10 Kasım 2018 Cumartesi

Pineal Bez (Epifiz)


Pineal sözcüğü latince pinealis sözcüğünden türetilmiş çam kozalağı anlamındadır. Pineal organlar morfolojisi, sitolojisi ve innervasyon, yani, sinirsel donanımı çok dikkat çekicidir. Dikkat çekici özellikleriyle pineal organlar, omurgalı sınıfları arasında, hatta, aynı sınıfın bireyleri arasında da farklı işlevler kazanmıştır.

Pineal Kompleks

Epitalamik bölgede gelişen bir epifizial yapı ve bir parapineal yapı gibi birden fazla yapıdan oluşan komplekstir. Genellikle, soğuk kanlı omurgalılarda oluşmuştur.
Pineal kompleks, bir pineal organ, yani, epiphysis cerebri ve bazen 3. göz adıyla bilinen parapineal organ, yani, yüzeysel parietal organ içerir.

Pineal Organ

Beynin diensefalonun tepesinden türevlanmiş, epifizial yapıyı açıklamak için kullanılır.

Pineal Bez

Salgı fonksiyonunu belirten granüllü endopolazmik retikulum (GER), golgi ve sekresyon (salgı) granülleri gibi sitolojik yapıların bulunduğu dokudur. Sıcak kanlı omurgallılarda, yani, kuş ve memelilerde sadece bezsi yapıda bir pineal organ vardır; parapineal organ bulunmaz.
Pineal bez, yani, epifiz parankimal hücre ve interstisial hücre olmak üzere iki hücre grubundan oluşur. Parankima hücrelerine pinealosit (pineal hücre) denir. Pineal bezi oluşturan hücrelerin %90'ı pinalositlerdir.
Pinealosit hücreleri aşağı omurgalılarda fonksiyonel ışık reseptörleridir. Pineal bez (epifiz) reptillerde ve kuşlarda deriye çok yakındır ve gece-gündüz döngülerini algılamak için göz ile etkileşmezler. Gece-gündüz döngülerini pineal bez algıladığı için, pineal beze 3. göz de denmektedir.
Pinal bez, görme sistemindeki ritmik ışık mesajının, organizmadaki bütün organlara iletilmesi işlevi kazanmış uç organıdır. Işık uyarısı, pineal beze çok nöronlu, kopleks bir sistemle ulaşır.
Fotosensör organ, en ilkel pineal organdır. Balıkların ve amfibilerin pineal organları öncelikle fotoresepsiyonda ve sonra da sekresyonda rol oynar. Pineal organ, aşağı omurgalı gruplardan yüksek omurgalı gruplara evrimleşirken, duysal algılama fonksiyonu, endokrin fonksiyona dönüşür.
Filogenetik gelişim sürecinde, memeli pinealosidi (pineal hücre), ışık uyarısına direkt tepki oluşturmaz. Işık uyarısını algılayan pineolisitler, sekresyon fonksiyonuyla çeşitli target bölgelerde çok nöronlu, kompleks ve regülatör bir ara istasyondur.
Birçok memeli türünde tek tip pinalosit tanımlanırken, insan ve bir grup memelide tip-1 pinalosit hücre ve tip-2 pinalosit hücre tanımlanmıştır.
Pineal bezi oluşturan pinealositlerle birlikte, en önemli hücre topluluğu glial hücrelerdir. Pineal bezin %5-10'u glial hücrelerdir.
Pinealosit ve glia hücreleriyle birlikte, mast hücreleri, plazma hücreleri, pigment içeren hücreler, çizgili kas hücreleri ve sinir hücreleri de pineal bezi oluşturan hücrelerdir. Pineal bezin sapını oluşturan hücreler ise, seyrek düzeyde pinealositler, glial hücreler ve miyelensiz sinir lifleridir.

Retinohipotalamik Traktus

Retinohipotalamik traktus, retinadan hipotalamusa uzanan yoldur. Retinadan hipotalamusa uzanan retinohipotalamik traktus, hipotalammusun suprakiazmatik nukleusuna (SCN) ışık ve karanlık sikluslar hakkında bilgi taşır.
Suprakiazmatik nukleustan pineal beze pineal sinir aracılığıyla (Sem. S.S.) sinir impulsları gelir. Bu sinir impulsları melatonin üretimini inhibe eder (üretimini durdurur). Sinir impulsları durduğunda, örneğin gece ışıksız bir ortamda pineal inhibisyonu kalkarak, pineal bezden melatonin salgılanır. Pineal bez karanlık fazdaki işlevi nedeniyle fotosensetif organdır ve organizma için önemli bir kronometredir.

Pineal Bez (Epifiz) Histolojisi

Pineal bez, yani, epifiz pinealositlerden (pineal hücreler) ve astrositlerden (glia hücrelerinden) oluşur. Pinealositler, filogenetik süreçte pineal fotoreseptör hücrelerden türevlenmiştir.
Aşağı omurgalılarda pineal fotoreseptörleri görme hücrelerine benzer; bir dış segment, bir iç segment ve afferent pineal sinir fibrilleriyle sinaplar içerir. Memeli pinealositleri ise, sinir hücrelerine benzeyen çok fazla farklılaşmış hücrelerdir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder