15 Kasım 2018 Perşembe

Osteoporoz ve Yoga

Osteoporoz, Yunanca kökenli bir kelimedir ve “gözenekli kemik” anlamına gelmektedir. Halk arasında “kemik erimesi” de denmektedir. Yazımda da yoganın faydalarından kemik erimesi meselesine değindim. Ayrıca yoga nedir, nasıl yapılır, osteoporoz nedir, geçer mi, tedavisi var mı gibi sorulara cevaplar aradım. İyi okumalar.

Yoga ve Osteoporoz





Yoga osteoporoz tedavisinin etkin bir parçası olabilir: Son zamanlarda yapılan küçük bir çalışma , yoga uygulamasının günde sekiz ile on dakika kadar az bir süreyle egzersiz yapılmasının kemik yoğunluğunu artırabildiğini ortaya koymuştur. Düzenli bir yoga uygulaması ile güç, esneklik, denge, koordinasyon, dayanıklılık ve kas gücü iyileştirilebilir. Araştırmacılar, yoganın daha iyi bir denge ve koordinasyon dahil olmak üzere getirdiği yararlarının, osteoporotik kırıkların ana nedeni olan düşmeye karşı koruma sağladığını belirtmiştir. Bir uzman eğitmen eşliğinde seçilen yoga pozlarının, omurga ve kalçalara kuvvet uygulayarak kemik yoğunluğunu artırabileceği belirtilmektedir.
Yürüme, koşma, zıplama ve kaldırma gibi, sadece ağırlıkları taşıyan egzersizlerin, kemik yoğunluğunu korumak veya arttırmak için vücutta bir stres oluşturduğu düşülmektedir. Bu yüzden egzersiz ve osteporoz hakkında bilimsel makaleler yazılmaya başlanmış, yoganın ve osteoporoza etkisi ayrıca incelenmiştir. Dolayısıyla kemiklerin korunması için başka bir seçenek sunulmaya başlandı. Yoga bir zihin-beden aktivitesidir ve osteoporoza en fazla faydayı sağlamak için tam katılım gerektirir.

Osteoporoz Nedir?


Osteoporoz, kemiklerin aşırı derecede kırılgan ve yumuşak hale geldiği patolojik bir durumudur ve vücuda uygulanan en küçük darbe ya da bir düşme veyahut fizyolojik bir stres bile kemiklerde kırılma ile sonuçlanabilir. Osteoporoz ile ilgili kırıklar genellikle kalça , omurga ya da bileklerde ortaya çıktığı belirtilmektedir.
Osteoporoz, Yunanca “gözenekli kemik” anlamını taşımaktadır. Halk arasında “kemik erimesi” olarak da bilinir. Kemik yoğunluğunun azaldığı ve kırık oluşumunu hızlandıran bir hastalıktır. Osteoporoz sıklıkla “sessiz” bir hastalık olarak adlandırılır. Çünkü kemik yoğunluğunun kaybı kolayca fark edilemez. Osteoporoz, yaş ilerledikçe sıklıkla rastlanan bir hastalıktır ve kişi kemik ölçümü denilen kontrolleri düzenli yaptırmıyorsa muhtemelen kemikte bir kırılma yaşayıncaya kadar hastalığın farkında olmaz.
Osteoporoz, kırıkların yanı sıra, ağrılı durumlara yol açabilen kemiklerin incelmesi durumu için de kullanılır. Osteoporoz için çeşitli risk faktörleri vardır; yaş, cinsiyet, ideal vücut ağırlığının altında veya üstünde olmak, menopoz, sigara gibi bağımlılıklar sıralanabilir.
Gelişimi sağlıklı bir insan zirve kemik kütlesine maksimum 20 yaşına kadar ulaşmış olur. Yaşla ilerledikçe, kemik emilimi yeni bir tanesinin oluşumundan daha hızlı olur. Bu nedenle osteoporozun ortaya çıkışı, tamamen bireyin yaşamının ergenlik ve gençlik dönemindeki kemik gelişimine bağlıdır. Zirve kemik kütlesi ne kadar yüksekse, osteoporozun yaş ilerledikçe daha az görülebileceği anlamına gelir.



Osteoporoz Gelişiminde Bazı Risk Faktörleri



  • Cinsiyet: Kadınlar Osteoporoz gelişiminde daha büyük bir risk altındadır.
  • Yaş: İlerlemiş yaş, Osteoporoz gelişimi için daha büyük riskdir.
  • Irk: Örneğin, Asya popülasyonu Osteoporoz gelişimi için daha büyük risk altındadır.
  • Aile Tarihi: Bir bireyin ailesinde Osteoporozlu biri varsa, osteoporoz ihtimali daha yüksektir.


Yukarıda belirtilen risk faktörlerinin yanı sıra, kalsiyumun kemikleri sağlıklı hale getirdiği için düşük kalsiyum alımı da hassas ve yumuşak kemiklere neden olabilir. Yeme bozuklukları ya da düzensiz beslenme alışkanlıkları da Osteoporoz riski altında olma ihtimalini arttırır. Hareketsiz bir yaşam tarzı sürdüren ve fazla egzersiz yapmayan kişiler de Osteoporoz gelişimi için yüksek risk altındadır. Alkol ve tütün kullanımı fazla olan bireyler de daha ileri yaşlarda Osteoporoz eğilimi gösterirler.

Osteoporozun Belirtileri Nelerdir?


Osteoporozun ilk aşamalarında, hiçbir belirti duyulmayabilir ancak kemikler zayıflamaya başladığında, aşağıdaki belirtiler görülebilir:


  • Kronik sırt ağrısı
  • Zamanla yükseklik kaybı
  • Duruş (postür) bozuklukları
  • Kemiklerde sık kırık oluşumu


Osteoporoz Teşhisi


Osteoporoz, bir bireyin kemik yoğunluğu ölçülerek kolaylıkla teşhis edilebilir. Osteoporozdan etkilenen bir birey düşük bir kemik yoğunluğuna sahip olacaktır.

Yoga ile Osteoporoz Tedavisinde Nelere Dikkat edilmeli?


Yoga, osteoporozlu bir bireyin sıkıntılarını azaltmaya yardımcı olabilir. Ancak doktor gözetiminde olması gereken bu hastaların hekiminin önerilerini dikkate alarak ilerlemesi ve bir eğitmen ile çalışması önerilir. Yoganın osteoporozlu kişilere destek olabileceği çalışmalarla sunulmuşsa da, kişilerin kesinlikle, doktorların tavsiyelerini almaları ve pozları denemeden önce bir yoga uzmanına danışmaları gerekmektedir.

Yoga Osteoporozu Nasıl Engeller?


Yoganın osteoporoz tedavisinde desteği için “Wolff yasası”nın takibi, bir grup araştırmacı tarafından sunulmuştur. Wolff yasası; kemiğin yapısal desteği olan architectonic, kemiğin maruz kaldığı kuvvet çizgilerini izler. Kemik hücreleri, sıkıştırarak veya bükülerek veyahut uzayarak uyarılırken, basınca direnmek için daha fazla kemik kütlesi üretir. Bu noktada basınç artık kemiği bozmaz ve kemik yapım hücrelerini daha fazla muhafaza eder. Bunun oldukça iyi bir geri bildirim sistemi olduğundan söz edilir. Osteoporozda, kemikler daha fazla bükülür, bu nedenle hücrelerin kemiği yapmak için stimülasyonunda basınç etkilidir. Yoga kemiği ‘vurgulayarak’ çalıştığı belirtilir. Yoga, uzun zaman periyotları boyunca, hemen hemen her düşeyde izometrik kasılma ile kemiği uyarır.
Yoga, kemik kütlesinin büyümesine yardımcı olur ve düşünülebilecek her açıdan kemikleri çekip gerdirdiği için, daha fazla miktarda basınca ve aynı zamanda birçok farklı türe direnebilen bir kemik yapısının oluşumunu da teşvik edebilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder