1 Kasım 2018 Perşembe

Antidiüretik Hormonun Damar Sistemi Üzerindeki Etkileri


ADH salgılayan bir çok türde, ADH'nin yüksek konsantrasyonları arteriolleri daraltır; arteriol daralmasıyla da arter basıncı artar. Arteriolleri daraltan etkisi nedeniyle ADH'e vasopressin de denir. Sağlıklı insanlarda ADH'nin arter basıncı etkisi çok zayıftır.
Hormonlar araştırılan türler ve verilen hormon miktarına göre yükseltici, düşürücü ve hem yükseltici, hem de düşürücü etkinlik kazanabilir. Bu değişken yanıtların bazıları hormonların hormonların kan damarı kan damarı sisteminde, özel kan yatakları üzerindeki selektif (seçici) etkilerine bağımlıdır.
Antidiüretik Hormonun Damar Sistemi Üzerindeki Etkileri
Bir hormon koroner arteri daraltabilir; kalp duvarına gelen kanın miktarı azalır ve bu da düşük bir kalp vurum gücüne neden olur. Bu azalan kalp fonksiyonu, düşük kan basıncı ile ilgilidir. Çünkü, kan düşük güçle pompalanacaktır. Bu nedenle, bir hormon kalpteki küçük damarlar üzerinde etkili olarak sistemik kan basıncını indirekt azaltabilir. Buna karşın, bir başka hormon periferal kan basıncı üzerinde bütün ana arterleri ve arteriolleri genişleterek, genel bir etkinlik sağlayabilir. Sonuçta, damarların azalmış direnciyle bütün basınç da azalacaktır.
Evrimsel hat ilerlerken, hormon etkilerinin de kesin bir şekilde ayrıldığı gözlenir. Memelilerdeki baskın hızlandırıcı aktivite, kuşlarda baskılayıcıdır. Tetrapodlarda, memelilerdeki gibi suyun korunması nörohipofiz peptitlerin etkinliğindedir. Arginin vazotosin (AVT) mezotosinden ya da oksitosinden daha etkili bir antidiüretik faktördür.
Günümüz amphybia türleri arasında, yaşam sürelerinin karada ve suda geçen bölümlerinin oranı çok çeşitlidir. Bu çeşitliliğe bağlı olarak da amphybia türleri dehidrasyona karşı (su kaybına) farklı direnç düzeyleri gösterirler. Vücut suyunun korunması için de çeşitli fizyolojik mekanizmalar geliştirmişlerdir.
Su dengesinin kontrolünde nörohipofiz hormonlarının önemi kısmen özel türlerin yaşadığı habitatla da ilgilidir. Örneğin, tamamen akuatik bir tür olan Xenopus laevis AVT ya da mazotosine duyarlı değildir. Daha fazla karada yaşayan Anura gibi amfibiler de, vücut suyunu koruyabilmek için nörohipofiz peptidleri gerektiren bazı mekanizmalar geliştirmişlerdir.
Pek çok ürodal amfibide, AVT, sadece böbrekler üzerindeki etkisiyle suyun korunmasını sağlar. AVT'nin renal etkileri distal böbrek tubulünde su geri emiliminde memelilerdeki gibi bir artışı ve ayrıca, glomerular filtrasyon hızında bir azalmayı kapsar.
Amfibiler normalde su içmedikleri için derileri aracılığıyla ozmotik olarak su absorbe etmelidirler. Derideki AVT'ye bağımlı su transferi kısmen derinin su geçirgenliğindeki artışa bağlıdır. AVT suyun derinin dış tarafındaki sulu ortamdan iç taraftaki hipertonik solusyona doğru pasif akışını artıracaktır.
Bazı kara amfibileri ventral pelvik bölgelerindeki deride, çok fazla damarlanmış yama şeklinde bir parçaya bulunur. Bu çok damarlı bölge, temel su alım bölgesidir. AVT'ye yanıt olarak, pelvik bölge bitişik pektoral bölgeninkinden 5 kat bir hızla su absorblayabilirler. Amfibilerdeki ATV salgılanması için, fizyolojik uyaranlar memelire benziyor olabilir; yüksek kan osmolaritesi ve düşük kan hacmi.
Tatlısu balıklarında AVT enjeksiyonu diüraz oluşturur.Growth Hormonu Fazlalığı Diüraz, tatlısu balıkları için uygun bir yanıt olabilir. Çünkü, tatlısu balıkları, solungaçları içinden suyun geçişi nedeniyle su yüklenmesi sorunuyla karşılaşır.
Tuz konsantrasyonu, vücut sıvıları için hipertonik deniz sularında yaşayan balıkların, kara hayvanlarına benzer bir su koruma gereksinimleri yoktur. Çünkü, deniz ortamında su kaybı yoktur. Fakat, kullanılan suyun tuzundan kurtulma zorunluluğu vardır. Deniz balıkları bunu, suyu içeri alırken solungaçlar aracılığıyla tuzu boşaltarak gerçekleştirebilirler.
ADH'nin memelilerde su kaybını azaltma mekanizması üzerindeki çalışmalar sonucu bazı olasılıklar öne sürülmüştür.
AVP (ADH), glomerular filtrat ürerimini azaltarak glomerular filtrasyon hızını etkileyebilir.
Tubular duvar içinden madde geçiş hareketini etkileyerek, suyun duvar dışına hareketini sağlayabilir.
Tubul duvarlarının su geçirgenliğini artırarak suyun tubul dışına pasif hareketine sebep olabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder