madde taşınması ADH'dan etkilenmez; ADH, memeli böbreğinde tubular duvarın su geçirgenliğini artırarak su kaybını azaltır. ADH'nin (AVP) salgılanması için gereken fizyolojik işaret, vücuttaki total su miktarıdır. En önemli fizyolojik işaret yüksek kan osmolaritesi ve düşük kan basıncı, yani, düşük kan hacmidir.

Antidiüretik Hormonun Damar Sistemi Üzerindeki Etkileri


ADH salgılayan bir çok türde, ADH'nin yüksek konsantrasyonları arteriolleri daraltır; arteriol daralmasıyla da arter basıncı artar. Arteriolleri daraltan etkisi nedeniyle ADH'e vasopressin de denir. Sağlıklı insanlarda ADH'nin arter basıncı etkisi çok zayıftır.
Hormonlar araştırılan türler ve verilen hormon miktarına göre yükseltici, düşürücü ve hem yükseltici, hem de düşürücü etkinlik kazanabilir. Bu değişken yanıtların bazıları hormonların hormonların kan damarı kan damarı sisteminde, özel kan yatakları üzerindeki selektif (seçici) etkilerine bağımlıdır.

Depresyon

Sözlükte depresyon:" uyaranlara karşı duyarlığın azalması, girişim gücünün ve kendine güvenin yitirerek umutsuzluğun, karamsarlığın güçlenmesi biçiminde beliren ruhsal bozukluk (çöküntü) durumudur." şeklinde tariflenmektedir. Depresyon önem verilmesi gereken ve aynı zamanda tedavi edilebilir bir psikolojik hastalıktır. Depresyonla her yaşta karşılaşılabilir fakat genellikle gençlerde ve kadınlarda çoğunlukla gözlemlenen bir rahatsızlıktır. Yazımda da depresyon nedir, belirtileri nelerdir, tedavisi nasıl yapılır, depresyon ilaçlar işe yarar mı gibi sorulara cevaplar aradım. İyi okumalar.

Depresyon Belirtileri

Kişilik Bozukluğu

Kişilik bozukluğu sokakta çokça karşımıza çıkabilen hayatın içinde kolayca eriyebilen bir psikolojik bozukluktur. Yani biri bağımlı kişilik bozukluğu taşıyor olsun o kişi çevresine bir etkide bulunmazsa fark bile edilmeyebilir. Yazımda da kişilik bozukluğu nedir, nedenleri nelerdir, belirtileri, tedavisi, çeşitleri nelerdir gibi sorulara cevaplar aradım. İyi okumalar dilerim.

Kişilik Bozukluğu Nedir 

Anksiyete

Anksiyete, vücudunuzun strese karşı doğal reaksiyonudur. Yaşanacağı var sayılan şey hakkında korku ya da endişe duygusu. Okulun ilk günü, bir iş görüşmesine gitmek veya bir konuşma yapmak, çoğu insan için korkulu ve gergin hissetmesine yol açabilir. Bu normal zaten. Anksiyete daha farklı bir korku ve endişe halidir.  Yazımda da anksiyete nedir, neden oluşur, tedavisi var mı, ne yapmalıyız gibi sorulara cevaplar aradım. İyi okumalar.

Anksiyete Neden Olur

Psikolojik Hastalıklar

Günümüzde birçok psikolog psikolojik rahatsızlıkların hem kişisel sıkıntı hem de yaşamın çeşitli alanlarında bozulma ile ortaya çıktığı konusunda hemfikirdir. Psikolojik hastalıkların tedavisi noktasında da el yordamıyla hareket etmek oldukça yanlıştır. Mesela kendinizi kötü hissediyorsunuz ve ruhsal durumunuz da olan bazı değişikliklerin farkındasınız; gidip kendi kendinize depresyon ilacı alırsanız durumunuz çok daha kötüleşebilir. Yazımda da psikolojik hastalıklar nelerdir, neden olur, tedavi edilebilir mi, psikologlar ne yapabilir, psikolojik testler etkili mi gibi sorulara cevaplar aradım. İyi okumalar.

Psikolojik Hastalıklar ve Nedenleri

Psikolog

Psikologlar psikoterapi, psikolojik danışmanlık, psikolojik değerlendirme ve psikolojik test uygulamalarını gerçekleştirmeye muktedir uzmanlar olarak bir tarifte bulunabiliriz. Psikologlar üniversitelerin Psikoloji lisans eğitim alırlar. Psikoloji lisans eğitimini tamamladıktan sonra psikolog ünvanına erişmiş olurlar. Yazımda da psikolog nasıl olunur sorusundan daha çok psikolojinin incelenmesi noktasında psikologa yaklaşacağım.

Psikoloji Nedir?

31 Ekim 2018 Çarşamba

Antidiüretik Hormon (ADH, Arg-vazopressin)



Arka hipofiz salgılarındandır. ADH hipotalamustaki supraoptik nukleusta, oksitosin (OXY) paraventriküler nukleusta sentezlenir. ADH neurophysin II taşıyıcı proteinine bağlanarak, oksitosin nerophysin I taşıyıcı proteinine bağlanarak depolanır. Uyarıldığında oksitosin ile birlikte salınr Arg-vazopressin 9 aminoasitlik bir peptiddir. Arg-vazopressin, neurophysin taşıyıcı proteinleriyle bağlanarak, birlikte hipotalamik nöronlardaki salgı granüllerinde depolanır ve her ikisi birlikte salgılanır.

Antidiüretik Hormonun (ADH) Fizyolojik Etkileri

Sistemik Hormonlar


Sistematik nörohipofiz hormonları sekiz farklı aminoacid ve totalde 9 aminoasit içeren küçük peptidlerdir.
Nörohipofizin sistemik hormonları temelde iki gruptur. Bunlar bazik peptidler ve nötral peptidlerdir.
Pars Nevroza'da kana verilen ve vücuda dağılan oksitosin benzeri nötral peptidler (OXY) ve antidiüretik-vazoaktif bazik peptidlerdir (ADH).

Nörohipofiz (Posterior Hipofiz, Arka Hipofiz, Pars Nevroza)


Omurgalı endokrin sistem ile sinir sistemi ilişkisindeki en önemli halka bazal hipotalamus ve hipofiz arasındaki bağdır. Bazal hipotalamus ve hipofiz arasındaki, kan ile nöron (sinir hücresi) ilişkisi ve ilişki düzeyi omurgalı sınıfları arasında değişkendir. Bu ilişkinin temeli, adenohipofizin kontrolü için Medien Eminence'in (ME) salgılatıcı faktörlerinin salgılanmasını kapsar.
Nörohipofizde yani posterior hipofizde portal sistem yoktur; magnosellüler nörosekrtör hücreler denen büyük nörosekresyon hücrelerinin aksonlarını ve terminallerini içerir. Bu nöronların hücre gövdeleri Paraventriküler Nukleus (PVN) ve Supraoptik Nukleus'ta (SON) bulunur. Paraventriküler Nukleus ve Supraoptik Nukleus'taki her bir nöron tipi sadece bir tip hormon sentezler.

Hipofiz Bezi


Bütün omurgalılardaki nörohipofiz, ilkel diensefalonun tabanının aşağı uzantısıyla oluşan kompleks bir yapıdır.
Beynin 3. ventrikülü nörohipofizdeki bir alan ya da sap kısmı ile ilişkilidir. Reptil, kuş ve memelilerin adenohipofizi, ağız içi ektoderminin Ratke cebi denilen bir çıkıntısından gelişir. Ratke cebi ilk oluştuğunda diensefalona çok yakındır; diensefalonun bu bölgesi nörohipofiz taslağını oluşturmaya başlar. Ratke cebinin üst ucu nörohipofize değdiği zaman, hala ağız ektodermine içi boş bir sap ile bağlanır. Epitel yapıdaki sap genellikle yavaş yavaş küçülerek kaybolur. Bununla beraber çoğu balık ve kuş türünde erginde de mevcuttur.
Adenohipofiz (Ön hipofiz) ve Nörohipofiz (Pars nevroza, arka hipofiz) bölümlerinden oluşur.

Nörohipofiz (Arka Hipofiz)


Fosfolipid Sistemi Habercileri


İnozitol (1,4,5trifosfat: IP3), Diasilgliserol (DAG)

Plazma membranın iç yaprağında bulunan fosfolipidlerin (özel olarak fosfatidil inozitol-4,5-bifosfat: PIP2) fodfolipaz C ile hidrolizi sonucu oluşurlar.
DAG (diasilgliserol), plazma membranının iç tabakasında kalır. Ca+2'a bağımlı protein kinaz enzimini aktifleştirerek, hücredeki değişikliklerden sorumlu bir çok proteini fosforiller. İnozitol ise, sitosole difüz olur. ER organelindeki reseptörünrüne bağlanır. Sitosele Ca+2 iyonlarının salgılanmasına neden olur. Sitosole salgılanan Ca+2'un hücre içi düzeyindeki artışı hücrenin yanıtını tetikler.

İkinci Haberci Grupları


Üç grup ikinci haberci bilinmektedir.
  • Siklik nükleotidler (cAMP, cGMP)
  • Fosfolipid sistemi habercileri (İnozitol-1,4,5trifosfat: IP3, Diasilgliserol: DAG)
  • Ca iyonları

Siklik Nükleotidler (cAMP, cGMP)

Trozin Kinaz Aktivitesi Gösteren Reseptörler


İnsülin, insülin benzeri büyüme faktörü (IGF-I) ve epidermal büyüme faktörü (EGF) için reseptörleri kapsar. Bu reseptörlerin hepsinde büyük bir dış hormon bağlama bölgesi, membrandaki kısa bir hidrofobik bölge ve tirozin kinaz aktivitesine sahip orta büyüklükte bir hücre içi parça vardır.

G-proteini ile Etkileşinler

Hücre İçi Reseptörlerin Yapısı


Hücre içi reseptörlerin hepsi, tek bir polipeptid zincirinden oluşurlar. Bu reseptörler hormon bağlama bölgesi, DNA-bağlama bölgesi ve amino ucu içeren bölgelerden oluşur.

Hormon Bağlama Bölgesi


Hamilelik ve Doğum Korkusunu Yenmek


Bir fobi aşırı ve irrasyonel bir korku tepkisidir. Eğer bir fobiniz varsa, korkunuzun kaynağıyla karşılaştığınızda derin bir korku veya panik duygusu yaşayabilirsiniz. Korku belirli bir yer, durum veya nesne şeklinde karşımıza çıkabilir. Genel anksiyete bozukluklarının aksine, fobi genellikle belirli bir şeye bağlı olarak gerçekleşir.Yazımda da hamilelik ve doğum korkusu üzerine eğildim. 


Fobi



30 Ekim 2018 Salı

Reseptör Konsantrasyonunun Kontrolü


Reseptörlerin sayısını genellikle aynı hormon, bazı durumlarda da diğer hormonlar düzenler.

Negatif Regülasyon

Plazma hormon düzeylerindeki değişikliklere yanıt olarak oluşur. Hormonun yüksek plazma konsantrasyonuna reseptörlerinin sayısı azalır. Bu da target hücrenin duyarlılığını azaltır (Down-regülasyon). Örneğin, obezitede (şişmanlık) insülinin yüksek dolaşım düzeyleri, fonksiyonel insülin reseptörlerinin sayısının azalmasına nedendir.
Reseptör Konsantrasyonu

Pozitif Regülasyon


Hormon Etkisi


Reseptör hormon etkisi için zorunlu bir faktördür.

Hormon Reseptörleri

Protein yapılardır. Yüzeyi üzerinde özel bağlanma bölgesi içerirler. Özel bir hormon, sadece özel bir reseptöre bağlanabilir. Ama, bir hücre birden fazla hormon için, birden fazla reseptör taşıyabilir. Örneğin, TSH (Tiroid Uyarıcı Hormon) sadece tiroid hücreleri üzerindeki TSH reseptörlerine bağlanabilir.

Kandaki Hormonların Konsantrasyonları


Hormonun kana salgılanma hızı ve kandan hormonun salgılanma hızı ve kandan hormonun temizlenme hızı arasındaki dedgeyle kontrol edilir. Bir hormonun kana salgılanma hızını, endokrin bezi stimüle eden (uyaran) ve inhibe eden (salgılamayı durduran) bütün faktörlerin toplamı belirler.
Hormonun kandan temizlenmesi için;

Hormonların Kanda Taşınması


Polipeptid hormonlar (protein) hidrofilik moleküllerdir ve suda erirler. Suda eridikleri için, kana girer girmez kan plazması proteinlerine bağlanmadan plazmada serbestçe taşınırlar.
Steroid hormonlar ise, hidrofobik moleküllerdir ve suda erimezler. Suda erimedikleri için, kana girer girmez kan plazması proteinine bağlanarak taşınırlar.

Steroid Hormonlar


Steroid hormonlar aldosteron, östradiol, progesteron, testosteron, kortizol ve 1,25-dihidrokolekalsiferol'dür (aktif vitaminD).

25 Ekim 2018 Perşembe

Tiroid Bezi Hormonları


Tiroid bezi, metobolik faaliyetler üzerinde tiroksin hormonu ve kalsiyum metabolizması için önemli olan kalsitonin hormonunu salgılar.Tiroksin hormonunun yapımı için yılda yaklaşık 50 mg. iyoda gerek vardır. Bu miktar besinlerle alınabilir. Yeterli gelmemesi durumunda, gereken iyot sofra tuzuna 1/1000000 arasında sodyum iyodür katılarak giderilmeye çalışılır.

Hormon Biyosentezi ve Salgılanması


Peptit Hormonlar

Peptit hormonlar hidrofilik moleküllerdir ve suda eriybilirler.
Bütün peptid hormonlar ve protein hormonlar, bir DNA molekülü kalıbından transkripsiyon ve translasyon ile sentezlenirler.
Polipeptid hormon salgılayan hücreler, polipeptid moleküllerin sentezi, paketlenmesi ve salgılanması süreciyle ilgili bazı yapısal özellikler taşır.

Hormonal Haberleşme


Hormonal Haberleşmede Sekresyon Türleri

Hormonal sistemde haberleşme endokrin sekresyon, nörosekresyon ve nörotransmisyonla gerçekleştirilir.

Endokrin Sekresyon

Endokrin hücrenin salgıladığı hormon kanla target hücreye taşınır. Yani, hormonu salgılayan hücre endokrin hücredir.

Hormon Nedir?


Özel bir hücrenin ya da hücre grubunun, yani, İç Salgı Bezleri'nin (Endokrin Bezler) kana veya ekstraselüler sıvı içine salgıladığı, vücudun diğer hücrelerinin fizyolojik kontrolünü gerçekleştiren kimyasal haberci maddelerdir. Sevinçten üzüntüye, coşkudan öfkeye, cinsiyet gelişiminden cinsel yaşama, hastalıktan sağlığa bir çok özellikte etkilidir. Hedef hücrelerin fizyolojik etkinliğini kontrol ederek homeostasiyi sağlar.

12 Ekim 2018 Cuma

Aloe Vera

Şimdi de meşhur aloe vera dosyasını açıyoruz. Nedir bu aloe vera her çeşit, krem, su, jel, yağ, bilimum kozmetik ürün içinde mevcut, gerçekten bu kadar etkili mi, ne işe yarıyor, nasıl etki ediyor bir bakalım inceleyelim istedik. Malum sagligim.org yazılarıyla, yakın zamanda aklınıza takılan konuların çoğu hakkında gerçekleri yazmasıyla bilinecek. Uydurma, yalan yanlış şeylerden sizi kurtarmaya adayız. Şimdiki yazımızda aloe vera yani tıbbi sarısabır bitkisi çiçeği, nasıl yetiştirilir, bakımı, fiyatı, aloe vera bitkisinin faydaları, kullanımı, cilde sürülür mü, nelere iyi gelir, aloe vera jeli gibi konularda bilgiler vereceğim.

11 Ekim 2018 Perşembe

Sinir Sistemi ve Endokrin Sistem

Kimyasal haberci bir madde, kanla taşındığı (hormon) ya da sinir ucundan salgılanarak taşındığındığı (nörotransmitter) target hücrenin, hücre içi olaylarını başlatabilmesi için, bir reseptör molekülü içerirmesi gerekir.

4 Eylül 2018 Salı

ŞARBON (ANTHRAX)

Şarbon (Anthrax) Nedir?

Şarbon Bacillus anthracis türü bakterinin neden olduğu, tehlikeli, zoonoz (hayvanlardan insanlara bulaşabilen) bir hastalıktır. Bacillus anthracis  sporları, çevre koşullarına karşı on yıllarca direnç göstererek canlılıklarını sürdürebilirler. Bacillus anthracis, toprakta doğal olarak bulunabilir ve dünya çapında evcil ve vahşi hayvanları yaygın olarak etkiler. Evcil hayvanların geçmişte şarbonu olduğu bölgelerdeki rutin aşılama, salgınlar çin önleyicidir. Memelilerde yaygın, kuşlarda sınırlı gözlenir.

2 Eylül 2018 Pazar

EBOLA

Ebola Virüs

Ebola Virüs Hastalığı' na (EVD) neden olan mikroorganizma cinsidir. Ebola virüsünün bilinen beş türünden dördü, insanda enfeksiyon nedenidir. Ölümcül olabilmektedir.

Ebola Virüsü Türleri

  1. Zaire ebolavirus (Ebola virüsü);
  2. Sudan ebolavirus (Sudan virüsü);
  3. Taï Forest ebolavirus (Taï Ormanı ebolavirusü, eskiden Fildişi Sahili ebolavirusü);
  4. Bundibugyo ebolavirus (Bundibugyo virüsü);
  5. Reston ebolavirus (İnsan olmayan primatlarda ve domuzlarda hastalığa neden olduğu bilinen, ancak insanlarda görülmeyen Reston virüsü).